|

SIRA BİZDE
Çağımız kapitalizmden sosyalizme geçiş çağı.
Sömürünün sonsuz olmadığını düşünen işçiler ve emekçiler iki önemli
kalkışmada bulunmuşlar ve tarihe unutulması olası olmayan notlarını
düşmüşlerdir. İlk kalkışma 1871 Paris Komünü kalkışmasıdır ve bu
savaşımda ödenen bedel yüz binin üstünde insan yaşamıdır. Daha sonra
gerçekleştirilen 1917 Büyük Ekim Devrimi ise işçilerin ve emekçilerin
kapitalist sömürü düzenine son verme şahlanışı ile kalmamış, yıkılışına
karşın sosyalizm yolunda yürüyenler için paha biçilmez bir deney ve esin
kaynağı olmuştur.
Günümüzde gemi iyice azıya alan emperyalist-kapitalist sistem yeryüzünün
her yanında çok büyük yıkımlar yaşatmış, yaşatmaya devam etmektedir. Bu
konuda eli kanlı ABD emperyalistlerinin yaptıklarına baktığımız zaman,
insanlığın tek kurtuluş seçeneği sosyalizm için neden dövüşmesi
gerektiğini de çok iyi kavrarız. ABD emperyalistleri
emperyalist-kapitalist sistemin doğası gereği insanlığın başına bela
kesilmişlerdir. Kendisi kitle kirim silahlarının her türlüsüne sahip
olmasına ve gerektiğinde sık sık kullanabileceğini anımsatmasına karşın
ikide birde çıkıp bu yönde zart zurt etmekte, Venezüella lideri
Chavez'in söylediği gibi kendisini Tanrı yerine koyan ölçüsüz eylemli
saldırganlıklara girişmekte girişeceğini pervasızca dile getirmektedir.
Bugün Bölgemizi de yakından ilgilendiren İran'a karşı ABD'nin tutumu,
yukarıda dile getirdiğimiz merkezde olup, Türkiye başta, bütün bölge
ülkeleri için yeni bir tehdidi ifade etmektedir. ABD emperyalistleri,
diplomatları aracılığı ile Türkiye'nin başta doğalgaz anlaşması olmak
üzere İran'la yatığı ve yapacağı her türlü anlaşmaları zaptı raht altına
almak için yoğun çaba harcamaktadır. İşbirlikçi AKP iktidarına bu yönde
baskıların ardı arkası kesilmeden sürmektedir.
Kapitalist-emperyalist sistem gerektiğinde amacına ulaşmak için Irak'ta
ve Afganistan'da olduğu gibi silahlı işgalden kaçınmamaktadır. ABD'nin
bu saldırgan politikaları büyük yıkımlara ve insan yaşamına neden
olmuşken yeni yeni saldırılar pentagonun hep gündeminde tutulmaktadır.
Salt ABD emperyalistlerinin işgalleri yüzünden insanlık çok büyük
bedeller ödemekte ölümüne sömürülmektedir. İnsanlık için vazgeçilmez
olan enerji alımları bu yüzden olağanüstü pahalanmış bulunmaktadır.
Bugün üst düzeye fırlamış olan petrol ederlerinin ABD'nin yeni bir Iran
saldırganlığı ile ulaşılmaz rakamlara çıkacağı gün gibi ortadadır.
Ülkemiz enerji kaynaklarının yolunun üstünde olmasına karşın petrolü en
pahalıya tüketen ülkelerin başında gelmektedir. Bunun böyle olmasının
nedeni bütün dünyada olduğu gibi ABD emperyalizminin saldırganlığıdır.
Buna birde Türkiye işbirlikçi sermayesini ve onlar adına hükümet eden
halk düşmanı politikalarını ekledik mi gerçekler kendiliğinden bütün
çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır. İşbirlikçi AKP iktidarı, bu yöndeki
politikaların bugüne kadar gelmiş geçmiş işbirlikçi en gözü kararmış
olanı ve uygulayanıdır.
İnsanlık, emperyalist-kapitalist sistemin her türlü tehdidi altındadır.
Emperyalistler gerektiğinde dünya halklarına boyunduruk geçirmek için
her türlü güce başvurmaktadırlar. İsrail bütün dünyanın gözleri önünde
Filistin halkına kırım uygulamakla kalmamakta tehdidini gereksinim
duyduğunda genişletmekten de çekinmemektedir. İsrail savaş uçaklarının
son Suriye'yi bombalama girişimini düşünürsek, tehlikenin boyutlarından
da bir ölçüde de olsa bilgilenmiş oluruz. Bu saldırganlığın altında da
hiç kuşku duyulmasın ki, ABD emperyalistleri vardır. ABD
emperyalistlerinin istemediği bir girişimi İsrail'in gerçekleştirmesi
olası değildir.
İsrail'in son Suriye eyleminde bizi de ilgilendiren askeri bir yan söz
konusudur. Çünkü İsrail savaş uçakları Suriye'nin karşı koymasından
kurtulmak için yakıt tanklarını bizim toprakların üzerine bırakıp
kaçmışlardır. Bu konuda askeri yetkililerden de, işbirlikçi AKP
hükümetinden de kamuoyunu doğru dürüst bilgilendiren bir açıklama gelmiş
değildir. Yine o bildik, "gerekli araştırmalar yapılıyor" kabilinden içi
boş açıklamalarla yetinilip konu geçiştirilmiş bulunmaktadır. Bir başka
söyleyiş şekliyle ABD emperyalizmine göbekten bağlı olmanın kurallarına
uyulmuştur.
Sonuç olarak emperyalizm bütün dünya halklarının olduğu kadar ülkemizin
de baş düşmanıdır. Bu gerçekliği içselleştirmeksizin kalıcı ve onurlu
bir politika gütmenin olanağı yoktur. Dahası günümüzde doğası gereği
emperyalizme karsı olmak ayni zamanda kapitalizme karsı olmayı da
gerektirir. Bu nedenle çağımızın bize yüklediği kapitalizmden sosyalizme
geçiş görevini hakkıyla yerine getireceksek gözümüzü budaktan
esirgemeyen sosyalistler olmak zorundayız. Ancak böylelikle
emperyalist-kapitalist sistemin varlığına son verilebilir ve insanlık
kurtuluş yolunda bir amaca kilitlenebilir. Türkiye Sosyalist İsçi
Partisi bunun için vardır ve basta isçi sınıfımız olmak üzere bunun için
yığınları kendi saflarına çağırmaktadır.
İste; bunun için SIRA BİZDE diyoruz.
SAYFA BAŞI
ANA SAYFA
|