turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖLÇÜ YOK SINIR DA…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05
HAZİRAN 2014

Artık Recep Tayyip Erdoğan'ı herhangi bir konuda yetkili biri olarak ne dinlemek ne de sesini duymak istemiyoruz. Çünkü adı geçen kişi Gezi gösterilerinin yıldönümü nedeniyle sadece İstanbul'un Taksim civarına Türkiye'nin çeşitli kentlerinden 25 bin polis yığdı. Ayrıca 50 adet TOMA ile kamu alanlarını işgal ettirerek sokağa çıkma yasağı getirdi. Polisin şiddet kullanması için de konuşmaları ile polisi bir güzel yüreklendirdi ve polisin işlediği her suçun birinci sanığı olarak tarihe geçti. Daha önce polis şiddetiyle yaşamını yitiren her yurttaşımızın polisle birlikte ilk sanığı Recep Tayyip Erdoğan olması gerekirken bu konu yargı tarafından gündeme bile getirilmedi. Çünkü polise, "Emri ben verdim" diyen kişinin makamı ne olursa olsun suç işlediği tartışma götürmez bir gerçekliktir. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan polisin işlediği suçların bir numaralı sanığıdır. Polisin pervasızca suç işlemesini teşvik için Başbakan'ın, "Polis nasıl sabır ediyor şaşıyorum" demesi de suç işlemeye teşvikin tuzu biberidir aslında.

Gezi yıldönümü dolayısı ile çekim yapan ve haberi CNN'e geçen CNN Muhabiri İvan Watson polis tarafından yaka paça alınıyor, pasaportu olmadığı gerekçesiyle alındığı söylenerek bir süre tutulduktan ve İvan Watson pasaportunu getirttikten sonra serbest bırakılıyor. Bu olayla ilgili olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri ise oldukça ilginç. CNN Muhabiri İvan Watson için Başbakan, "O bir ajandır" diyor. Bu sözleri söyleyen kişi Recep Tayyip Erdoğan olunca şaşırmıyoruz tabi. Ancak bu kez Erdoğan'ın suçladığı gazeteci yabancı üstelikte CNN Muhabiri Amerikalı bir gazeteci.

Recep Tayyip Erdoğan sandı ki, İwan Watson'u da tıpkı Türkiye'li gazeteciler gibi uyduruk nedenlerle suçlar içeri atar ve sesini keserim diye düşündü anlaşılan. Öyle ya ülkemizde pekçok gazeteci uyduruk suçlamalarla içeri atıldılar. Kendilerine cezalar kesilip 5 yıllık süreleri doldurdukları için dava Yargıtay aşamasında serbest bırakıldılar. Birçok gazeteci ve asker ise halen uyduruk suçlamalardan içerde ömür çürütmeye devam ediyorlar. Bizim ülkemizde bizzat iktidar tarafından yurttaşlar kumpasa getirilip düzmece suçlamalarla ömür boyu ceza alabilirler. Ancak ileri kapitalist ülkelerde böyle keyfi davranışlara başvurmanın olanağı yoktur. En azından sistem mevcut konumundan faşizme evrilmediği sürece bu böyledir. Bizim ülkemizde ise ne yazık ki, işler hiç de sanıldığı gibi değildir. Bu yüzden de içinde bulunduğumuz düzenin faşizm mi yoksa kısıtlı da olsa burjuva demokrasisi mi olduğu konusunda sık sık ayırt etme güçlüğü çekeriz. Recep Tayyip Erdoğan bu yüzden amacına giden yolda faşizan uygulamaları yığınlar üzerinde bir silah olarak kullanmakta, hekese boyun eğdirmeye çalışmaktadır. Kimse sesini çıkarmasın, düşüncelerini basın yolu ile ve de çeşitli araçlarla duyuramasın, sokağa çıkıp tepki koyamasın, koymaya kalkarsa başına yaşamını yitirmek dahil her türlü tehlikeler gelsin. Bizler de demokratik kurallar içinde yaşadığımızı sanalım işte bu kimseye yutturulamaz.

Bizler Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin saygınlığını yitirmesinde çok önemli bir bir kişilik haline geldiğini tartışmıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan'ın dünya görüşü Türkiye'nin saygınlığı ile örtüşen bir dünya görüşü olmadığı için işin bu yanını es geçiyoruz. Bizi asıl ilgilendiren bizler söylediğimizde aslan kesilen Recep Tayyip Erdoğan'a dışarıdan üçüncü, dördüncü kademede birileri bir laf söylediği zaman nasıl kuzuya döndüğüdür. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Mari Hayf'ın, Erdoğan'ın CNN Muhabiri İvan Watson için "O bir ajandır" sözüne verdiği yanıt çok önemlidir örneğin. Mari Hayf bu suçlama için "Yenilir yutulur gibi değil, iddia gülünç ve saçma" diyor. İşte böyledir adama ABD'nin Dışişleri Bakanlığının sözcüsünün sözcüsü çıkar sözü adamın ağzına tıkayıverir. Recep Tayyip Erdoğan bu sözlere karşı diklenebilir mi? Diklenemez, diklenirse adamın ayağının altında son tuğlalar da birer ikişer çekilir çünkü.

Gelelim saldırı ve savaş örgütü NATO'nun Karadeniz'e çıkarılan casus dinleme gemilerine. Rusya'ya 50 kilometre yaklaşan bu casus gemilerin işinin Rusya'nın askeri hedeflerini dinlemek olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Burada doğacak ciddi bir bunalım bilinmeli ki Türkiye'yi de içine alacak ve Türkiye ABD'nin hık deyicisi olarak bu bunalımdan çok ciddi zarar görecektir. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP, iktidar olarak bu zamanda yaşamadığı için sanırız bu gibi önemli konuları zaten yabancılara ve onların hamiliğine bırakmış maşallahlık bir iktidardır.

Bu ne zamana kadar sürer peki?

Türkiye tonganın altına gidinceye ve de faturası üstüne yıkılıncaya kadar tabi…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA