GERÇEKLER DİRENGENDİR
Turgut KOÇAK
02.10.2007
ABD emperyalistleri Türkiye ile İkili Anlaşmalar yaptıktan sonra hiç mi hiç boş durmadılar. Ülke içinde CIA ajanları barış gönüllüleri adı altında çok yönlü çalışmalar yürüttüler. Asker-sivil her alana el atarak duyarlılıklar üstünden ülkemizdeki bütün kurum ve kuruluşların içine iyice yerleşip o kurumlara kendi çıkarları doğrultusunda yön verdiler. Bu gelişme Türkiye'nin NATO saldırı paktına girmesiyle birlikte çok daha hız kazandı. Türkiye'nin ordusu NATO'ya göre düzenlendi, NATO'nun istediği doğrultuda eğitildi. Araç ve gereç alımları NATO politikası gereği iyice dışa bağımlı hale getirildi. Türk Ordusu emperyalistlerin dümen suyunda kullanılmaya başlandı. Bu nedenle Kore'ye asker gönderilerek yüzlerce Mehmetçiğin yaşamını yitirmesine neden olundu. Ülke, ABD emperyalistlerinin istekleri ile askeri üs ve tesislerle dolduruldu. SSCB'ye ve sosyalizme karsı düşmanlık alabildiğine körüklenerek komünizm karşıtlığı karabasana dönüştürüldü. İşkenceler, tutuklamalar, yasaklar, cezalar ağır şekilde uygulandı. Türkiye yürütülen soğuk savasın koçbaşı haline getirildiği için salt bu yüzden sık sık sıcak çatışmaların esiğinden dönüldü. Özetle Türkiye'nin değil ama, emperyalizmin çıkarlarını açıktan açığa savunacak kadar işbirlikçi ve emperyalizme bağlı, NATO mermer kafa adam yetiştirildi ülkede. İşte bugün ülkemizde yönetim erkini elinde bulunduran işbirlikçi tekelci sermaye adına bunlar ülkemizin politikalarına yön vermektedirler. Milliyet gazetesinde yayınlanmaya başlayan Fikret Bili'nın eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'le yaptığı söyleşi, bizi bu yazıyı yazmaya itti. Eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün söyledikleri doğrusu tüylerimizi diken diken etti. Çünkü, Hilmi Özkök'ün söyledikleri kolay kolay arkasında durulamayacak sözlerdir. Neden derseniz; Hilmi Özkök ne bir ABD yurttaşıdır ne de ABD ordusundan emekli olmuş bir paşadır. O, herkesin bildiği, tanıdığı TSK'nin eski genel kurmay başkanı ve T.C. yurttaşıdır. Böyle olmasına karşın kraldan çok insanı kralcı yapan şeylere işaret etmek için yukarıdaki öngirişi yapmak geregi duyduk. İnsan, Hilmi Özkök gibilerinin kendilerinin dışında kalan herkesi neden "vatan haini" saydıklarını bu söyleşide dile getirdiklerine bakınca çok daha iyi anlıyor. Özkök diyor ki; "ABD'liler hazırlık yaptı. Tesisler, araziler kiraladılar. Bu bir yer de 'evet, ben zımnen Irak'a geçiş müsaadesini vereceğim' anlamındaydı. Adamlar geldiler gemilerle, dalgada sallanıyorlar, 'hadi bir karar verelim,verilemiyor.' Vah vah, ne üzücü şey. ABD'nin gemileri gelmişte denizde sallanıp duruyormuş. Üstelik tesisler, arazilerde kiralamışlar. Sanki geldikleri ülke Türkiye değil de adı sanı bilinmeyen bir Patagonya ülkesi. Bu ülkenin ne sahibi var ne de bir sorup edeni. Ya da Türkiye bağımsız bir ülke değil de ABD'ye bir valilikle bağlanmış bir eyalet. Ama bütün bunlar bizleri şaşırtmıyor. Üstelikte bu noktaya öyle durup dururken gelinmedi. Hilmi Özkök gibi niceleri şan şeref sahibi olsunlar diye sermayenin gözetiminde eğitilip yetiştirildi ve ülkemize paşa, başbakan, bakan, milletvekili yapıldı. Ülkemizin can suyu kolayca emperyalistlerce emilip somurulsun diye bir de üstüne üstlük onların güçlerine güç verilerek dediklerini yaptırma kolaylığı sağlandı. 1 Mart 2003 tezkeresinin meclisten geçmemiş olmasına hayıflananların Türkiye'nin çıkarlarını gözettikleri söylenemez. Çünkü bu tezkere baştan sona insanlık düşmanı eli kanlı ABD emperyalistlerinin işlerini kolaylaştırmaktan öte hiçbir anlam taşımıyordu taşıyamazdı da. PKK'yı bahane ederek asıl büyük tehlikeleri halkımızın gözlerinden saklamaya kalkanların sıfatları ne olursa olsun kendi yanlışlarının altından kalkmalarının olanağı yoktur. Hilmi Özkök'ün söylediklerinin anlamsızlığı ABD emperyalistlerinin Irak'ta 2 milyon insanı katletmiş olmasına baktığımız da ari duru bir şekilde anlaşılıyor. Yani, bu sözlerin altında yanılmış bir "vatanseverlik" kaygısını bile bulmak olası değildir. Bu sözler açıktan açığa ABD çıkarlarını gözeten sözlerdir ki, yenilir yutulur cinsten değildir. Kaldı ki, eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün görevinin başında olduğu sırada yaşanan 11 Türk askerinin başına ABD emperyalistlerinin çuval geçirme olayı ile ilgili olarak söylediği sözleri de unutulmuş değildir. Özkök'e göre bu olay bir düşmanlığı ifade etmediği gibi üstelikte münferit bir olaydır. Döneminde bu yönde davranmış birinin bugün bazı konularda düşünce belirtirken başka türlü davranmasını beklemek, işin özü eşyanın doğasına aykırıdır ya neyse. Özkök paşa incilerini sürdürüyor: "Tezkere öncesi zirveler yapıldı. Denildi ki; karar meclisindir. Oylamadan önce bir açıklama yapamazdım. Kimse sorumlusu, onun açıklaması normaldir. Tüm modern ülkelerdeki gibi bir hareket tarzı içerisinde davrandı TSK. Özkök paşa demek ki, tezkerenin geçmesi için yanıp tutuşmuş ama ne var ki, "demokrasinin" kuralları onun elini ayağını bağlamış. Salt modern ülkelerdeki davranışı örnek almak gibi bir kaygı yüzünden daha ileri gidememiş ve ABD emperyalistlerinin hizmetinden yoksun kalmış. Böyle diyoruz çünkü ortada gerçekten de ne ülkemiz ne bölge ülkeleri ne de insanlık adına en küçük bir şey söz konusu değil, aksine kan, gözyaşı ve zulüm getirecek bir ABD işgali söz konusuydu, nitekim öyle de oldu. Bu sözleri dile getiren Özkök'ün ABD emperyalistlerinin Türkiye için ne düşündüğünü bilmiyor olması düşünülebilir mi? Türkiye'nin bölünüp parçalanması dahil, başına her türlü çorabın örülmesinde ABD'nin rolünü dünyada bilmeyen mi var? Hem Türkiye'nin geleceğini içtenlikle düşünüyor olanların dümeni başkalarının eline vermesi ve onlardan medet umması olası mi? Yukarıda söyledik. PKK herkesin can simidi gibi bir şey. Onlara göre Türkiye ne kadar Amerikancı bir siyaset izlerse PKK'yı de o ölçüde zaptı rapt altına alır. Bu koskoca bir yalandır. Yalan olduğunu görmek için yaşanan olay ve olgulara bakmak yeter de artar bile. Yazımızı Özkök'ün söyledikleri ile sürdürelim. "Ondan sonra, grup kararı da alınamadı, tezkere geçmedi. Grup kararı alınsa, o hallederdi. Her şeyi bir araya koyunca 'evet anayasal kaza' diyorum ben. Çoğunluk evet dedi ama yeterlilik sayısına ulaşılamadığı için olmadı." Özkök, AKP'nin grup kararı almamasına anlaşılan odur ki, epey üzülmüş. Üzülebileceği kadar üzülebilir bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. 'evet anayasal kaza' demesi yok mu iste bu söz bizi çok mu çok ilgilendiriyor. Anladığımız kadarıyla bazıları çoğunluk olmak demenin her şey olduğunu sanıyor. Çoğunluk oldunuzsa aynı zaman da haklısınız demektir. Öyleyse vurur, kırar, alır, verir, satar, savurur, sizin gibi düşünmeyenleri fırınlara bile gönderebilirsiniz. Canınız mi istedi, işin arkasını önünü hesap bile etmeden sağa sola savaş bile açabilirsiniz. İste; Özkök'ün 'evet anayasal kaza' diye işaret ettiği şey aslında birilerinin keyfiliğine kapıların aralanmasından başka bir şey değildir. İste o zaman da çoğunluk isterse "şeriat" devleti bile kurulabilir. Hiç kuşku yok ki, anayasal engel bile tehlikeleri önlemeye yetmeyebilir. Ancak yine de bazılarının heveslerini kursaklarında koyma işlevi görebilir görüyor da. Son bir alıntı ile yazımızı bitirelim. "Ordunun görüşleri MGK'da konuşuldu. Ayrıca meclisin üzerine irade konulur mu? TSK, Meclis'e baskı yaptı denmez mi? Ama sen ABD'yi geçirtme, adamların gemilerini dalgalarda haftalarca salla, şimdi bizi dinlemiyorlar. Eee niye dinlesin ki?" Özkök'ten aldığımız bu son alıntı her şeyi bütün çıplaklığı ile anlatmaya yetiyor. Bu sözlerin üstüne söz etmek aslına uygun düşmezse de; bu ABD avukatlığı karşısında şeytan bizi dürtüyor bu yüzden kendimizi de tutamıyoruz. Fazla konuşmayın paşa, oturduğunuz yerde oturun. Ama oturamazsınız. Sizin gibi, üstelik sizden beş tabak daha fazla, darbe de yapmış Kenan paşa da oturduğu yerde oturamadığı için, bir inci döktürmeye başlıyor ve sözleri Türkiye'nin "eyaletlere" bölünmesi önerisi ile pat diye gündeme oturuveriyor. Gündemin dışında kalın. Hatta iyice unutulun ki, kimsenin sinirleri bozulmasın paşa. Boş vatanseverlik numaralarına gerçekten karnımız tok. Gerçekler direngendir. Konuşuyorsunuz kendinizi ele veriyor sirkatinizi söylüyorsunuz.
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
ANA SAYFA