ARTIK YETER!

OYUNA GELME

SERMAYEYE YEM OLMA!

Ülkemiz uzun yıllardan beri emperyalist kuşatma altındadır. Türkiye’yi uçurumun eşiğine getiren bu kuşatma; ABD ve İsrail saldırganlığının desteklenmesi ile daha da tehlikeli bir boyut kazanmıştır. Ülke ekonomisi çökertilmiş olup, birçok ekonomik ve stratejik kuruluş yabancı tekellerin eline geçmiştir.   Ülkemizde kapitalizmden kaynaklı vurgun, talan, hırsızlık, rüşvet ve her türlü yozlaşma akıl almaz boyutlardadır. Türk ve Kürt halkı; kimliği çok iyi bilinen emperyalist çevrelerce karşı karşıya getirilmek istenmektedir.  

Geniş emekçi yığınları, ülke sorunları ile ilgili alınan kararlarda ve kararlara karşı verilecek savaşımlarda söz sahibi olmaktan neredeyse tümüyle devre dışı bırakılmıştır. Ülkemiz; NATO, İMFE, Dünya Bankası, Avrupa Birliği gibi her bir emperyalist tekellerin çıkarlarını bire bir savunan kurumlarca yönetilmekte ve çok büyük baskı altında tutulmaktadır.  Sözü geçen bu kurumlar, bir bütün olarak, Türkiye’nin bağrından sökülüp atılmalı, işbirlikçi sermaye güçlerinin akıl almaz yalanına bir an ön önce son verilmelidir.

Bölgemizde emperyalistlerin etnik çatışma ü,zerine kurguladıkları oyunlar boşa çıkarılmalı, Türk ve Kürt halkının kardeşliği ve birliği güçlendirilerek; şoven çevrelerin inkârcı ve yok sayma politikalarına geçit verilmemelidir. Ülkemizi ABD ve diğer emperyalist ülkelerin oyuncağı hâline getiren işbirlikçi çevrelerden hesap sorulmalıdır. ABD ve Avrupa Birliği yandaşı ister Türk, ister Kürt işbirlikçilere, halkları birbirine karşı kışkırtan faşist eğilimlere, emperyalistlerin bölücü ve parçalayıcı politikalarına karşı birlikte savaşım verilmesi yaşamsal zorunluluk olup, Türk ve Kürt emekçilerinin sosyal kurtuluşu olan tek kurtuluş seçeneği sosyalizmin önünü açacak bir politika izlenmelidir.  Bugün iki halkı emperyalizme mahkûm etmek isteyen bu çevrelere karşı birlikte savaşarak kardeşçe bir yaşam sağlanmalıdır. 

Türkiye’nin sorunları bugünün sorunları değildir.  Bu sorunlar yıllardan beri Amerikancı politikalar izleyen sermaye güçlerinin işidir. Bu politikalar AKP iktidarı ile daha da boyutlanmış, olası tehlikeyi büyütmüştür. Başta Barzani olmak üzere, Amerikancı politikanın milim dışına çıkmayan çevreler, halklar arası barışı bozacak açıklamalar yaparak gerginlik yaratmaktadırlar. Irak’taki durum ortadadır. Kürtler Türkmenlere, Türkmenler Kürtlere, Araplar diğerlerine, diğerleri Araplara, Sünniler Şiilere, Şiiler Sünnilere Amerika’nın ustaca uyguladığı politikalar nedeniyle düşman kesilmişlerdir. Irakta bu yüzden, her gün yüzlerce insan yaşamını yitirmektedir. Türkiye, bu düşmanlıkları daha da körükleyecek olan sınır ötesi operasyonlara girişmemeli; ülkemiz için ve Irak’ta yaşayan halklar için iyi bir şey yapmak istiyorsa, Amerika ile derhal ilişkileri kesmeli ve ülkemizde konuşlanmış olan Amerikan askerî varlığını ülkemizden defetmelidir. Bunları yapmadan,  “Amerika’yı karşımıza almaktan çekinmiyoruz.” görüntüsü yaratan sınır ötesi operasyonlardan söz etmek tam anlamıyla iki yüzlülüktür.

Recep Tayip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçtirme aşamasına getiren şey, Amerikancı işbirlikçi sermaye güçlerinin politikaları olmuştur. Bugün timsah gözyaşları döken bu çevrelerin söylediklerine aldırmamak gerekir. Bu durum gerçekten de içler acısıdır. Çünkü Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa; emperyalist-kapitalist sistemi, gericiliği, her türlü vurunu, talanı, adam kayırmayı temsilen çıkacaktır.  İşçilere, köylülere ve diğer emekçilere karşı düşmanca politikaları savunduğu için çıkacaktır.  Recep Tayip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilecek olması, kimilerinin söylediği gibi demokrasinin gereği değil, demokrasinin olmadığının kanıtıdır.  Sorun sadece Erdoğan’la sınırlı değildir. AKP tarafından kim aday gösterilirse gösterilsin sonuç değişmeyecektir. Çünkü bugünkü parlamentonun halkın iradesini temsil etmemesi bir yana; ABD ve emperyalizm yanlısı politikaların arkasında olmaları ise büyük engeldir. Bugün ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle sermaye güçlerinin sözcüleri, Türkiye geniş emekçi yığınlarıyla alay eden bir kampanya yürütmektedirler. İşçiler, köylüler ve diğer emekçi güçler bu seçimler nedeniyle sermayenin sözcülerine Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle hak ettikleri yanıtı, demokratik haklarını kullanarak mutlaka vermelidirler.

Türkiye, emperyalist ABD ile açık-gizli her türlü pazarlıktan uzak durmalı, bir ABD generalinin açıkladığı, bölgede 7 ülkenin işgal edilmesi planında, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi rol almaya kalkışmamalıdır. Emperyalist dünyanın politikalarının boşa çıkarılması için, Türkiye ve İran, dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmeli; Türkiye, ABD’nin İran’da iç karışıklık çıkarmak için etnik yapıları kullanma girişimlerinde -hangi nedenle olursa olsun- rol almamalıdır. İran halk, başındaki gerici mollalardan kendi özgücüyle kurtulmalı.  ABD’nin her türlü bahanesi, yüzüne bir tokat gibi indirilerek, İran’ın işgal edilmeye kalkışılmasına ve parçalanmasına karşı İran’la birlikte davranılmalıdır.

Avrupa Birliğine üyelik başvurusundan derhal geri çekilmeli, ülkemizi her yıl 200 milyon dolar zarara uğratan Avrupa Gümrük Birliği Anlaşması iptal edilmelidir.  Tarım başta olmak üzere AB’nin isteğiyle yapılan bütün ekonomik düzenlemeler geçersiz sayılmalıdır. Türkiye’nin kaynakları, söylenenin aksine, talancılara ve emperyalistlere peşkeş çekilmediği sürece kendi kendine fazlasıyla yetecek bir birikime sahiptir. Aslolan, ekonominin doğru ve ülke yararına kullanılmasıdır.

12 Eylül 1980’den bu yana, ülkemizde gerici ve tarikatçı vurgunculara gün doğmuş; ABD ve diğer emperyalistlerle işbirliği içinde olan sermaye güçleri, gemi iyice azıya alarak işçi sınıfımıza ve emekçilere karşı yaşamın her alanında akıl almaz saldırılar yürütmüşlerdir. Ülkemiz geniş emekçi yığınları, güçlerini birleştirmeksizin emperyalizme, sömürüye ve her türlü gericiliğe karşı sonuç alıcı bir savaşım örgütleyemezler.  12 Eylülcülerden hesap sorulmaksızın,  ülkemiz üzerindeki kara bulutları dağıtmak olası değildir. Bu bağlamda 12 Eylül yargılanmalı, tüm uygulamalarının hesabı, sorumlularından kesinlikle sorulmalıdır.

Önümüzde sizleri yakından ilgilendiren genel seçimler vardır. Birbirinden farkı olmayan sermaye partileri, sizi beyaz bayraklarının altına çağırmaktadırlar. Yıllardır sermaye partilerinden yana davranıldığı için ülkemizin ve emekçi yığınlarının içine düşürüldüğü yoksulluk ve umarsızlık ortadadır. Bu seçimlerde, başta AKP olmak üzere, bütün sermaye partilerine oyunu vermeyerek onları cezalandır. Bu konuda nasıl davranılacağını belirlemek için bizim sesimize, yani Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) sesine kulak ver.

ARTIK YETER!

OYUNA GELME,

SERMAYEYE YEM OLMA!


İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

[- Sayfayı yazdır - ]


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA