22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde "Bin
Umut" adayı olan ve seçilen ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras partisinden gelen
muhalefete karşın genel başkanlıktan ve ÖDP'den istifa etti ve bağımsız
aday olarak seçilmeyi başardı.
Ancak, bu girişimi ve devamını masaya yatırır ve gözden geçirirsek ilginç
ve öğretici sonuçlara varmamız kaçınılmaz olur.
Her şeyden önce Ufuk Uras, partisine karşın aday olmuş ve sosyalistlerin
geleneğinde olmayan belki de bir ilke imza atmıştır. Çünkü; ne simdi ne de
gelecekte devrimci savaşımda, örgütlü olmanın ve örgütlü savaşımın yerine
geçecek yeni bir durum söz konusu olmamasına karşın Ufuk Uras, bu
anlayışın dışına çıkarak adeta bireyciliği örgütün ve örgütlü davranmanın
önüne koymuştur. Bu işin özünde örgütlülüğe bir saldırı yatmaktadır ve
Ufuk Uras'ta bu misyonu yüklenmiştir. Ve zaten ortaya çıkan yeni duruma
bağlı olarak Ufuk Uras milletvekili seçilmesinin hemen arkasından ÖDP'den
başka bir örgütlülüğe işaret ederek belki de birilerini geriye çekilmeye
zorlamış, bu yolu da silah olarak kullanmıştır. Ya da gerçekten böyle
düşünmektedir.
6 Ağustos 2007 Hakan Urcu adlı kişi söyle diyor. Söyledikleri de ÖDP'nin
sitesinde yayınlanmış. "Mecliste DTP'de dahil olmak üzere kimseye
eyvallahı olmayan bilimsel sosyalizmin temsilcisi değil devrimin
temsilcisi olacağına inanıyorum. Yıldırma politikaları eminim gündeme
gelecektir. Ama o 1 değil."
Bu biraz karışık değerlendirme. Ancak ÖDP'liler önemsemişler ki bu
değerlendirimi partilerinin sitelerine koymuşlar. Burada iki şey söylenmek
isteniyor sanırım. Birincisi kimseye "eyvallah" etmeyen DTP de dahil,
delikanlı bir Ufuk Uras, ikincisi de bilimsel sosyalist olmayan (yani
komünist ve sosyalist olmayan denilmek isteniyor) ama devrimci olan bir
Ufuk Uras.
Ne kadar ilginç değil mi? Birileri söyletiyor herhalde. Demek ki, Ufuk
Uras AB'ye karsı olan bilimsel sosyalistleri yani komünistleri "AB'yi
istemezük" diyorlar diye boşuna eleştirmiyormuş. Bu eleştirinin özünde
yatan şeyin açıkça bir nitelik farkından kaynaklandığı açıkça ortadadır..
Çünkü; "devrimci" ile "komünist" arasında gerçekten de bir nitelik farkı
vardır.
Yine seçimler boyunca Ufuk Uras meclisin ufkunu açmaktan söz ederek
konuşmasında bu sözleri hiç mi hiç dilinden düşürmedi. Gerçekten de
meclisin değil ama "demokrasi" adına Abdullah Gül ve işbirlikçi AKP'nin
oturumlara katılarak ufkunu açmış oldu. Göründüğü kadarıyla da sözde
muhalefet yapıyormuş gibi davranarak verdiği sözü yerine getiriyormuş
izlenimi vererek işin içinden sıyrılmayı düşünüyor olmalı.
6 Ağustos 2007 tarihinde ÖDP sitesine ileti gönderen Caner Çatak bir
çelişkiye parmak basarak 1965 seçimlerinde meclise giren TİP
milletvekilleri gibi davranacağını her fırsatta dile getiren Ufuk Uras'a
şöyle sesleniyor: "Ufuk Uras milletvekili olunca TİP örneğini vererek
yeniden sosyalist biri mecliste dedi. TİP bir partiydi, programı vardı,
tüzüğü vardı. Değişik entrikalarla değil, devrimci iradeyle partisinin
örgütlü mücadelesiyle meclise gelmişti. (gelmişlerdi demek istiyor
herhalde)Yine de kendisine sosyalizm için yararlı olması isteğiyle
basarılar dilerim."
Ufuk Uras'ın TİP milletvekilleri gibi olma şansı asla yoktur. Yine de TİP
milletvekillerine öykünmesi gerçekten de ilginçtir. Şansı olmadığını
söylüyoruz, çünkü onlar eleştirilebilirler şu bu ancak yine de bu ülkenin
bir orijinalitesini ifade ediyorlardı. Ufuk Uras'sa onlar gibi orijinal
olmak şöyle dursun onların kopyası bile olması olası değildir. Bu yüzden
de mecliste kaldığı süre boyunca ne Türkiye emekçi halkının istekleri
doğrultusunda bir şey yapabilecektir ne de meclisin tıpkı onlar gibi
tozunu attırma şansı olacaktır. Bize göre Ufuk Uras'ın bu tür davranışının
altında yatan şey tam anlamıyla devrimci duruşun tam da bir (sosyalist
demiyoruz) kırılmasıdır.
Ve zaten meclise yemin etmeye gitmeden önce Ankara Güven Park'ta yaptığı
basın açıklamasında da verdiği sözlere uygun davranmazsa kendisini
dinleyenlerin şahsında herkese gelip beni uyarın, yakama yapışın demiştir.
Bu yaklaşımda ilgimizi çekmiştir. Neden derseniz Ufuk Uras'ı tanığımız
için bu sözleri işitir işitmez söyle düşündük. Eğer böyle giderse,
yakasına yapışmalarını söyledikleri de eyleme geçerlerse Ufuk Uras'ta ne
yaka kalır ne de paça.
ÖDP'nin Genel Kurulu şimdiden söylediklerimizi doğrular gibi görünmekte
olup, çatal kazığın yere geçmeyeceğini bir kez daha kanıtlayacaktır diye
düşünüyoruz.