Türkiye ne zaman yola getirilmek ve kendisinden ödün koparılmak istense
emperyalistler tarafından köşeye sıkıştırılmak istenir. Bu konu
genellikle de Ermeni sorunu olur. "Ermeni soykırımı" ile ilgili bir
mektup yayınlayan ABD'nin 8 eski bakanı ABD'nin bu yolda bir karar
almamasını istemişlerdir. Onlara göre böyle bir karar alınması
Türkiye'yi çok üzecek ve dünyada en önemli bağlaşığı olan Türkiye ile
aralarında sorun yaşanacaktır. Oysa Türkiye, ABD emperyalistleri için
böyle bir karar alınmamasını gerektirecek kadar önemlidir. Çünkü;
Türkiye işbirlikçi yönetimi ABD emperyalistlerinin bölgede bir dediğini
iki etmeyecek denli ABD emperyalistlerinin dümen suyundadır.
Öyle ki, ABD emperyalistleri tarafından Afganistan ve Irak'ın işgal
edilmesinde Türkiye önemli bir rol üstlenmiştir. Bu bağlamda Türkiye
topraklarını, limanlarını, hava üslerini ve sahalarını ABD'nin
kullanımına açmış, savaş boyunca ve simdi bölgede savaşan ABD
birliklerinin her türlü lojistik desteğini sağlamakla kalmamış
Afganistan ve Lübnan'a asker de göndermiştir. Eğer dünya koşulları izin
verse ve Türkiye kamuoyundan korkulmasaydı işbirlikçi AKP hükümeti
bunların beş tabak fazlasını da yapacak, bu işgallerde eylemli olarak
emperyalist katillerin yanında yer alacaktı.
Bütün bu söylenenlere bakıldığında bile Türkiye'nin işbirlikçi AKP
hükümeti tarafından ne menem bir bataklığın içine sokulduğu ve bölgede
nasıl aşağılık bir politika izlendiği açıkça görülecektir. Ülkemiz
halkına İslamiyet'ten dem vuranların ABD'nin "Ilımlı İslam" formülü ile
uyuşarak nasıl Müslüman kanI dökülmesine yol açtıklarını görmemek olası
değildir. Ne var ki, bütün bunlara karsın gözbağlarını çözüp atmayı bir
türlü akıllarına getirmeyen ve İslami özlemlerle AKP'ye oy vererek onu
bir kez daha, daha yüksek bir oy yüzdesi ile iktidara getirenlerin de
suçsuzlukla anılmalarının olanağı yoktur. Yoktur, çünkü; ABD'nin ajanı
olduğu tartışmasız olan Fetullah Gülen gibi din bezirganının peşinde
kulaç atan ve ona büyük olanaklar sağlayarak eğitim basta olmak üzere
her türlü serpilip gelişmesini sağlayarak ona para ve dünyalık
kazandıranların kimlikleri ne olursa olsun olumlu olarak anılmalarının
olanağı yoktur. Hele de bu zati muhteremin ABD emperyalistlerine hizmeti
Türkiye sınırlarını aşmış bütün dünya çapında iken.
Gelmiş geçmiş bütün işbirlikçi iktidarlar ve bunların en işbirlikçisi
AKP, ne söylerlerse söylesinler bunların ipliğini pazara yularlarını
ellerinde tutan emperyalist yöneticiler çıkarmaktadır. ABD'nin 8 eski
bakanının yayınladığı mektup bunun en önemli belgesidir. Bu mektupta yer
alan hizmetler, eli kanlı ABD emperyalistlerine sunulmuş mudur
sunulmamış midir? Kimse sunulmadığını söyleyemiyecegine göre Türkiye'yi
bu batağa çekenler her kim olurlarsa olsunlar tarih önünde suçludurlar
ve kesinlikle bunların hesabını da vereceklerdir.
"Ermeni soykırımı" bahanesiyle emperyalistlerin sık sık cami duvarına
işeme alışkanlığına bir son verilmedikçe benzer sıkıştırılmaların ve
sanki Türkiye yanlısı bir politika izleniyormuş havası verilen
girişimlerin arkası önü kesilmeyecektir. Bu konuda Türkiye'nin doğru
dürüst bir politikasının olmaması ve emperyalistlere bağımlı bir
politika izlenmesi en önemli çıkışsızlıktır. Daha da önemlisi işbirlikçi
hükümetlerin suçlarının bir anlamda gizlenmesi yoludur.
ABD'nin testeresi ya da insan kasabı olduğu için otomatik bıçak olarak
anılan Richard Holbrooke'da yukarıdaki açıklamaya benzer bir açıklama
yaparak demiştir ki, "Berlin duvarı yıkılmadan önce Federal Almanya, ABD
tarafından ne ifade ediyorsa Türkiye'de şimdi ABD için onu ifade
etmektedir. Yani aşağı yukarı 8 eski bakanın ve Richard Holbrooke'un
açıklamaları üç aşağı beş yukarı aynidir. Onlara göre Türkiye
1950'lerden beri SSCB'ye ve sosyalizme karşı yürütülen her türlü
savaşımda ve soğuk savaşta eylemli olarak ABD emperyalistlerinin yanında
yer almış bir ülkedir. Bugün de durum değişmiş değildir, bölgede ABD'nin
dümen suyundan ayrılmamaktadır. Dahası enerji kaynaklarının korunmasında
da önemli bir işlevi vardır. ABD'nin olası bir Iran saldırısı için de
Türkiye ayni işlevi görecektir. Bu bağlamda Türkiye'yi ne pahasına
olursa olsun bu politikalara bağlı tutmak gerekmektedir. Bu yüzden de
"Ermeni soykırımı" gibi Türkiye'yi durup dururken üzecek politikalara
girişmemek gerekir.
Görüldüğü gibi emperyalist dünyanın politikaları ne kadar açıksa,
Türkiye'nin işbirlikçi politikacılarının da yaptıkları ön denli açık ve
aymazcadır. Bu politikalardan zarar görenlerin başında ise ülkemiz ve
bölge ülkeleri gelmektedir. Bugün işbirlikçi AKP hükümeti ABD
emperyalistleri ile ilişkilerini en yüksek düzeyde tutarak Türkiye'ye ve
bölgeye büyük zararlar vermektedir. Eli kanlı ABD emperyalistlerine ve
Richard Holbrooke gibi adı testereye çıkmış katillere geçit vermemek
için öncelikle ve ivedilikle AKP'nin defterinin dürülmesi gerekmektedir.
Türkiye geniş işçi ve emekçi halkının önündeki en önemli görev de budur.