Son Seçimlerden Çıkarılması Gereken Dersler

05.Ekim.2007

Turgut KOÇAK

turgut.kocak@hotmail.com

Sosyalist bir partinin; seçimler dahil, sermaye güçleriyle yaşamın her alanında savaşması gerekir. Geçmişten bugüne bu konu herkesin bildiği gibi çok tartışılmış kimi sol yapılar, seçime girmenin; burjuvazinin minderinde güreşmek olduğunu söylemelerine karşın bu yanlış eğilim, bir ölçüde de olsa tartışıla tartışıla büyük ölçüde aşılmıştır. Kimilerine göre seçimlere girerek politik erki ele geçirmenin olanağı yoktur. Bu büyük bir kandırmaca olup, geniş emekçi yığınların kandırılmasına hizmet eder. Dolayısı ile aslolan parlamentarizm değil devrim yapmaktır. Gerçekten de sosyalizm savaşımı yürüten sosyalist partilerin büyük bir bölümü bu batağa düşmekten kendilerini kurtaramamış, devrimci devinimlerini de bu yüzden büyük ölçüde yitirmişlerdir. Bu sağa savrulmaya tepki olarak da sola savrulma kendini göstermiş, sosyalistler dar bir alana kendilerini hapsederek sekterleşmişlerdir.

Göstermelikte olsa sermaye güçleri işbaşına seçimlerle gelmektedirler. Bu olgu gerçekleşirken yığınların gözüne sözde demokrasicilik oynayarak kül üfüren gerici düzen partileri onların oyunu alarak iktidar olmakta, baskı ve sömürü düzeni olan kapitalizmi bir güzel aklamaktadır. Bu aklama hele de seçimlere salt düzen partileri girerse çok daha kolay olacağı apaçık bir şeydir. Bilindiği gibi seçimlerin yapıldığı dönemler; yığınların en politize olduğu dönemler olup, kimin ne söylediğine kulak kesildikleri dönemlerdir. İşte; tam da burada bir isçi sınıfı partisi yığınların karşısına çıkmak ve kapitalist sömürü düzenini yerden yere vurarak düzen partilerinin ipliğini pazara çıkarmak zorundadır. Yığınlara sosyalizmin bir kurtuluş seçeneği olduğunun geniş bir şekilde propagandası yapılmalı ve yığınların düzen partileriyle bağlarının kesilmesi için eldeki her olanak en iyi şekilde kullanılmalıdır. Seçimler, bu bağlamda ele alındığında bir sosyalist partinin bütün savaşım alanlarında olmasından doğal bir şey olamaz. İste; bu nedenle sözde boykotçuluk yürütenlerin zihniyetini tarihsel gerçeklikler ve olgular çürütmüştür. Bir başka deyişle boşu boşuna devrimci lafazanlık yapanların devrimci savaşımın öznesi olmasının olanağı yoktur.

Bunları söyledikten sonra can alıcı noktalara geçebiliriz. Son seçimlere girme hakkı elde etmiş olan partilerden TKP dışında hemen hiçbir parti seçimlere kendi kimliğiyle girmiş değildir. ÖDP, EMEP, SDP gibi partiler, örgütlü davranmanın gereği ile hareket etmemişlerdir. Büyük ölçüde parlamentoya girmenin hesabını güderek asıl üzerlerine düşen görevleri yerine getirmemişlerdir. Seçimlerde parlamentoya milletvekili sokma isteği yüzünden sola ve sosyalizme yüzlerini dönmüş olanlar bile sol partilere oy vermemiş, sol ve sosyalizm adına dişe dokunur bir oy oranına ulaşılamamıştır. Dolayısı ile seçimde alınan oylar sosyalistler için atılım yaratacak bir moral güce dönüşememiştir.

TSİP'in koşulsuz desteklediği TKP'nin ise, onca uğraşılarına karşın aldığı oy 80 binlere ancak varabilmiştir. Her şeyi oya indirgemediğimizi hemen herkes bilir. Ancak alınan bu oyların azlığına baktığımız zaman sonuçları düşündürücü bulmamakta olası değildir. Demek ki, ortada iyi gitmeyen şeyler olduğu gibi, yığınları saflarımıza çekecek, onları kucaklayacak denli etkili bir şeyler söylemediğimiz ve yapmadığımız da ortadadır. Yeni şeyler derken; kimse bizlerden savruk ve uçuk şeyler söylenmesini beklememelidir. Kapitalizme karşı kurtuluş seçeneği sosyalizmdir. Dolayısı ile kapitalizmi yıkmak için yapılması gereken ne varsa o yapılmalı ve söylenmelidir ki, geniş emekçi yığınlar partilerinin yanı sınıfın öncü örgütünün arkasına yığılabilsinler.

Bu bağlamda kapitalizme karşı öğretisel (ideolojik) ve örgütsel olarak kararlı bir savaşım yürütülmeli, yığınların muhalefetinin canlı tutulması için yoğun bir çaba harcanmalıdır. İşin zorlukları olsa bile bunun için ülke koşulları alabildiğine uygundur. Ülkemizde işbirlikçilerin, geniş emekçi yığınlar için yapabilecekleri bir şey kalmamıştır. Ülke ekonomisinin dışa bağımlı olmasından kaynaklı nedenlerle bunalımlardan çıkmasının olanağı yoktur. Yığınların ne işsizlik, ne aş, ne konut, ne sağlık, ne eğitim ne de diğer ekonomik ve sosyal hakları ile ilgili sorunları çözülemediği gibi daha da üst üste binerek sorunlar ağırlaşmaktadır. Emperyalizm; bölgede silahlı işgallere kalkışarak kendi istediğini zorla bölge halkına kabul ettirmektedir. Emperyalizmin bu bağlamda tehdit alanı, ülkemizi de içine alan oldukça geniş bir coğrafyayı içermektedir. İşbirlikçi AKP'nin tutumu ise tartışmaya gerek duymayacak denli açıkça ortadadır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi üstüne üstlük AKP bir de çağdışı gerici görüşlerini topluma dayatmak için her yola başvurmaktadır.

Özetlersek; bir isçi sınıfı partisi için uğrunda savaşım vereceği şeyler gün gibi bellidir. Dolayısı ile yürütülecek kararlı ve etkili bir savaşım sosyalist bir partiyi kimsenin kuşkusu olmasın ki, kitlelerin gözünde bir çekim merkezi haline getirecektir. Seçimler sırasında verdiğimiz sınav, karnemize zayıf getirmiş olsa da, aldığımız bu zayıf notu düzeltmemizin her zaman bir olanağı vardır. Yeter ki, zayıf yanlarımızı görelim. Yeter ki, yapamadıklarımızı ama yapmak zorunda olduğumuz görevleri yerine getirelim. Önümüzdeki günlerde TSİP zayıf notlarını düzeltmeli ve SOSYALİZM yolunda bir atılım gerçekleştirerek emekçi yığınların gözbebeği olmayı başarmalıdır.

Yeter ki gerçekçi olalım, iste o zaman imkansızı başarırız.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]              


ANA SAYFA