BİR KEZ DAHA TROÇKİ ÜZERİNE

Bilindiği gibi Sovyetlerin yıkılması ile birlikte Troçkist akımlar çok yönlü olarak geçmiş üzerinden bilimsel sosyalizmin temel noktalarına leninist görüşlere sahiplermiş gibi saldırmaya başladılar. Saldırılarını uluslararasılaştıran bu akıma karşı bu nedenle kapsamlı bir öğretisel savaşım yürütmek bu nedenle büyük önem kazanıyor.

Her şeyden önçe troçkizmin ipliğini pazara çıkarmak için onun Rus Devrim Tarihi içindeki yerini ve Büyük Ekim Devrimi’nin Lideri Lenin’e karşı tutumuna yakından bakmak gerekmektedir.

1879 yılında Ukrayna’da küçük burjuva Yahudi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Troçki, siyasal çalışmalarına Odessa’da hukuk okurken liberalpopülist kavramları benimseyerek başladı. Devrimci marksizme karşıtlığını ise, “ekonomizm”e yaklaşan öğretisel tutumuyla ortaya koydu.

Troçki üzerinde Ferdinand Lassele’in çok büyük etkisi oldu. Lassel’in Troçki üzerinde etkisi o kadar derindi ki, “sürekli devrim” teorisini ilk kez geliştirdiği makalesini onun adına ithaf etti.

Troçki’nin küçük burjuva karakteri  RSDİP’nin kongresinde kendini ele verdi.

1903 Temmuz-Ağustos’unda yapılan bu kongrede Troçki sağ kanat oportünistleri ile birlikte davrandı. Bu kongrede proletarya diktatörlüğü kavramının pratik önemini yadsıyarak proletarya diktatörlüğü ancak RDİP işçi sınıfının hemen hemen tamamını ve işçi sınıfı da ulusun büyük bir çoğunluğunu sosyalizm savaşımına kazanırsa yani ülke nüfusunun büyük çoğunluğu sosyalizme kazanılırsa söz konusu olabilirdi.

Yine kongrede oportünistler parti üyeliği konusunda da Lenin’e karşı ortak bir cephe oluşturarak birlikte davrandılar ve Troçki’de bunlarla birlikte davrandı. Oysa Lenin bir kimsenin parti üyesi olabilmesi için sadece partinin proğramını benimsemesinin yetmeyeceğini aynı zamanda parti örgütlerinden birinde eylemli olarak çalışması gerektiğini de koşul olarak ortaya koyuyordu.

2. Kongreyi kazanan Bolşevikler kongrede alınan kararları yaşama geçirmek için kolları sıvadıklarında bunu engellemek isteyen Menşeviklerle Troçki birlikte davrandı.

Lenin’in “Bir Adım İleri İki Adım Geri” adlı kitabında Bolşevik çizgiyi ortaya koyar oportünizmi mahkum ederken, Menşevikler ve Troçki kitabın etkisini zayıflatmak için yoğun bir kampanya yürüttüler.

Troçki Pavel Boriseviç Akselrad’a diyerek Menşevik önderlerlerden birine ithaf ettiği “Siyasal Görevlerimiz” adlı kitabında küçük burjuva öğretisinin çeşitli nüansları ile örtüşen açık bir örgütsel ve öğretisel yapıyı partiye dayatma şeklinde öne sürüyordu.

Troçki’ye göre Bolşevikler partiyi işçi sınıfının tepesine oturtarak böylece “proletarya üstünde diktatörlük” kurmak amacı içindeydiler.

Lenin bu konuda şöyle demişti: “Bu kitap okunduğunda açıkça görülüyor ki, ‘azınlık” öyle yalanlara bel bağlamıştır ki ve öylesine yanlış davranmaktadır ki, hayatiyeti olan bir şey yaratması mümkün değildir,”*

Troçki’nin bu kitabı Menşevikler ve liberaller arasında övgüyle karşılandı. Durumu lehinde gören Troçki Menşeviklerin lideri Dan’a karşı tertiplere girişti. Bunun üzerine Patresov, Troçki’nin kolayca görüş değiştirebilen, açık tartışmadan kaçıp gizli dalavereler çeviren bir hilekâr olduğunu yazarak Dan’ı savundu.

Birinci Rus Devrimi’nin başlangıcında Troçki bu kez de Alman Sosyal Demokrat Partisi’inin sol kanat kesiminden Parvüs’le ilişki kurdu. Parvüs’ün Troçki’nin düşünceleri üzerinde etkisi büyük oldu. Troçki’nin kafasına “ultra sol” düşünceler soktu. Troçki de bu düşünceleri yeri geldiğinde kendi düşüncesiymiş gibi yazıp çizdi.

1905 başında Parvüs ve Troçki Rusya’ya gelerek Menşeviklerle aktif işbirliğine giriştiler. Menşevikler 1905 ilkbaharında Troçki’nin “9 Ocak Öncesi” adını taşıyan Parvüs’ün önsözünü yazdığı broşürünü yayınladılar. Lenin bu konuda şunları dile getirdi: “Troçki… 1905 yılında Menşeviklere döndü ve keskin devrimci laf ebeliği yaparak tafra satmaya koyuldu…”**

Troçki kendisini Rus sosyal-demokrat hareketi içinde bağımsız bir kuramcı olarak görüyordu. Lenin bu konuda Troçki’ye hayalinin kumdan yapılmış bir şato olduğunu söyleyerek karşılık veriyordu.

Lenin Troçki’nin peşinden giden de olmadığını belirterek 1906’da şöyle yazıyordu. “Mümkündür ki, Menşevikler arasında bazı “Parvüsistler” ve troçkistler vardı. Bildiğim kadarıyla bunların sayısı sekiz kadardı; fakat… kendilerini gösterecek fırsatı hiç bulamadılar.”

1905 yenilgisinden büyük bir ürküntüye kapılan Menşevikler RSDİP ile bağların keserek likidatörlere katıldılar. Otzovistler ise her türlü yasal biçimin reddeilmesini savunarak partiyi kitlelerden kopuk küçük bir sekter grup haline getirmeye amaçlıyorlardı. Burada parti ilkelerine ters düşen Troçki yine işbaşındaydı. Bir yandan hiziplerüstü olmaktan dem vururken, diğer yandan da Lenin’in parti yapısına ilişkin ilkelerine saldırarak sözde parti yıkıcılığına karşı çıkıyor, gerçek parti yıkıcılarını elinden geldiğince arkalıyordu. Oportünistlerin partiden atılmalarına karşı çıkarak hem Otzovistleri hem de likidatörleri savunarak, Rus sosyal-demokratlarının kuram ve taktiklerinin geçerli yan – ürünleri olarak niteliyordu.

Troçki, Batı Avrupa partilerine yanlış bilgi vererek, RSDİP’in içindeki krizin sorumlusu olarak Bolşevikleri gösteriyordu. Bu konuda Karl Kautski ve Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin diğer oportünist liderleriyle yakın ilişkilere girişerek partinin gazetesi “Vorwarts” ve dergisi “Neue Zeit” da kendi zırvalarını yayınlamaya başladı.

Bu durumu Plehanov ve Polonya Sosyal Demokrat liderlerinden A. Warski bu makaleleri enternasyonal dayanışmaya misli görülmemiş bir saygısızlık olarak niteliyorlardı.

Sonuçta bütün bu olumsuzluklara son vermek amacıyla 6. Tüm Rusya Parti Konferansı 18 Ocak’ta Prag’da toplanarak likitatörleri, troçkistleri ve otzovistleri partiden uzaklaştırdı.

Troçki ise partinin Bolşevik çizgisine karşı ortak bir oportünist cephe oluşturmak için harekete geçit; Troçki’nin çağrısına oportünistlerden yanıt geldi ve 1912 Ocağında bir örgütlenme komitesi oluşturdular. Komitede, Bundistler, otzovistler, likidatörler ve troçkistler yer aldı. 1912’de Viyana’da bir konferans düzenlendi. Bu konferans partinin içerisinde Ağustos Bloğu olarak bir blok

yaratarak partiyi içerden zaafa uğratma amacı güdüyordu.

Troçki artık illegal parti çalışması döneminin kapandığı yolundaki likidatör görüş çizgisini savunmaya başlamış olup, parti ilkeleriyle bağlarını tamamen kopardığını ortaya koydu.

Rusya’da devrimci hareketin yükselişi ile birlikte Ağustos Bloğu hızla dağıldı. Gemiyi ilk terk edenlerin başında da Troçki yer aldı. 1913 yılında likidatörlerin dergilerinin yazı kurulundan ayrıldı. Ve 1914 Şubatı’nda yine “hiziplerdışı” görüntü altında Bora (Kavga) bir gazete kurdu. Lenin; “Ünlü birlik uzmanları kendi aralarında dahi birliği sağlayamadılar” dize yazdı.

Troçki 1. Paylaşım Savaşı sırasında da boş durmadı. 1915 Eylül’ünde Lenin, Troçki’yi, “farkların üstünü örten ve oportünizmi ‘kurtarmak’ için her türlü çareye başvuran oportünizm uşağı” olarak niteledi.

1916’da Amerika’ya giden Troçki oradaki oportünistlerle birleşti. Sürgündeki Rus Sosyalistlerinin Novi Mir gazetesinde Bolşevikler aleyhinde yazılar yazdı. Troçki’nin bu tutumu Lenin’in tepkisini çekti. Lenin İnessa Arma’da yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Alın işte size Troçki! Ta kendisi: kıvırtır, göz boyar, sol gösterip sağa yardım eder, edebildiğince…”**

Troçki 1917 Mayıs’ında azılı bir Bolşevik düşmanı olarak Rusya’ya döndü. Menşevik örgütlere katılıp erimeyi göze alamadı. RSDİP’nin Bölgelerarası Birleşik Örgütü’ne üye oldu.

1917’de toplanan bir konferansında Lenin bu örgütün Bolşeviklerle birleşmesini önerdi. Troçki ise u örgütte etkili olduğu için öneriyi reddettirdi. Troçki böylece troçkist ve Menşevik çizgi üzerinden birliği gerçekleştirmişti.

1917 Temmuz gösterilerinde Troçki geçici hükümet tarafından tutuklandı. O içerdeyken Bölgelerarası Örgüt, RSDİP ile birleşti. (Bolşevik) Bu örgütün üyelerinden birinin sonradan verdiği bilgiye göre, Troçki, Bolşeviklerin diktatörce davranışlarda bulunduğunu ileri sürerek kendilerini, Bolşevik Partisi ile ayrı, kendi içinde bütünlüğü olan bir grup halinde birleşmeye zorlamıştı. Bölgelerarası Örgüt’ün RSDİP-B’ye katılmasından sonra da, Troçki, kitlelerle çalışma gereğini reddetmeye devam etti. Ona göre Rusya işçi sınıfı devrimi başarmak için ne kadar  çaba sarfederse etsin, yakın zamanda başarılı bir dünya proleter devrimi olmazsa, bu gayretler boşa çıkacaktı; oysa, dünya devriminin başarısı için  Rusya işçi sınıfının yapması gereken şey, proleter devriminin bayrağını yükseltmek, devrimi doğru yöne itmek, başka deyimle, devrimci süreci hızlandırmak ve sonra onu devrimi başarıya ulaştıracak olan Avrupa proletaryasına teslim etmekti.

1917 kriz günlerinde bütün oportünistler gibi Troçki Lenin’in askeri ve siyasi direktiflerini “Konspiratif entrikalar” olarak niteliyordu. Troçki’ye göre askeri operasyonlara ancak savunma amaçlı ve kısıtlı olarak başvurulabilirdi. Siyasal iktidar sorununu karara bağlama hakkının ise devrimci halka değil, 1917 Ekim’i sonunda toplanacak olan Sovyetler Kongresi’ne ait olduğunu ileri sürüyordu. Lenin, Troçki’nin bu tutumunu “Bu görevi (siyasal iktidarı ele geçirme görevini Sovyetler Kongresi’yle bağlı görmek, onu Kongreye tabi kılmak, önceden kesin bir tarih belirleyerek hükümetin birliklerini hazırlamasını kolaylaştırarak, kitleleri, sadece ayaklanan proletaryanın kuvvet zoruyla halledebileceği bir işi, Sovyetler Kongresi’nin bir ‘kararı’yla halledeceği yanılgısına sürükleyerek ayaklanmacılık oynamak demektir.” Diyerek eleştiriyordu.

Nitekim ayaklanma Sovyetler Kongresi’nin başlamasından saatler önce başlamış ve Bolşeviklerin görüşlerinin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştu. Kongre devlet iktidarının Sovyetlere geçmesini büyük bir oy çoğunluğu ile onayladı ve başına Lenin’i seçti. Kongre Lenin’in ünlü Barış ve Toprak Kararnamesi’nde ileri sürülen politik platformu benimsedi. Böylece Lenin’e karşı mücadele yürütmüş olan Troçki ve diğerleri ağır bir yenilgiye uğramış oldular.

Ekim Devrimi’nin zaferinden sonra  Troçki önce Dışişleri Halk Komiserliği, daha sonra da içsavaş sırasında Ordu ve Donanma Komiserliği ve Devrimci Askeri Konsey Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

Sovyet iktidarında yetki alan Troçki, ve öteki “sol” –kanat oportünistleri, Bolşevik Partisi’ne dünya çapında proleter devrimini kışkırtma düşüncesini dayatmaya kalkışmışlardır.

26 Ekim 1917’de Troçki, “…umarız ki, devrimimiz, Avrupa devrimini ateşleyecektir. Eğer Avrupa’nın ayaklanan halkları emperyalizmi mahvetmezse, biz de mahvolacağız. Bunda hiç şüphe yoktur.”

Sovyetlerin derhal savaştan çekilmesi gerekiyordu. Lenin’in taktiği Almanya ile ayrı bir barış anlaşmasını öngörüyor, Troçki ile Buharin’in başını çektiği “sol komünistler”, bir dünya proleter devriminden söz ederek umutlarını da emperyalizme karşı açılacak bir “devrimci savaş”a bağlamış bulunuyorlardı.

Nitekim Troçki Dışişleri Komiseri olarak Sovyet delegasyonunun başında bulunduğu Brest Litovsk’ta Almanya ile barış anlaşmasını sabote etti. Lenin ve Halk Komiserliği Konseyi, kendisine, Kayzer Almanyası çok sert ve açgözlü koşullar içeren bir ultimatom verse dahi, derhal barış anlaşması imzalaması için talimat verdiği halde, Troçki bu direktifleri yerine getirmedi, Alman işgalcileri de Troçki’nin tutumunu bahane ederek cephenin tüm kesimlerinde Sovyet Rusya’ya karşı iyi hazırlanmış bir saldırıya geçtiler. Bu yüzden Brest Anlaşması çok daha ağır koşullarda gerçekleştirilebildi.

Lenin’in girişimleri “Sol Komünistler”in öteki liderleri tarafından sabote edildiği için Troçki’nin devrim ihracı ile ilgili olarak şu sözleri söyledi. “…şimdiden sosyalist devrime başlamış bulunan cumhuriyetin korunması, bizim için ve uluslararası  sosyalist hareket için en önemli şeydir.”*

Troçki, sosyalizmin kurulabileceğine dair zayıf inançlılığı nedeniyle nesnel süreci dikkate almayıp öznel olarak hızlandırmaya iç sorunlarda da kalkışmakta gecikmedi. Zorla çalışma önerisini ortaya attı. “İnsan tembel bir hayvandır,” diyerek RKP-B’nin 1920 yılında yapılan 9. Kongresi’nde ve böyle olduğuna göre kişilerin “disiplin altına alınmasını ve mahmuzla harekete geçirilmesini” istiyordu.

İçsavaş’ın sonunda bozguncular, üyeleri , proletarya diktatörlüğü sistemi içinde sendikaların rolü üzerinde sonu gelmez tartışmalara sürüklediler. Kendilerine “işçi muhalefeti”,”demokratik merkeziyetçilik grubu” adını takan Lenin karşıtı gruplar parti içinde hiziplerin bulunması doğrultusunda kampanyalar açtılar. Partinin Sovyetlerde, sendikalarda ve ekonomik örgütlerde kontrolünün zayıflamasını istiyorlardı.

Bu durumu fırsat bilen Troçki bütün bu faaliyetleri kendi platformunda topladı. Taraftarlarının da desteği ile, kendi ortaya attığı “vidaları sıkma” politikasını sendikalara da dayatmaya çalıştı.

Troçki’ye göre proletarya iktidarı ele geçirdikten sonra, sendikalar “devrimci baskı aracı” haline getirilmeliydi. Kendilerine “emretme” ve ceza kesme hakkı tanınmadığı taktirde, sendikalar “ismi var cismi yok” olmaktan öteye gidemeyeceklerdi. Troçki yazdığı broşürde sendikaların ekonomik kurumlarla birleştirilmesini ve tüm kontrolün bunlara verilmesini istiyordu. Sendikaların salt işçilerin değil, köylülerin de çalışmalarının askeri disiplin altına alınmasını sağlayacak kurumlar haline dönüştürülmesini istiyordu.

Parti Merkez Komitesi toplantısında Troçki’nin tezleri reddedildi. Sendikaların demokratikleştirilmesi, halkla bütünleşmesi ve çalışmaların  da her türlü bürokratizm ve formalizm belirtilerine karşı şiddetle savaşılmasını öngören Lenin’in görüşleri kabul edildi.

Lenin, Troçki ve benzerlerinin görüşlerini partinin önderlik görüşlerini reddetmek olarak ele alıyor ve bu durumu “komünizmden köklü bir kuramsal ayrılış ve sendikalizme ve anarşizme kaymak”* olarak niteliyordu.

Lenin sayısız kez belirtmiştir ki proleter devletin işlevi şiddet uygulamak değil, yaratıcı çalışmadır, yeni bir toplumun inşasıdır. Bu ise emekçi halkın demokrasiden mümkün olduğu kadar geniş ölçüde yararlanmasını gerektirir.

Troçki Sovyet Devleti’nin köklü demokratik karakterini tanımıyor, “demokrasi” kelimesini sadece bir kamuflaj, ekonomik kurumları parti kontrolünden çıkartma gayretlerinin biz özrü olarak kullanıyordu. Sendikalar üzerinde tartışmalar sırasında troçkistler, kendi kuramsal platformlarını desteklemek için “endüstriyel demokrasi” deyimiyle alabildiğine oynadılar.

Donanmanın kontrolünü ellerinde bulunduran Troçki taraftarlarının kayıtsızlığı yüzünden Krontadt bahriyelileri arasında aylarca süren hazırlıktan sona bir karşıdevrimci ayaklanma patlak verdi.

RKP-B’nin 8 Mart 1921’de açılan 10. Kongresi’nde Lenin, partinin öncü rolünün, proletarya diktatörlüğünün güç kaynağı olduğunu bir kere daha vurguladı. Partinin bu rolünü oynayabilmesi için en önemli koşul ise, partinin birliğinin korunmasıydı. Kongreye katılanlar Lenin’in “Parti Birliği Üzerine” tarihi karar tasarısını büyük çoğunlukla onayladılar. Troçki bu karara açıkça karşı çıkmadıysa da, partide kaldığı sürece bu karara karşı çıkmaktan geri durmadı.  (Devam edecek) 

*V.I. Lenin Toplu Eserler. (Rusça)

*V.I.Lenin Cellected Works Vol.


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA