BAŞBAKAN AMERİKA'DAN BİR TÜRLÜ DÖNEMİYOR      

 Ali ÖNER

 GENEL BAŞKAN

30.09.2007

Waldorf Astoria Oteli'de Fetullahçıların düzenlediği 1000 kişilik iftar yemeğine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu yemekte de daha önceki konuşmalarına benzer konuşmalarını yineledi. Yemek sonrası beyaz masa örtüleri yere serilerek haremlik-selamlık oluşturuldu ve ortam mescide dönüştürüldü. İftar yemeğine katılan ABD'nin başkan adaylarından Hilary Clinton havaya kapılmış olacak ki, yaptığı konuşmada "başkan seçilirsem ben de Beyaz Saray'da iftar yemeği düzenleyeceğim" dedi. Bayan Clinton, o bilinen sözleri yineleyerek Türkiye'yi çok sevdiklerini söyleyen sözler etti. Yemeğe katılan Brooklyn Belediye Başkanı Markowitz'se kendisinin bir Yahudi Türkü olduğunu söyleyerek "Ne mutlu Türküm diyene" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise barışın düşmanlarının ülkesinde Atatürk'ün sözlerini söyleyerek "Yurtta sulh cihanda sulh" diye konuştu.

Türkiye'nin başbakanının uzun süredir Amerika'da bulunması fırsat sayılarak arka arkaya iftar yemekleri düzenlenmeye başlandı. Bu yemeklerin hemen hiçbir anlamı olmamasına karşın verilmek istenen ileti herkesin malumu olduğu iletidir. O ileti ise döne döne İslami kimliğin vurgulanmasıdır. Yukarıda değindiğimiz gibi yemeği düzenleyen Fetullahçı Türk Kültür Derneği’dir. Bu fırsatı iyi değerlendirmek isteyen dernek yöneticileri Fetullah Gülen'in bir iletisini fırsat bir fırsat yemekte okumuşlardır. Bu nedenle kendisine eleştiriler geleceğini düşünen Erdoğan ise Fetullah'ın iletisinin tamamını dinlemeden toplantıdan ayrılarak zevahiri kurtarmak istemiştir.

Acaba kurtarabilmiş midir?

Başbakan Erdoğan ne yaparsa yapsın fikri-zikri bir, bir kimsedir ve düşünceleri doğrultusunda yola kervanını düzmüş bulunmaktadır. Kendisini ABD'nin daha üst düzey yöneticilinin karşılamasını istemesine karşın şimdilik alt düzeyde kimselerle yetinmek zorunda kalmış bulunmaktadır. Amerika'da kaldığı süre içinde katıldığı toplantılarda ise söyledikleri içerik açısından incir çekirdeğini doldurmayacak denli kıymetsiz ve daha önce söylediklerinden bildiğimiz konuşmalar olup bir kıymeti Harbiyesi yoktur. Erdoğan’ın konuşmaları öz olarak Türkiye'nin palas pandıras pazarlanmasıdır ve işbirlikçiliğinin üst düzeyde seyreden alametleridir.

Bu bağlamda ülkemizde iflas eden AKP politikalarının bayat bir yinelenmesi olduğu için aynası istir kişinin sözüne de bakılmasının bir gereği yoktur. Birilerinin "demokrasi" adına bu politikaları gözboyayıcılık olarak pazara sürmesi ise emperyalizmin kırıntısından çöplenen liboşların ulu orta ulumalarıdır ki, bozulması ve karsısına çıkılması gereken politikalarda bunlardır. RADİKAL gazetesi solculuğu ile aklı bir karış havada gezinen kimseler bu politikalara başka bir elbise giydirmek için yırtınsalar da sonuç aynı kapıya çıkmaktadır. Ülkemiz ekonomik olarak talan edilmekte, sosyal yaşamımız ise deli gömleği giydirilerek değiştirilmek istenmektedir.

AKP'nin gerek yeni anayasa hazırlama girişimleri gerekse yabancı sermaye için yeni yeni açılımlar vaat etmesinin altında da bu gerçekler yatmaktadır. Ülkemiz baştan aşağı değiştirilmek ve zaten sınırlı olan yurttaş olma bilinci bile ortadan kaldırılarak kulluk anlayışı yedirile yedirile getirilmek istenmektedir. Bunun için cemaat örgütleri beslenip desteklenmekte toplumun gözeneklerine iyice işlemesi için iktidar desteğinde semirtilmektedir.

Ekonomik, sosyal ve kültürel olarak desteklenen kimi kurum ve kuruluşlar toplumun gözünün içine baka baka ülkemizin ufkunu daha da karartmak istemektedirler. Demokratik hak ve özgürlükler bağlamında geniş emekçi yığınları kafese kilitlenmek isteyenlerin dün olduğu gibi bugün de hesabı bilinmeyen bir şey değildir. Onlar kafalarında şeytanlaştırıp canavarlaştırdıkları görüşlerini egemen kılarak işçilerin emekçilerin ellerini kolların iyice bağlayacaklarını ummaktadırlar. Ki; sömürüleri, talanları, baskıcı erkleri sonsuza kadar sürebilsin. Bugün ülke içinde olduğu gibi ta Amerikalarda da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın murat ettiği şey bu politikalardır. Bizimse bu politikaları BAĞIMSIZLIK-DEMOKRASI-SOSYALİZM savaşımı ile aşmamız en önemli görevimizdir.

Türkiye Sosyalist İsçi Partisi, içerden ve dışardan tezgahlanan tüm oyunları kitlelerin devrimci atılımı ile bozmak için vardır ve bozacaktır.

Bunu dost düşman herkes böyle bilmelidir.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]                        


ANA SAYFA