PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...



FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


 

PRchecker.info

DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

46.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

YAYINLARIMIZIN ŞUBAT - MART - NİSAN 2021 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

SINIFSIZ, SÖMÜRÜSÜZ, SINIRSIZ BİR TOPLUM ÖZLEMİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 NİSAN 2021

İnsan nasıl bencil oldu? Ya da niye bu kadar bencil oldu acaba? Bu kadar çok mu çekti ya da bu kadar çok mu çektirildi insana ki her şeyin merkezine kendisini koydu? Haklı olunca bir başkası nasıl oldu da haksız olarak anılıp tepelenip işi bitirilmesi gerekir diye düşünüldü?

İnsan için ateş neydi? Kim kimden çaldı ateşi? Çaldığı için kayalara ellerinden ve kollarından bağlanıp güneşin altında bekletilerek yüreği kartallara nasıl ve niye yedirildi? En ilkel silah insanın eline niye tutuşturuldu, onunla yetinilmeyip de bugüne nasıl gelindi? Bugün bir düğmeye dokunduğunda koskoca coğrafyada yaşamı bitirecek silahları yapanların aklında ne vardı da insan soyunun sonunu getirecek icat ve icatlara imza attılar? Matematikçiler, fizikçiler, kimyacılar özetle tüm bilim insanları bulup bulup niye nam ve şan verilenlerin birilerinin eline tutuşturdular insan soyunun sonunu getirecek silahları?

Sonra bizler nedenini ve niçin ini çok da iyi bilemediğimiz virüslerle niye tanıştırıldık? Tanıştığımızda da neden bu denli korkuya kapılarak karışık kuruşuk kuramlar ortaya atarak toplumun her kesimiyle aynı konumda olduğumuz varsayımına kendimizi inandırdık? İnandırıldık da ne oldu? Soframızda yiyeceklerimiz mi arttı, soframız mı şenlendi? İş güç sahibi olup yarınımızı güvence altına mı aldık? Ölüm hepimiz için adil hale mi geldi? Virüs çok mu adil davranarak onun bunun canını alırken farklılık gözetmeden mi yaptı işini? Hani hak ve özgürlüklerimiz daha çok artacaktı, hani eşit bir dünyada yaşamanın güzelliğini yaşayacaktık hep birlikte ne oldu?

Niye yönetimler daha da sertleşti? Neden diktatörler daha diktatör oldular? Niye faşizm belası ile kahrolup duruyoruz?

Bugün duyduklarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız gün gün daha kötüye niye gidiyor? Kimdir ortalıkta egosu arşı alaya çıkmış ben ben deyip duran? Hiç kimse hiç kimsenin niye öneminin farkında değil? Neden irili ufaklı herkes bir diğerine göre daha üstün olduğu havası içinde caka satıp duruyor? Konuşurken mangalda kül bırakmayanların yüreği niçin küçüldükçe küçülüyor da yine de öyle değilmiş havası içinde kendisini satmaya çalışıyor?

Şimdi bizim içimize bu kendini beğenmişliği kim üfledi diye sorsam biliyorum çoğunuz ya beni yanlış anlayacak ya da götürüp bu işi olağanüstü güçlere dayandırarak işin içinden çıkmaya çalışacaksınız da benim anlatmak istediklerim bunların hiçbirisi değil ki?

Tapınağın kapısında yazılı bir söz var. ‘Karşındaki kişi ahmaksa bile dinle onun da bir hikayesi var’ diyen ama birilerinin hikayesi hep üstündür yine de niyeyse. Bazılarının yaptığı şey, ettiği laf ve hatta yolda yürümesi bile akıllara durgunluk verecek denli önemliyken ne çok yaşamlar var ki kaybolup gitmiştir toz zerreciklerinin arasında. Kimse onların peşinde değildir, kimse onları bulup gün yüzüne çıkarmak istemez.

Ama felsefe yapmaya gelince denir ki güneşin altında el atılmadık şey kalmamıştır. Oysa baksanız ya daha güneşin altında el atılmadık ne çok şey varmış meğer.

İnsanda baskılama yöntemi diye bir şey var. Yaşadığı onca travma vardır ama onların hiçbirisini anımsamak bile istemez. Anımsarsa rahatsız olur. Bu yüzden insan bu tür travmalarını en karanlık yerlerinde saklar. Hani denir ya Çingene’yi padişah yapmışlar gitmiş babasını asmış diye. Bunu şöyle değiştirip söyleyelim isterseniz de Çingene kardeşlerimiz incinmesin. İnsan olmayanı padişah yapmışlar gitmiş babasını asmış. Bir de tok açın halinden anlamaz diye bir şey var. Geçmişte nice zorluk yaşamış ve açlık çekmiş kimseler bilirsiniz bunların hiçbiri ne acı çekenin ne de aç olanın halinden zerrece anlamaz.

Anlamaz çünkü yaşadığı en kötü şeyleri öyle bir baskılamıştır ki o yaşadıkları artık o kişinin en karanlığında olduğu için seçilemezler bile. Bu yüzden dünyanın bütün saraylarında yaşayanların halleri de böyledir de işi asıl özü şudur?

İnsanlık sınıflı topluma geçtiği dönemden bu yana sınıflı toplum olmanın gerçeği ile öyle bir yoğrulmuştur ki yukarıda söylediklerimizin hepsi ama hepsi bu yüzden insanlığın başına beladır. İşte bu yüzden biz sosyalistler sınıflı toplumu kaldırıp komünizme ulaşmak istiyoruz ki bugüne kadar biriken ve bizde çöküntülere neden olan tüm hallerimizden kurtulalım ve insan olalım. Onca sapıtmalarla insanlığın şu ölçüsü yer değiştirebilsin.

O da komünizmdir.

Bu nedenledir ki sınıfsız, sömürüsüz, baskısız, zulümsüz, sınırsız bir toplum biçimi olan komünizm bizlerin ereğidir.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  PROPAGANDA SİLAHI

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 NİSAN 2021

SALGINA NANİK

Salgın daha Türkiye’de yoktu. Oysa salgının nasıl yayıldığı ve nelere sebep olduğu ise ülkemizde aşağı yukarı her yönüyle biliniyordu. Bilindiği halde gereken hiçbir tedbir alınmadı ve nihayet anlaşıldı ki iş ciddidir Mart 2020’nin sonlarına doğru da kimi tedbirler açıklanıverdi.

Alınan tedbirlere baktığımız zaman öyle ciddi tedbirler değildi fakat yine de ülkemizdeki yaşamı altüst edecek cinstendi. Öyle diyoruz çünkü iktidarın ilk yaptırımı 65 yaş üstü kimselere yönelik oldu. Bu yurttaşlarımız nasıl olsa üretimin içinde değillerdi bu yüzden de ayaklarını kırıp evlerinde oturmaları eni iyi yöntemdi. Üretimin içinde olanlar içinse uygulama değişmedi. Herkes işine gücüne gidip gelmeye devam ettiler. Toplu taşım araçları yine tıklım tıklımdı. İşinden evine dönenler ise evdekilere bulaştırsa da gam değildi. 65 yaş üstü yurttaşlar evlere hapsedilmişlerdi ama dışardan evin içine gelecek tehlike için hiçbir önlem söz konusu bile değildi.

Dini bağlamda yerine getirilmesi gereken her şeye izin vardı. Bir süre sonra Cuma namazları da toplu kılınmaya başlandı. Ayasofya’nın cami yapılması törenine ise 350 bin yakın insan katılarak adına namaz dendi ama öz itibariyle bir gövde gösterisi yapıldı. Sonra bu kişiler Türkiye’nin her yerine dağılarak bulaşı yaygınlaştırdılar. Arkasından da AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingleri geldi. Hiçbir tedbire uyulmadığı için yayılma tavan yaptı ve sonbahara doğru pat diye yine gevşetilen tedbirler sıkılaştırıldı. Sıkılaştırıldı da her defasında akla 65 yaş üstü yurttaşlar geldi. Üretim sürdü. İşten atmalar ayyuka çıktı. Ekonomik yardımların yerini sadaka anlayışı aldığı için devlet işlevini yerine getiremedi aksine yurttaşlar borç batağına sokularak canlarından bezer hale getirildiler.

AKP’nin kongreleri gündeme geldi ve kapalı salonlarda tıklım tıklım kongreler yapıldı. Lebaleb kongreler ve nihayet AKP’nin Ankara’da yapılan merkez kongresi ile birlikte iş iyice çığırından çıktı. Hastaneler dolmaya virüsün önü alınamamaya başladı. Eleştiriler, uyarılar hiç mi hiç kar etmedi. Bakıldı görüldü ki işler kötüye gidiyor al sana ikinci kapanma.

65 yaş üstü yurttaşların büyük bir bölüm aşılarını yaptırmıştı fakat yasaklar yine de onlara geldi. Tam kapatma ile çözülmesi olası salgın yayılmasının durdurulması olasıyken Erdoğan nasıl biliyorsa öyle kararlar aldı ve şimdi kısmi kapanma ile işler götürülmeye çalışılıyor. Bu da tutmazsa imiş üretim hariç tam kapanma yapılması düşünülüyormuş.

Her konuyu eline yüzüne bulaştıran bu iktidar görülüyor ki aşı olayını da tam olarak başaramadı. Üstelik de durum bu iken 150 bin aşı Libya’ya verildi. Bizler yani sosyalistler olarak aşı olayına erişime bir kısıtlama olsun istemiyoruz. Nasıl ileri kapitalist ülkeler aşıya ulaşabiliyorlarsa hiç olanakları olmayan toplumlarda aşıya ulaşmalı, bunun önünde de hiçbir engel bulunmamalıdır. Oysa Libya’ya verilen aşının bizim ileri sürdüğümüz görüşlerle yakından uzaktan bir ilintisi olmadığı gibi dahası ülkesinin başına bela olmuş emperyalizmin satılık oyuncakları konumundaki kişilere yarar sağlasın diye düşünülüp verildiği için bu anlayışı da kabul edemiyoruz.

Hani boğulmak üzere olanlar kendisini kurtarmaya gelenleri de suyun altına çekermiş ya tıpkı bu psikolojide olduğu gibi AKP ve saray iktidarı iyi yönetemediği salgın olayını bizzat Sağlık Bakanı Fahrettin Koca gibi 84 milyonu da suça ortak etmek istedi. Bir gün sonra da bu sözlerinden çark etmek zorunda kaldı ya iktidar da kendisine başarısız olduğu için ortak arıyor.

Ne güzel bu ülkenin yurttaşları alınan tedbirlere uysun, iktidar ise bu tedbirleri hiçe saysın sonra da herkes bu başarısızlığa ve artık suça dönüşen bu hale ortak olsun. Bu anlaşılacak gibi değildir. 65 yaş üstü yurttaşlar ikinci aşılarını da oldukları halde ne adına ve niçin bir kez daha evde kalmaya mahkum edilmiştir bilmek istiyoruz.

Kimsenin tedbir diye 65 yaş üstü yurttaşlara eza cefa çektirmeye hakkı da yoktur yetkisi de…


10 - 17 NİSAN 2021

1- Türkiye’de son artan işsizlik, son dönemde daha fazla yaygınlaştı.

Kötüye giden ekonomik veriler nedeniyle sürekli olarak artan işsizlik, son bir yılda pandemi krizi nedeniyle daha yüksek rakamlara erişti.

Çünkü pandemi döneminde sermaye sınıfı, patronlar, ekonomik krizin faturasını işçi sınıfının, emekçilerin üzerine daha çok yıkarak daha fazla işçiyi işten çıkarmaktan kaçınmadılar.

Pek çok işçi de ücretsiz izne çıkarıldı, birçok işçi de daha düşük ücretle çalışmaya mecbur bırakıldı.

Direnip hakkını arayan ve sendikal mücadeleye giren işçiler de Kod-29 gerekçe gösterilerek ya işten çıkarılmaya çalışıldı; ya da daha ağır koşullarda çalışmak zorunda bırakıldı.

İşsizlikten en çok etkilenenlerde gençler oldular.

Elde edilen en son verilere göre Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki genç nüfus içinde işsizlik oranı % 26,4 düzeyine çıkmış durumda.

Bu işsiz genç nüfusun önemli bir bölümünü de üniversite mezunu gençler oluşturuyor.

Son yıllarda üniversite mezunu gençlerde hızla artan işsizlik, pek çok genci yurtdışında yaşamaya ve çalışmaya zorluyor.

Bugün lise mezunu gençler bile üniversite eğitimlerini yurtdışında, Avrupa Ülkeleri ve ABD’de yapmaya çalışıyorlar ve eğitimleri bittikten sonra gittikleri ülkelerde iş bulup çalışıp yaşamaya başlıyorlar.

2019 yılında 300 binden fazla genç, yurtdışında çalışıp yaşamaya başlayarak Türkiye’yi terk etti.

2020 de başlayan ve 2021 yılında da devam eden covid-19 pandemisi bile bu süreci durduramadı.

Gençler, Türkiye’de işsiz kalmak veya çok daha düşük ücretle çalışmaktansa yurtdışında yaşayıp çalışmayı tercih ediyorlar.

Bu durum aynı zamanda beyin göçüne de neden oluyor.

Ülkenin en yetenekli ve eğitimli gençleri çalışmak ve yaşamak için yurtdışına, yabancı ülkelere gidiyorlar.

En çok tercih edilen ülkelerse Federal Almanya, İsviçre, ABD, Britanya, Fransa, Hollanda gibi ülkeler.

Kısacası AKP ve saray iktidarının yönettiği ve fazla umursamadığı Türkiye’de gençlerin parlak bir geleceğinin olmaması, hukuksuzluk, siyasi baskılar ve eğitimdeki olumsuz gelişmeler, gençleri yurtdışına yöneltmektedir.

*********

2-
Montrö ve sarıklı amiral bildirisini yayınlayan amiral ve generallerden ifadeye çağrılan ve gözaltına alınanlar adli kontrol şartıyla serbest kaldılar.

Amirallere elektronik kelepçe takılarak bulundukları yeri terk etmeleri engellendi.

AKP İktidarı ve sarayın hem gündemi değiştirmek; hem de toplumsal muhalefeti ve tüm muhalefeti yıldırmak amacıyla gerçekleştirdiği bu operasyon, gerçekte tüm muhalif unsurlara yönelik bir tehdittir.

Demokrasilerde düşünce ve açıklama özgürlüğü kapsamında ele alınması gereken bir açıklamadan emekli amirallerin darbeye hazırlandıkları görüşü muhalif unsurlara yönelik baskıyı arttırmaya yönelik bir kılıftır.

Ancak bu olay bir yandan da devletin içindeki egemen sınıfın temsilcisi olan güçler arasındaki çatışma ve güvensizliği de arttırmıştır.

Bu durum AKP İktidarı ve sarayın işlerini ve ülkeyi yönetmesini daha çok zorlaştırırken; diğer yandan da iktidar bu gelişmeleri kendisi için bir fırsata çevirmek istemektedir.

*********

3-
Boğaziçi Üniversitesi’nde eylemler ve mücadeleler devam ediyor.

İktidarın tüm baskılarına rağmen öğrenciler ve öğretim görevlileri, üniversitedeki demokratik ortam ve demokratik seçimler için mücadele etmeyi sürdürüyorlar.

Geçen hafta üniversitedeki öğretim görevlileri, seçimle belirlenen yönetimlerin rektörlük tarafından da tanınması için eylem yapıp, eylemlerini hafta içinde sürdürmeye devam ettiler.

Ancak üniversite öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin bu eylemleri, çoğu susturulmuş ve yandaş hale getirilmiş medya ve basın organlarında yeterince yer almamaktadır.

*********

4-
AKP İktidarı ve sarayın Montrö Antlaşması’ndan sonra İstanbul’a bir kanal açarak Montrö Antlaşmasını delme çabaları Rusya’nın tepkisiyle zora düştü.

Rusya, İstanbul’un batısında açılacak olan bir kanalın uluslararası bir suyolu olarak uluslararası hukuk kurallarına tabii olacağını ve Montrö Antlaşması için geçerli olan koşulların bu kanal içinde geçerli olacağını belirtti.

Bu da AKP Hükümeti ve sarayın dış politikadaki sıkışıklığını arttırdı.

Bunun yanında Irak ve Suriye’de sarayın ve AKP İktidarının uyguladığı maceracı ve yayılmacı politikalardan Türkiye Halkı zarar görmeye devam ediyor.

Hafta içinde Kuzey Irak’ta Türk Askerlerinin bulunduğu Başika’ya yönelik bir füze saldırısında bir Türk Askeri yaşamını yitirdi.

Suriye’de ise İdlib’te Türkiye’nin Suriye Yönetimi ve İran’la olan anlaşmazlıkları devam ediyor.

Rusya’nın önderliğiyle çatışmaların durduğu bu bölgede henüz kesin bir anlaşmaya varılabilmiş değildir. AKP Hükümeti ve saray, yayılmacı ve gerici politikaları için Suriye’de işgal altındaki bölgeleri kullanmaktan kaçınmamaktadırlar.

Bunun yanında ABD ve NATO ile ilişkileri düzeltmek için Ukrayna’yla siyasi alanda girilen dayanışma ve imzalanan ortak bildiri, Türkiye’nin turizm sektörünü bu yıl olumsuz yönde etkileyecek.

Zira Rusya Yönetimi pandemiyi gerekçe göstererek yaptığı açıklamalarla Nisan-Haziran Dönemi’nde Türkiye’ye Turist göndermeyeceğini söyledi.

Her ne kadar burada pandemi bir gerekçe olarak ileri sürülmüşse de bu kararın alınmasında AKP-saray Hükümeti’nin Ukrayna Politikalarının önemli bir yerinin olması muhtemeldir.

Üstelik bu gelişmeler ilerde Rusya’nın Türkiye’den yapılan ihraç ürünlerine de benzer kısıtlamalar getirmesine yola açabilecektir.

Bu da ekonomik sıkıntı ve sorunları daha fazla arttıracaktır.

*********

5-
AKP Hükümeti ve sarayın covid-19 salgın hastalığıyla mücadele politikası tamamen çökmüş durumdadır.

Bir yandan salgınla mücadelede maske, sosyal mesafe ve temizlik, kalabalıktan uzak durma anlayışı sıkça dile getirilirken; diğer yandan da AKP İktidarının ve Cumhur İttifakının güçlü olduğu izlenimini uyandırmak için otobüslerle Türkiye’nin birçok bölgesinden onlarca partilinin getirilerek yapılan kalabalık kontroller, salgın yayılıp gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Öte yandan AKP İktidarı ve saray, salgınla mücadeleyi daha çok bireysel alana indirgemiş olup, mücadelenin devleti ve kamuyu ilgilendiren yönlerinin üzerinde fazla durulmamaktadır.

Yeterli ve etkili önlemlerin alınmaması sonucu Türkiye, vaka sayılarında Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sıraya yerleşmiştir.

Bu olumsuz gelişmenin önüne geçmek için kamuda dönüşümlü mesai uygulamasına yeniden geçilirken, lokanta, kafe ve restoranların yanında spor salonları, kahvehane ve kıraathaneler de kapatılmıştır.
Hükümet, tam kapanmayı da düşünmekle birlikte tam kapanma yoluna gitmek istememektedir.

Ancak mecbur kalırsa tam kapanmayı da uygulamak zorunda kalacaktır.

Türkiye’de salgının kontrol altına alınıp vaka sayısının önemli oranda düşürülebilmesi için bir aylık bir tam kapanma sürecinin başlatılması, kapanma sürecinin her yerde titizlikle uygulanması gerekmektedir.

Oysa hükümet, elindeki parayı sarayın harcamaları ve dış politikada maceracı siyasetler, içerde ise kendi gücünü korumak için kullandığından tam kapanma halinde esnafın ve çalışanların gelirlerinin büyük bir bölümünü, en azından yarısını bile garanti edememektedir.

Bundan dolayı tam kapanmaya gitmek istememektedir.

Öte yandan geçen seneden bildiğimiz gibi tam kapanma halinde bile fabrikalar, inşaatlar ve atölyeler yeterince denetlenmemekte, buralarda covid-19’ a karşı gerekli önlemler fazla uygulanmamaktadır.

Hatta kimi işçilerin covid-19 hastası olduğu halde çalıştırılmalarına devam edilmektedir.

Bundan dolayı AKP Hükümeti’nin ve sarayın salgınla mücadele politikaları beklenen ve istenen sonucu çoğu zaman verememektedir.


Bir 36 kişi ve yazı görseli olabilir

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.




TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI