turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ZIRVALAYANLAR…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04
HAZİRAN 2014

Bazıları yavaş yavaş damardan zehir vermeye başladı bile. Bu ne oldukları belirsiz, kimliksiz ve kişiliksiz zatı muhteremler Kürtlerin oylarını Recep Tayyip Erdoğan'a vermeleri doğrultusunda telkinde bulunuyorlar. Neymiş efendim; eğer Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olursaymış Kürtler birçok haklar elde edeceklermiş. Öyle ya bizlere dün Recep Tayyip Erdoğan'ın nasıl bir demokrat olduğunu anlata anlata bir yerlerini yırtanların bugün hallerine baktığınız zaman Kürtlerin ne kadar hak elde edeceğini de görmeniz olasıdır ama anlaşılan bu kafada olanların maksadı başka olsa gerektir.

T24 yazarlarından Ergün Babahan'ın döktürdüğü yazıyı okursanız ne söylemek istediğimizi kolaylıkla anlarsınız. Hoş, T24'te yazı yazan bir tek Ergün Babahan yok ki. Gaffar'ı bile çıldırtan bir yazı yazan geçmişte solun içine bir şekilde 5. Kol olarak girmiş olan Halil Berktay'da var. Bizim ülkemiz, öyle çok yalaka ve yalaya yalaya yalamalaşmış köşelerinde köşeleşmiş sözde gazetecilerle dolu ki, onlar; kalemlerinden kan damlayan yazıları ile Recep Tayyip Erdoğan'ı bir Kasımpaşa "külhanı" olarak ülkenin gündemine soktular sonra da işi büyüte büyüte "Dünya Lideri" uydurukçuluğuna kadar getirip alın size dünya lideri diyerek adeta hepimizin aklıyla alay ettiler. Recep Tayyip Erdoğan ki dar dünya görüşü ile dinsel heveslerinin peşinde koşan, bu hevesleri gerçekleştirmek için her yolu geçerli gören biri olduğu için 12 yıllık süreç içinde dünyada eşi menendi olmayan sayısız yaptırımlar yaşatmıştır bizlere. Çünkü böylelerinin kendi becerileri ile yükselme şansı olmadığından mutlaka onları yukarı çıkartacak merdiveni birilerinin bulup getirmesi gerekiyor. Amerika bu merdiveni getirip Recep Tayyip Erdoğan'ın önüne koydu. Sorası ve yaptıkları da malum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde onca Amerikancı yönetici gelip geçmiştir (bunları iyi biliriz) ama bunların hiçbirisinin Erdoğan'ın eline su dökmesinin olanağı yoktur, bu gerçeği de iyi biliriz. Açık açık zenginleri çok sevdiğini söyleyen Turgut Özal bile zenginleşmekte ve zenginleri sevmekte Erdoğan'ın yakaladığı yüksekliği yakalamış değildir.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 yıllık iktidarı döneminde ülkeye demokrasi mi gelmiştir? Ne gezer. Köylülerin ürünleri para edip köylüler oh mu çekmişlerdir? Yok hayır. İşçilerin ücreti artmış, iş güvenliği konusunda ve sosyal haklarda bir iyileşme mi olmuştur? Yok hayır, her şey misliyle kötüye gitmiştir. Memurlar beli kırık yılan gibi sürünmekten mi kurtulmuşlardır ya da bir güvenceleri mi kalmıştır? Tersine, gelecekleri en çok karartılan kesimlerden biridir memurlar. Küçük esnaf sabahla birlikte siftahını arttırmış, gani gani kazanç sahibi mi olmuşlardır? Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değildir, işi biten bitenedir. Türkiye'nin hangi konuda maşallahı var diyeceğimiz bir gelişmesi söz konusudur? Hiçbir konuda böyle bir şey söz konusu bile değildir. Aksine bu iktidarla birlikte içerde ve dışarda Türkiye kaybettiği kadar itibar kaybetmiş, çökmenin eşiğine gelmiştir. Gördüklerimiz görülmemiş bir talandan ve yalandan ibarettir o kadar.

Eee bu gerçeklere karşın Ergün Babahan nasıl olur da, Kürtlere cumhurbaşkanlığı için Recep Tayyip Erdoğan'a oy vermelerini telkin eder?

Nedenini kendisinden okuyalım:

"…Evet, Gezi’de ulusalcılar da vardı ama Gezi daha özgürlükçü bireyin sesini duyurduğu, kimliklerin değil, dayanışmanın öne çıktığı bir platformdu.
Şimdi, HDP-BDP çizgisi etrafında kenetlenmiş Kürtler’in önünde iki seçenek var. Kendilerine hakaret eden, imkanı olsa yok etmeye çalışacak olan ama siyasetin gereğini doğru okuyarak kendileriyle masaya oturan Erdoğan ile Erdoğan’a ‘‘Bu Kürtler de fazla oluyor. Niye kafalarını ezmiyorsun’’ seslerinin gür çıktığı bir CHP.

Böyle bir tabloda, HDP tabanının iki turlu bir seçimde Erdoğan’a yönelmesinden daha doğal bir durum olamaz. Hele Abdullah Öcalan’ın barış sürecinde artık siyasi temsilcilerin devreye girdiğini açıkladığı bir noktada.

Amberin Zaman, Taraf’ta yazdı. Erdoğan’ın hayalinde 2015 seçiminin ardından anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi var. Böyle bir anayasa değişikliği, Güneydoğu dahil, farklı bölgesel yönetimler ortaya çıkaracak, aynı zamanda Öcalan’a ev hapsinin yolunu açacak.

Başkanlık sisteminin gerekliliği ve Erdoğan’ın elinde bu kadar gücün denetimsiz bir şekilde toplanması ihtimalini bir kenara bırakırsak, yerinden yönetimin ve bölgesel meclislerin Türkiye’ye nefes aldıracağını görebiliriz.

Kürt hareketinin ana dille birlikte en büyük talebi, yerinden yönetim ve özerklik zaten. Şu anda, onlara bu konuda umut veren tek lider de Erdoğan.

Yolsuzluk iddiaları, polis şiddeti, eğitime yaklaşımı gibi bir çok husus, Kürtler’i rahatsız ediyor olabilir ama sonuç itibariyle uğruna binlerce can verdikleri bir mücadelenin sonucunu almak ve liderlerine özgürlük sağlamak var.

CHP kadroları tabanı bu konuda doğru yönlendiremediği veya bir kısmı o tabanla birebir aynı düşündüğü için yüzde 40’lık bir oy potansiyeli yaratacak ve demokrasiyi zenginleştirip genişletecek bir ittifaka kapıyı kapatıyorlar."

Babahan gibi birçok kişi var, yukarıdaki yazılanları paylaşan. Biz hangi konu olursa olsun sağlıklı bir analizden geçirdikten sonra şöyle ya da böyle olsun deriz. Recep Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı koltuğuna taşıyacak ve de süreç içinde Anayasa değişikliği ile birlikte Başkanlık rütbesiyle taltif edilip tepemizde horon tepmesini sağlayacak her kim ya da hangi örgüt olursa olsun bizim gerçeğimizde cepheden karşımızda yer almış demektir ki, bizler böylelerine asla dostluk beslemeyiz.

Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm ereği yolunda yürüyüşümüzün önüne taş koyanları iyi tanır, iyi bilir ve de onları tarihin çöplüğüne göndermek için elimizden geleni yaparız…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA