44. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

www.tsip1974.com

TURGUT KOÇAK

"KURTULUŞUMUZ SOSYALİZM, SİLAHIMIZ PARTİ!"

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

Son Güncelleme 21-07-2018 02:17

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

YAYINLARIMIZIN NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018 SAYILARI ÇIKTI

DİN DEVLETİ NEYMİŞ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 TEMMUZ 2018

İnsanlık tarihine bakıldığında sınıf savaşlarının din savaşları adı altında sürdürüldüğüne tanık oluruz. Egemenler kendi çıkarları için sorgulamadan savaşacak kimseleri savaş alanına sürmeleri en kolay din kandırmacası üzerinden gerçekleştirdiklerinden bu yolu seçmişlerdir.

Bir düşünün; her konuda onca modern bir görünüşüne karşın İsrail’in geldiği nokta günümüzde oldukça öğreticidir. Filistin halkına boyun eğdirmek isteyen İsrail bugün kendi içinden de ciddi bir muhalefetle karşılaşmaktadır. Bu yüzden de İsrail’in egemenleri Yahudi halkını haksız savaşlarına ikna etmek için var olan yasalarını da bir yana iterek dini kullanmakta, herhangi bir durumda yasalar yetersiz kaldığında dinimizin konu ile ilgili söyledikleri esas alınacak denilerek Yahudi şeriatı açıktan açığa savunulmaktadır.

Bu nedenle de İsrail daha geniş bir Yahudi topluluğuna hitap edeceğini düşünerek bölgede nüfus olarak da ciddi bir güce erişeceğini hesaplamaktadır. Bu haliyle artık diyebiliriz ki İsrail bundan böyle bir din devleti olup çıkmıştır. Bu yüzden de katliam ve her türlü haksızlığına kadar dine dayandırarak uygulayacak olup bölgede kan dökmenin kapısını sonuna kadar aralamış olacaktır.

Bu anlayışın karşısında yer alan Müslümanların ise bir kısmı zaten din devletidir, tam olarak din devleti olmayanların büyük bir bölümü de şeriat isteği ile yanıp tutuşmaktalar ve İsrail benzeri bir yönetimi egemen kılmak için kendi halkına bile zulüm etmekten çekinmemektedirler. Nasıl İslam ülkelerinde inanç üzerinden zulüm görenler varsa hiç kuşkunuz olmasın ki bundan böyle İsrail’de de inanç üzerinden zulümler uygulanmaya devam dilecektir.

İsrail’in bu son aldığı kararları topa tutan ülkemizin yerli dincileri de en az İsrail yobazları kadar yobaz olup kendi dışındakilere yaşam hakkı tanımayacak kadar gözleri dönmüş şeriat için yanıp tutuşan çevrelerdir. Turgut Özal’la başlayan, AKP ile değiştirile değiştirile bugünkü geldiğimiz noktaya gelen Recep Tayyip Erdoğan iktidarının da İsrail yöneticilerinin durumundan bir farkları olmadığı çok açıktır. Öyle ya devletin her tarafını tarikat ve cemaatler bir pıtrak gibi sarmış bulunmaktadırlar. Cemaat ve tarikatlerin bugün ülkemizdeki sosyal yaşam üzerindeki etkileri tartışma götürmez bir gerçek iken, bu anlayış daha da egemen kılınmak istenirken acaba bu yönetimin İsrail’e söyleyeceği ne olabilir ki? Elin adamı çıkıp da “sen kendine bak” derse bugünkü yönetimin bu sözlere verilecek yanıtı var mıdır dersiniz?

Dün, Kayseri Polis Eğitim Merkezi’nden mezun olan polislerin mezuniyet töreninde konuşan Müdür Metin Tanrıver’in konuşması bazı çevrelerce ayakta alkışlanmıştır ve hatta Sözcü ve Aydınlık gazetesi başlıklar atarak bu haberi vermişlerdir. Ne demiş Müdür Metin Tanrıver; ‘Hiç kimseye, örgüte ve hele hiçbir cemaate, tarikate ya da şeyhe bağlı olmayacaksınız. Bağlı olacağınız tek yer vardır o da devlettir.’ Oysa Türkiye’de işleyen mekanizma nasıldır? Nasıl olacak tam tersi. Bazı kesimler işin özünü gözden kaçırdıkları için bu tür küçücük bir gelişme karşısında bile mayışıp “vay anasına” çektiklerinden bugünkü geldiğimiz süreci de, şu anı da anlama olasılıkları yoktur. Dolayısı ile bugünkü iktidar ülkenin geldiği noktada ne yaşıyorsak hepsinden bire bir sorumludur ve de bunların iktidarı bu gevşek ve yavşak yerine göre dinci yerine göre liberal çevrelerce alkışlanıp desteklendiğinden gelişmelerin bir türlü önüne geçilmemiştir.

Bu yüzden de Yahudilik için ‘İşte Yahudi şeriatı’ diye ter ter tepinenler İslam şeriatı konusuna gelince bunu kendilerinde hep hak gördüklerinden İslam dünyasında yaşanılan olumsuzlukların da en önemli nedenidirler.

Son bir konu daha; Erdoğan iktidarı SGK’yı tam anlamıyla batırmıştır. Bu kurumdaki giren ve çıkan paraların nereye harcandığı bile belirsiz hale gelmiştir. İşte bu yüzden Sayıştay denetimi yerinde usulsüzlükler görmüş, bu durum da iktidarın başını ağrıtacağı için SGK Sayıştay denetiminden çıkarılıp Recep Tayyip Erdoğan’ın kontrolüne verilmiştir ki kimse bu denetimi sonsuza kadar saklayacak ne güce sahiptir ne de engelleme hüneri vardır.

Ha bu arada SSK’yı Kılıçdaroğlu batırdı diye yalan haber yayanların kulaklarını SGK yolsuzlukları ile şimdilik çınlatalım da arkası nasıl olsa gelecek...
 

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: OHAL’Dİ OLDU HEPHAL

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

Görüntünün olası içeriÄ?i: Turgut Koçak

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 TEMMUZ 2018

Türkiye’de mevcut iktidarla halk arasında amansız bir mücadele söz konusu iken bütün enerjisini CHP’de değişime harcayan ve kendisi de seçim kaybetmiş bir Muharrem İnce var.

Seçim meydanlarında halkı popülist söylemlerle heyecanlandıran İnce, iş gerçeklerle yüz yüze gelindiğinde hiç de meydanlarda söylediği gibi biri olmadığını tüm yönleriyle gösterdi.

YSK’nın önüne 50 bin avukatla gidecekti, ancak Eskişehir yolunda akraba çevresi ve arkadaşlarıyla 50-60 kişilik bir grupla bir otele kadar gidebildi.

Sonra da herkesin bildiği şeyler yaşandı.

“Adam kazandı” dedi ve ilk kutlayan o oldu.

Aynı gecenin sabahı partisiyle bir durum analizi bile yapmadan değişimden dem vurarak olağanüstü kongre stardı verdi.

Şimdi imza toplamakla meşguller.

Tabi bu arada da havuz medyasına CHP ile ilgili verdikleri malzeme de cabası…

 



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI