PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


YAYINLARIMIZIN EKİM - KASIM 2018 SAYILARI ÇIKTI

           

44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

"FAŞİZME KARŞI,

DEMOKRASİ.

 SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI,

SOSYALİZM."

 


Son Güncelleme 17-12-2018 01:48

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI ve KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

SAĞI SAĞLA YENMEK YA DA SAĞA ÖYKÜNMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 ARALIK 2018
 
Her yeni durum yeni bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. 24 Haziran 2018 seçimlerinde CHP yüzünü sağa dönüp ‘Millet İttifakı’nı oluşturdu. İstediği sonucu alabildi mi? Almayı bırakalım oyları daha da düştü ve Muharrem İnce parti içi savaşı başlattı. Aslına bakarsanız olup bitenler salt bu kadarla da sınırlı değildi. Saadet Partisi basın ve televizyonlar aracılığı ile öyle parlatıldı öyle parlatıldı ki hemen herkesin bir şekilde kafası karıştı. Bazıları Saadet Partisi’nin AKP oylarının dikkate değer bir kısmını alabileceğinin hesabını yapıp sonucun böyle olacağına kalıplarını bile bastılar. Ancak beklenen olmadı. Saadet Partisi eski oylarının bile altına çakılıp kaldı. Bunun nedeni neydi dersiniz? Çünkü bu dinci, gerici kesimlerin bezirgânlıkta kimse ellerine su dökemez. Rant kazancı AKP’deyken bu kesimler niye gidip Saadet Partisi’ne oy versinler ki değil mi?

Sonra sağı sağla yenmenin mühendisliğini yapan kimileri ise İyi partiyi şaha kalkmış bir at gibi göstermek için ellerinden geleni yaptılar. Bununla bile yetinemeyenler ortalıkta vızır vızır dolaşmaya başladı ve CHP’ye gidecek oyların bile bir kısmının İyi Partiye gitmesi için kurgular geliştirildi. Sanıldı ki İyi Parti MHP’nin altını iyice oyar, MHP’yi baraj altına iterek Bahçeli’nin zaten bozulmuş olan imajını iyice bozarak hak edilmiş bir zafer kazanılırdı. Bu görüşlerin de işe yaramadığı görüldü ve İyi Parti ittifak içinde olmasaydı baraj altında kalıp kısa bir süre içinde dağılıp gideceği de anlaşıldı. Bir başka anlatımla İyi Parti ittifaktan yararlanıp 40’ın üstünde milletvekili çıkararak paçayı kurtarmış oldu.

Yalnız, İyi Parti’de asıl hüsran Meral Akşener’in beklentisinin üçte biri kadar oy alması yüzünden yaşandı. Akşener partisini ortada bırakarak evine çekildi. Onu partilileri zar zor, yalvara yıkıla yeniden ikna ettiler de parti dağılmaktan kurtuldu. Ancak İyi Parti’nin yaşadığı sarsıntılar ise hemen kendini gösterdi ve İyi Parti’den istifa edenler yeniden Bahçeli’nin elini öpmeye kalkıştılar. Sonuçta ise İyi Parti Grubu zar zor ayakta tutularak bugünkü toparlanmışlığı ile yerel seçimlerin öngününe de gelmiş oldu. İşin bir başka olumsuz yanı isi İyi Parti’nin içinden CHP ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da az yaylım ateşi açılmadı. Kimisi oylarının azlığını CHP ile yapılan ittifaka bağlarken kimileri de CHP’de liderlik sorunu olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler. Söyleneceklerin özeti İyi Parti kendi gerçeğini gözlerden ırak tutmak için kendisine bugünkü olanağı sağlamış olan CHP’yi hedef seçmesi kolayına geldiği için gelişmeler eşyanın doğası gereği oldu ve bütün bunlar kamuoyu önünde tek tek yaşandı.

Ancak pabuç pahalıydı. Eğer İyi Parti bir kez daha yerel seçimlerde de bekleneni alamazsa aynı sorunu yaşar dağılma süreci ile karşı karşıya kalabilirdi. Bu yüzden de İyi Parti’nin içinde daha aklı başında olanlar bu gerçeği gördükleri için İyi Parti’nin bu seçimlerde hatırı sayılır bir oy alması gerektiği üzerinde durdular ve CHP ile ittifakın yapılması gerektiğini savundular. Durum böyle idi ama İyi Parti kendisini ne kadar ağırdan satarsa o kadar da kazançlı çıkacağı bir gerçekti. Bu yüzden de uzun uğraşlar sonucu şimdilik çok ciddi bir gelişme olmazsa ittifak sağlanmış gibi gözüküyor.

Yukarıda söylediğimiz gibi CHP’nin içinde de hem partiyi sürekli sağa çeken hem de sağın sağla yenilebileceğine inanan bir kesim olduğu için CHP’de bütün bu nazlanma ve İyi Parti’nin kendisini ağırdan satmasına kapı açıldı. Yani CHP’nin hep sağda kalması için dirsek çürütenlerin etkilerinin açıkça hissedildiği görüldü.

Diğer birçok il için söylenecekler var elbette de şimdilik Ankara ile yetinip anlatmak istediğimize açıklık getirelim. İyi Parti Ankara’yı istemedi değil istedi de İyi Partinin aldığı oyla Ankara’nın alınamayacağı da bir gerçek olduğu için bu konuda İyi Parti fazladan dayatmacı olmadı. Ne var ki burada da ciddi bir marangoz hatası ortaya çıkıyor. Ankara’nın ilçeleriyle ilgili pazarlıkların da yapıldığını biliyoruz. Örneğin; Ş. Koçhisar ve Haymana İyi Parti’ye verilecekmiş. Bütün bunların hesabı yapılırken Ş.Koçhisar’da İyi Parti’nin gücü hiç hesap edilmiş mi acaba? Büyükşehir için gelecek oyların bile nasıl riske atıldığını düşünen var mıdır?

Sözü uzatmayalım; sağın sağ ile yenileceği mühendisliği sermayenin bugüne kadar yürüttüğü en önemli operasyondur diye düşünüyor, CHP’yi bu yüzden de yeni yıkımların beklediğine döne döne işaret ediyoruz.

Bu nedenle önümüzdeki seçimlerde Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak sağa karşı sol ve sosyalist anlayışla yerel seçimlerde kendimizi ifade etmek için elimizden gelen özveriyi göstermeyi görev sayıyor, gelişmeleri yakından izliyoruz.

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: AH ŞU KAZALAR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 ARALIK 2018

Kaç seçimdir Türkiye’de sağı sağla yenme mühendisliği yapılmakta bu girişiler de AKP ve MHP’nin ekmeğine yağ sürülmesine yaramaktadır.

Öncelikle söylemek isteriz ki bu mühendisliği kim yapıyorsa yapsın belki kendileri işin içinden sıyrılıp çıkacaklardır ancak arının sepeti de CHP’nin başına çırpılmış olacaktır.

İşte bu yüzden önümüzdeki yerel seçimlerde sağın karşısına sol ve sosyalist anlayışla çıkılmalı ve bu mühendislik dipten doruğa yenilgiye uğratılmalıdır.

Önceki gün Recep Tayyip Erdoğan Kılıçdaroğlu’na en ağır eleştiriler yöneltti.

Bunu yaparken de kendilerini yerli ve milli, kendi dışındakileri de yerli ve milli olmamakla suçladı.

Siz; yollara, köprülere, limanlara, havaalanlarına, tünellere ve en önemli kurum ve kuruluşlara kadar her şeyi yabancılara peşkeş çekeceksiniz, yerli ve milli olacaksınız, başkaları ise yabancıların hizmetinde olacak öyle mi?

Bu sözlere gerçekten kargalar bile güler kargalar.


Görüntünün olası içeriÄ?i: Serhat Ã?akın, gülümsüyor, selfie ve yakın çekim

SERHAT ÇAKIN'DAN "HAFTALIK" DEĞERLENDİRMELER:

01 - 08 ARALIK 2018

1- Fransa’da sarı yeleklilerin eylemi sonuç verdi. 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, akaryakıta yapılan zamları geri çekti. 

Sarı yeleklilere son haftada lise öğrencileri de katılmış, çok sayıda eylemci gözaltına alınarak tutuklanmış; ancak eylemler devam etmişti. 

Eylemleri durduramayan hükümet ve cumhurbaşkanı akaryakıt zamlarını geri almak zorunda kaldılar. 

Ancak 6 ay veya bir yıl sonra bu zamlar yeniden gündeme getirilecektir. 

Diğer yandan eylemler büyüyerek devam ediyor ve cumhurbaşkanına ve hükümete yönelik protestolarda sürüyor. 

Eylemlere katılım bu hafta sonu daha da arttı. 

Bunun nedeni, Fransa’da akaryakıt zamlarının geri alınmasının eylemcilerin çoğu isteğinin karşılanmasına yetmemesidir. 

Sarı yeleklilerin asgari ücretten emeklilik hakkına ve eğitime kadar çoğu istekleri yerine getirilmediği için eylemler sürüyor. 

Lise öğrencileri ise daha çok eğitim sorunları nedeniyle eylemlere katılıyorlar. 

Bu arada iktidara yakın sermaye basını cumhurbaşkanına yönelik silahlı bir saldırı yapılacağı ve kendisinin silahlı bir saldırıda öldürüleceği yolunda iddialar ortaya atıyor. 

Bu iddialar ve bunu doğrulayacak kışkırtıcı bir saldırıyla amaçlanan sarı yeleklileri kamuoyunda kötü göstererek onlara katılımı azaltmak ve böylece eylemlerinin etkisini ve gücünü düşürmek ve güvenlik güçlerinin kullanacağı (tıpkı Gezide Türkiye’de olduğu gibi) aşırı şiddet ve baskıya gerekçe üretmektir. 

Nitekim bu eylemlerle bağlantılı olarak daha şimdiden gözaltındaki liseli öğrencilerin sayısı 720’yi bulmuştur. 

Bunun yanında kışkırtıcı bir planlı saldırı sonrası sarı yeleklilere dönük geniş çaplı bir tutuklamayla birlikte demokratik hak ve özgürlüklerin kısıtlanması yoluna da gidilebilir. 

Çünkü Fransa’da da sermaye sınıfı ülkeyi yönetmekte zorlanır ve gittikçe yönetemeyecek duruma gelirse daha baskıcı ve faşizan yöntemlere başvurmaktan da kaçınmayacaklardır. 

Nitekim geçmişte 3 yıl önce Paris’te IŞİD’in yaptığı saldırıda Fransız Gizli Servisi’nin buna göz yummasının da rol oynadığı ilerici basında savunulmuştur. 

Bu tutumun Fransa ve Avrupa’da terörü bahane ederek toplumsal muhalefetin güçlenmesini önlemek ve onu düzen güçlerinin kontrolü altına alma anlayışının bir sonucu olduğunu savunan iddialar da Fransız Basınında ortaya atılmış ve bununla ilgili kimi önemli bilgilere de ulaşılmıştır. 

Kapitalizmin emperyalizm döneminde toplumsal muhalefetin kısıtlanması için baskıcı politikaların eskisinden daha güçlü bir biçimde devreye sokulması ve hukukun, yasaların buna göre yapılıp, uygulanması sadece Türkiye gibi ülkelerde görülmeyip, Fransa gibi gelişmiş bir burjuva demokrasisinin görüldüğü ülkelerde de yaşanmaktadır. 

Ayrıca bu ülkelerde gerektiğinde otoriter bir yönetimi gerçekleştirmek için anayasa ve yasalara gerekli maddeler yerleştirilerek sermaye sınıfı tarafından yeterli hukuki altyapı da oluşturulmuştur. 

Fransa Anayasası’nda olağanüstü hal döneminde cumhurbaşkanına verilen geniş yetkiler ve cumhurbaşkanının yasama, yürütme ve yargı ile ilgili tüm yetkileri böyle bir dönemde elinde tutarak uygun bulduğu kararları alıp uygulamaktan kaçınmaması bunun bir örneğidir. 

Son dönemde Fransa’da gerçekleşen bu eylemler, Fransız büyük sermayesinin desteğini alan Macron’un Fransız tekellerinin uluslararası alanda rekabet gücünü arttırmak ve bu amaçla karlarını yükseltmek için Fransa’daki sosyal hakları geri almak veya tırpanlamak, ücretleri de düşürerek bu yolla maliyetleri düşürme siyasetinden kaynaklanıyor. 

Sonuç olarak kapitalizmin sürdüğü bir dönemde kapitalizm devam ettiği sürece bu tip eylemler ve hükümetlerin de buna karşı otoriter politikaları devam edecektir. 

********

2- İzmir-Urla’da Urla-İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü KYK Yurdundaki yemekhane boykotu, yöneticilerin öğrencilerin taleplerini karşılayacakları sözünü vermeleri ile sonuçlandı. 

Böylece öğrenciler bir zafer kazanmış oldular. 

Ancak bu zaferin kalıcılaşması için öğrenciler bu sözlerin takipçisi olacaklarını da açıkladılar.

Yemekhane boykotunun nedeni yemeklerin kalitesizliği, kaloriferlerin yanmaması, sıcak su olmaması, oda duvarlarının küf olmasıdır. 

Türkiye’de sermaye için birçok kaynağın bulunmasına, gerçekleştirilmesine ve devlet imkânlarının bunun için kullanılmasına rağmen işçi ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının bile yeterince sağlanmamakta ve sağlanması için yeterli çaba sarf edilmemektedir. 

Bu olayda da görüldüğü gibi devletin sosyal devlet olma işlevini tamamen yitirip sermayenin hizmetine girmesi ve sermayeye yeni piyasalar açmak için kamusal hizmetlerin piyasaya bırakılması toplumun geniş kesimlerinin aleyhine bu tür sonuçların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. 

Bu yüzden bundan sonra yurtlarda kalan öğrencilerin bu gibi eylem ve direnişlere ve bunun için de örgütlenmeye ve örgütlü bir mücadeleye daha çok ihtiyaçları olacaktır. 

********

3- Türkiye’de kasım ayında enflasyon biraz gerilemiş gibi görünmesine rağmen yine de yüksek oranını korumaktadır. 

Enflasyondaki bu kısmi gerileme alıp gücünün düşmesi sonucu talepteki gerilemeden ve döviz fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanıyor. 

Buna rağmen Türkiye, enflasyon oranında G-20 Ülkeleri arasında Arjantin’den sonra ikinci sırada yer alıyor. 

Öte yandan bu gerileme çarşı-pazar üzerinde fazla etkili olamıyor. Halkı en çok etkileyen ve rahatsız eden de gıda fiyatlarındaki artıştır. 

Seçimlerden sonra da üretim krizinin kolayca aşılamaması ve daha çok zammın yapılması nedeniyle enflasyonun daha da yükselmesi muhtemeldir. 

*******

4- New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, ABD’deki İran yaptırımları davasında suçlu bulunan eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın cezasının arttırılmasının istendiği temyiz başvurusunu geri çekti. 

Böylece Hakan Atilla 25-Temmuzda serbest kalacak.

ABD’de alınan bu karar her ne kadar yargının kendi kararıysa da bu kararın alınmasında AKP Hükümeti ve sarayın ABD’ye verdikleri kimi tavizlerin de rolü ve katkısının bulunması olasıdır. 

Bu tavizler, Türkiye’de eyalet sistemine geçmek için seçimlerden sonra gerekli hukuki çalışmalara başlanması ve bu çalışmaların hızlandırılması, ABD’nin denetimi ve kontrolü altında Ortadoğu’da Amerikan Emperyalizmine hizmet edebilecek bir Kürt açılımının başlatılması gibi hususlardır. 

********

5- Suriye’de cihatçı bir terör örgütü olan HTŞ (Heyet-üş Tahrir-üş Şam) adlı El-Kaide’den kopan terör örgütlerinin oluşturduğu yapı silahlı mücadeleyi devam ettireceğini açıkladı. 

Bununla bağlantılı olarak bu örgüt, Suriye Ordusu ile savaşmak için İdlip’te, Hama’nın kuzeyi ile Halep’in güneyindeki kırsal yörelerde savaş için önlem alıyor ve yığınak yapıyor. 

Bu durum, yakın gelecekte İdlip’te çatışmaların yeniden başlayacağını ve ateşkesin de bozulabileceğini gösteriyor. 

HTŞ’ nin saldırıları ve bölgeden çekilmemesi üzerine Suriye Ordusu’nun İdlip’te askeri harekâta başlaması da muhtemeldir. 

Diğer bölgelerde cihatçı güçlere önemli kayıplar verdiren Suriye Ordusu’nun İdlip’te de aynı sonucu elde edeceği kesindir. 

Rusya’nın desteklediği Suriye Ordusu’nun bu harekâtı karşısında AKP Hükümetinin ve sarayın söyleyebileceği fazla bir şey de yoktur. 

Ancak HTŞ’nin direnişi ve elindeki silahlarla çatışmayı sürdürmesi Suriye Ordusu’nu meşgul edeceğinden dolayı ABD’nin Kuzey Suriye’de YPG-PYD Mevzilerindeki askeri gücünü tahkim ettirmesi için ona zaman kazandıracaktır. 

Öte yandan YPG-PYD Bölgelerindeki Amerikan Güçleri de devriye ve gözlem faaliyetlerini arttırdılar. 

Bunun için Türkiye Yönetimi’nin bu bölgelere eskisi gibi sınır güvenliği ve ihlali gerekçesiyle top ateşi açtırması da mümkün gözükmemektedir.

Serhat Çakın'ın Sayfasına Git


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI