43.YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

www.tsip1974.com

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

Son Güncelleme 22-05-2018 18:35

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

YAYINLARIMIZIN

OCAK-ŞUBAT-MART 2018

SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


Görüntünün olası içeriÄ?i: yazı

                                                                       BASIN AÇIKLAMASI

22 Mayıs 2018

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı Turgut Koçak; Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun aldığı kararı açıklayarak şunları söyledi.

“16 Yıllık AKP ve saray iktidarı ülkemizi sonuçta uçurumun eşiğine getirmiş, iktidarını sürdürmek için görülmedik baskı ve korku yöntemlerine başvurarak iktidarını ne pahasına olursa olsun sürdürmeye karar vererek, iktidarı boyunca kader birliği yaptığı Fethullahçıların darbe kalkışmasını bahane ederek OHAL ilan edip ülkeyi istediği gibi tek kişinin iradesiyle yönetmeye başlamıştır. Böyle bir yönetimin adı açıkça faşizmdir.

Gönül isterdi ki faşizme karşı tüm demokrasi güçlerinin birlikteliği sağlansın, hep birlikte yürütülen bir mücadeleyle de bu karanlık döneme son verilsin. Bugün bu yönde isteğimiz, karşılığını bulmamış bile olsa ülkenin namuslu sosyalistleri olarak AKP ve Saray iktidarının varlığına son verecek olan Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi için desteklenmesi gerektiğini söylüyor, bu yönde üstümüze düşen görevi de yerine getireceğimizi ilan ediyoruz.

Ayrıca milletvekilleri seçimlerinde de ‘MİLLET İTTİFAKI’nı oluşturan partilerden CHP’yi destekleyeceğimiz gibi ‘Cumhur İttifakı’nın yenilgiye uğratılması için elimizden gelen çabayı da harcamaktan çekinmeyeceğimizi açıkça söylüyoruz.

Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, HDP’nin milletvekili seçimleri için yapacağı çalışmalara karşı kışkırtıcı hareketler olursa bu tür saldırıları püskürtmek için HDP’lilerle birlikte saldırıların püskürtülmesi için omuz omuza olacağımızın da bilinmesini bütün içtenliğimizle dile getiriyoruz.”

Saygılarımla…

Turgut Koçak (Genel Başkan )

SOL ve SOSYALİST SOL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 MAYIS 2018

Bazı parti ve sol çevreler HDP içinde kendilerine yer buldular. Onları buluşturan ne gibi ilkeler söz konusudur şimdi bunları tartışmayı gereksiz sayıyorum. Çünkü HDP’yi önemsiyorum. HDP’nin baraj altında kalması söz konusu değil ama böyle bir sorun yaşandığında da zaten her yanı ile antidemokratik olan seçimlerde HDP’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu’da oylarının dinci, gerici, faşist çevrelerin hesabına yazılacağını da iyi biliyorum. Bu yüzden de HDP’nin barajı geçmemesi demek; TBMM aritmetiğinde AKP ve saray iktidarı lehine çok ama çok haksız sonuçlar doğurması demektir ki, bunun da bir şekilde önünün kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün ne CHP ile ne de HDP ile birlikte davranmamış olan sol ve sosyalist örgütlerin varlığına da işaret etmeden geçmenin olanaksız olduğunu söylüyorum. Gerçek odur ki şu bakış açısı sol ve sosyalist yapılar açısından incitici olmanın da ötesinde gücü ve etki alanı ne olursa olsun yok sayılma aynı zamanda da bir örgütün kendi varlığını dinamitlemesi anlamına gelir. Gördüğünüz gibi çevresinde toplanılacak en büyük güç benim, faşizme karşı bir mücadele verilecekse beni desteklersiniz olur biter. Olup bitmiyor işte. Yıllardır ülkemizde sınıf mücadelesi gerçeğinden kendilerini var etmeye çalışan partiler var. Bu partiler eğer koşulsuz olarak birilerini desteklerlerse cici çocuklar sayılıyor, yok desteklemezlerse hem asi hem de eti budu tartışılan haşarı çocuklar olarak kabul ediliyor.

Böylesi bir siyasi ortam yüzündendir ki bugün ülkemizde kendilerini bir şekilde ifade etme çırpınışı içinde olan sol ve sosyalist örgütlerin işin içinden bir şekilde çıkma çabası içinde olduklarını görüyoruz. Bugün ÖDP seçimlere giremiyor ama ‘Haziran Hareketi’ olarak bir şeyler yapıp varlık gösterme çabasında. Ama açıkça söylemek isterim ki ÖDP’nin kendi yandaşlarına ve kitlelere verdiği mesaj çok da açık değil. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa referandumunda çok da çabaya gerek duyulmaksızın oluşmuş olan ‘HAYIR BLOKU’ şu andaki ortam gibi çok da ince elenip sık dokunacak bir durum değildi. Referanduma sunulan Anayasa faşist diktatörlük bağlamında bütün yolları açan bir değişiklikti, bu yüzden de bütün ilerici güçler ikircikliğe düşmeden bu Anayasa değişikliğine HAYIR diyebilirlerdi. Bu konuda kimsenin kimseyi eleştirmesini gerektirecek bir şey de söz konusu değildi.

Bu seçimlere gelince kimin ne olduğu bütün açıklığı ile ortada olduğu gibi eğer birlikte bir şey yapılacaksa bir uzlaşı gerektiği de açık bir gerçekti. Bu konuda bize göre dişe dokunur bir çaba olduğunu TSİP olarak doğrusu biz göremedik. Geriye kayıtsız koşulsuz sizi destekliyoruz dememiz gerekiyordu ki doğrusu bunu da kaldıracak konumda değiliz. Şu an ÖDP’nin açıklamalarına baktığımız zaman şunu çıkarıyorum. Biz devrimcilik yapacağız oyumuzu da gidip CHP’ye vereceğiz. Hoş, ÖDP böyle bir tutumu faşizme karşı verilen mücadelede yerinde buluyorsa kimi destekleyeceğini de açıkça söyleyebilir. Bu konu da birileri eleştirirmiş, eleştirmezmiş hiç önemi de yoktur. Ancak Alper Taş’ın; “ben CHP’den aday değilim, böylece beni eleştirme hakkından sizi mahrum bırakıyorum” anlamında bir şeyler söylemesi de doğrusu kendisine yaptığı bir haksızlıktır diye görüyorum. Çünkü bu mücadelede gerekirse asgari müştereklerde de olsa bir ilkeye tilkeye dayanılarak birlikte davranılabilir.

TKP başından beri; “biz işçi sınıfını seçeneksiz bırakmayacağız” görüşünü işledi ve öğrendiğime göre 13 bağımsız adayla seçimlere katılıyor. Bağımsız adayla seçimlere girmek ne kadar sınıfı seçeneksiz bırakmaz ya da ne bileyim TKP’ye ne kazandırır bilemeyiz ama bize göre bu da seçenek sunmak değil tam tersine seçeneksiz kalındığı için başvurulan bir yoldur. Aynı zamanda da kimi sol ve sosyalist çevrelerden gelmesi olası eleştirilere bağımsız aday yöntemini kalkan gibi kullanmanın ötesinde bir işine yarayacağını düşünmüyorum.

Önemsediğim Türkiye Komünist Hareketi’ne gelince; onlar “boykot” deyip işin içinden çıkıvermişlerdir. Ancak BOYKOT ne kendilerinin nesnel ve öznel durumlarıyla ne de ülkenin var olan havasına bakıldığı zaman başvurulmaması gereken bir yoldur ki, umarız ve isteriz ki aldıkları bu kararın için doldurabilirler.

Son anda HTKP’den TİP’e dönüşen ama Behice Boran TİP’i ile çok da ilişkisi olmayan TİP’e gelince onların son bir hamle ile HDP içinde yer bulduklarını Erkan Baş ve Barış Atay’ı da aday gösterdiklerini görüyoruz. Halkevleri de öyle.

Bize yani Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’ne gelince; bizim seçimlerden önce başlattığımız ama seçimler nedeniyle yarıda kalan sendika ve partilerle yaptığımız görüşmeler oldu. Bu görüşmelerde faşizme karşı asgari müştereklerde birlikte davranılması gerektiği düşüncesiyle yola çıktık. DİSK ve KESK’e bağlı sendikalardan bu mücadelede bir kişinin bile dışarda kalması bizim için lüks olur iletisini aldık. Aldığımız bu iletiyi de sırasıyla HDP, CHP ve ÖDP ile paylaştık. TKP bir telefon konuşmasında seçim bildirilerinde konuyu açıkladıklarını söylediği için, TKH ise hem boykot kararı aldığı hem de telefonla kendileriyle bu konu konuşulduğu için görüşemedik. Emek Partisi ile de olayların çok hızlı gelişmesinden kaynaklı randevu alıp görüşemedik.

Oysa bizler isterdik ki ülkemizdeki sol ve sosyalist partilerle asgari müştereklerde bir birliktelik sağlayalım, sonra da ne yapacaksak birlikte yapalım. TSİP olarak yaptığımız görüşmelerle bunu başaramadık. Bu bizim için bir özeleştiri de kabul edilebilir. Ama ileri sürdüğümüz konunun tek aktörünün TSİP olmadığını da göz ardı etmeden.

Sonuç olarak seçimlerde kendisini ifade ettiğini, edemediğini düşünen sol ve sosyalist partiler var. TSİP olarak madem böyle kulağımızın üstüne yatar otururuz da diyecek değiliz. Bu yüzden de Faşizm gerçeği “cumhur ittifakı” üzerinden kendisini ifade ediyorsa ki öyle; TSİP olarak bizler de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açıktan açığa Muharrem İnce’ye destekler oy verilmesi için çaba harcarız. CHP’nin oluşturduğu “Millet İttifakı”na yani CHP’ye eleştirilerimizi saklı tutarak oy verilmesi gerektiği çağrısını belirtir, çağrımızın sonuna kadar arkasında duracağımızı ilan ederiz.

HDP Bloku’na gelince; onları önemsiyoruz. Gerek Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı için yapılacak çalışmalar sırasında, gerekse HDP’nin milletvekilliği seçimleri sırasında dinci, gerici, faşist saldırılarla karşı karşıya kalmaları söz konusu olursa gider onlara karşı yapılacak olan saldırıları püskürtmek için elimizden ne geliyorsa yaparız.

Son not: Bu seçimler sonrasında da doğru bildiğimiz yönde çaba ve çalışmalarımızı bütün kararlılığımızla sürdürürüz.

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: BUGÜN POLİTİKA YOK

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

Görüntünün olası içeriÄ?i: Turgut Koçak

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 MAYIS 2018

Bizler Türkiye’nin faşist bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu söyledik, yazdık, çizdik.

Bu nedenle de bu mücadelede hiç kimsenin dışarıda bırakılmaması gerektiğini savunduk.

Bizim de eleştiri konusu yapabileceğimiz pek çok nedenlerle istediğimiz yönde bir sonuç elde edemedik.

Bununla birlikte inandıklarımız doğrultusunda çaba harcamayı bir sosyalist namusluluğuyla görev sayıyoruz.

Bu nedenlerle;

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce’yi destekliyor oy verilmesi çağrısında bulunuyoruz.

CHP’nin oluşturduğu “Millet İttifakı’na yani bu ittifakta CHP’ye oy verilmesi gerektiği çağrısını yapıyor, çağrımızın sonuna kadar arkasında duruyoruz.
 

Görüntünün olası içeriÄ?i: 1 kiÅ?i, gülümsüyor, yazı


Görüntünün olası içeriÄ?i: 3 kiÅ?i, gülümseyen insanlar

DÜNYA'YI,

İNSANLIK DÜŞMANI PİSLİKLERDEN TEMİZLEYEN ADAM.

SN. BEŞAR ESAD



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI