CHP Ne Yapmak İstiyor?
Turgut KOÇAK
06.Ekim.2007
turgut.kocak@hotmail.com
CHP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde gerekli başarıyı gösteremeyerek muhalefette kaldı. AKP, yüzde 35'lik bir oy oranı ile 360'ın üstünde milletvekili çıkararak mecliste istediğini yapacağını düşünen bir parti konumuna yükseldi. Yaptı da. Özelleştirmeler gırla gitti. Amerikancı dış politika, AKP iktidarının tartışılmaz politikası haline geldi. Zengin daha zengin olurken, geniş halk yığınları daha da bir yoksullaştı. Toplum; AKP'nin gerici istemleri doğrultusunda içten içe örgütlenerek cemaatleşti. İslami yaşam tarzı dayatılan ve en çok konuşulan yaptırımlara dönüştü. Bütün bunlar olurken Ana muhalefet Partisi CHP ise kılını kıpırdatmayarak politikayı meclise kilitlemekle kalmadı, aynı zamanda kendi yazgısını ise AKP'nin başarısızlığına koşulladı. Bazılarının aksini söylemelerine karşın AKP, beş yıla yakın iktidarı döneminde kesinlikle başarısız oldu. Dünyanın neresinde olursa olsun başarısız partiler ya oy yitirir ya da iktidardan olurlar. Oysa AKP, başarısızlığına karşın ne oy yitirdi ne de iktidardan oldu. Bu kez oyunu yüzde 46,5'in üstüne çıkardı. Bu sonuçlar hemen herkesin ağzını bir karış açıkta bıraktı. Oysa görünen köy kavuz istemez derler. Öyle de oldu. CHP'nin edilgen politikası eylemli yığınlara öncülük edip, ortaya çıkan bu gücü değil iktidara taşımak daha da yılgınlaştırdı moral bozukluğuna uğrattı. Sonuç olarak bir kez daha gündeme gelen Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı mecliste ortaya çıkan güç dengeleri düşünüldüğünde engellenecek gibi görünmediğinden CHP'de meclis toplantısına katılmayarak meclisin Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan tutumunu bir anlamda protesto etti. CHP, bu kadarla da yetinmedi. Devlet katında Abdullah Gül'ün katılacağı birçok toplantıya da katılmayarak katı tutumunu sürdüreceğini ilan etti. CHP, sert bir politika izleyeceği izlenimi vererek, doğrularının arkasında duracağı görüntüsü vermeye çalıştı. Ancak; gördük ki, CHP'nin bu tutumunun da kayda değer bir anlamı yoktur. Çünkü 21 Ekim'de yapılacak olan referandum sonrası Abdullah Gül'ün yerinde kalması için AKP'ye akıl vermeye kalkan da diğer partilerden önce CHP olmuştur. Böylece boşluğa düşme olasılığı yüksek olan Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olarak kalması sağlanmış oldu. Bir başka deyişle bu referandumda cumhurbaşkanını halkın seçmesi doğrultusunda karar çıkacağı kesin olmasına karsın 11. Cumhurbaşkanını halk seçmeyecektir. Yani iş 12. cumhurbaşkanı seçimlerine kaldı. CHP, pek çok politikada olduğu gibi en çok arkasında durduğunu göstermeye çalıştığı politikalarda da çuvallamaktadır. Madem ki, referandumda bundan böyle cumhurbaşkanını halk seçecektir. Abdullah Gül'de seçilmek için halkın önüne çıkmayı göze almalıdır. Almak zorundadır. Çünkü; bu referandum olayını planlayanlar da bunu bir tehdit unsuru olarak kullanmaya kalkanlar da AKP'lilerdir. Hiç değil, cumhurbaşkanı seçimi yapılırsa, CHP yeni bir söylem ve yaklaşım şekli bularak kendi kapattığı kötü şansını yenme olanağını bulamasa da bir açılım yakalayabilir. CHP politika değiştirmiş görünüyor. Artık Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını sanırız içselleştirmiş olacak. Ya da bizim bilmediğimiz şeyler var. Yoksa artık; Abdullah Gül, zemzem suyuyla yıkanarak gerici olmaktan kurtulmuştur da bizim mi haberimiz yoktur?
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
ANA SAYFA