GÜLTEKİN GAZİOĞLU, TSİP ESKİ GENEL BAŞKANI AHMET KAÇMAZ İLE BİRLİKTE

 

TÖB-DER GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN GAZİOĞLU’NUN ANISI MÜCADELEMİZE IŞIK TUTUYOR

Ahmet İnce*

 

12 Ağustos 2005 tarihinde, eğitim emekçileri hareketi, büyük çınarlarından birini kaybetti. Fırtınalı bir yaşam ve çetin mücadele yılları hızla akıp geçti.

Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin sıra neferi, eğitim emekçileri hareketinin unutulmaz önderi TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin GAZİOĞLU’ nu,ölümünün 3.yıldönümünde, saygıyla selamlıyoruz.. Büyük eğitim yıldızı Gazioğlu ’ nun anıları ve unutulmaz mücadelesi, yolumuza ışık tutmaya devam ediyor. 

Gazioğlu, yaşamı boyunca, ezilen insanların toplumsal mücadelesine kesintisiz katkı sunmuş, ender insanlardan biridir. Gazioğlu, Trabzon-Maçka’nın yetiştirdiği büyük şair ve ressam Bedri Rahmi EYÜBOĞLU’nun bir şiirinde vurguladığı gibi güzel ve faydalı bir insandı... EYÜBOĞLU şöyle demişti:

“Ben arıya arı demem/ Arının balı olmalı/ Ben güzele güzel demem/  Güzel faydalı olmalı…”

GAZİOĞLU, meyve veren ve çiçekleri insanlık kokan bereketli bir ağaçtı. Onun yaşam felsefesini şöyle özetleyebilirim:

“Yaklaş arkadaş yaklaş,

 Uzak durma ışıldayan zamana.

 Ne geçmiş tükendi,

 Ne de karardı gelecek...

 

 Gelecek güneş yüklü

 Özgürlük emekte açan çiçek,

 Emek, sonsuz bir sabırla örülen

                                    dayanışma

Dayanışma, işte burda, aramızda

Karanlığa karşı dimdik ayakta”

Gazioğlu,12 Eylül 1980’den önceki ve sonraki süreçlerde, başta eğitim emekçileri olmak üzere, toplumun tüm ezilen kesimlerinin örgütlü demokratik, sendikal ve siyasal mücadelesinde etkin biçimde yer almıştı. Özellikle, MC hükümetleri döneminde, gittikçe artan ekonomik, siyasal baskılara, faşist hareketlere karşı, başta DİSK ve TÖB-DER olmak üzere, ülkemizdeki devrimci-demokratik güçlerin düzenlediği kitlesel eylemlerde etkin rol oynamış, farklı anlayışların birlikte mücadelesine büyük katkılar sunmuştur.

Gültekin öğretmen, eğitim emekçileri hareketinde her zaman, örgütsel birliğin çimentosu oldu. Ancak, örgütsel birliğe zarar veren kişi ve hareketlere, hoşgörülü davranmadı.

Türkiye’nin her kentinde, emek hareketinde öne çıkmış insanları tanırdı. Çok güçlü bir hafızası vardı. Farklı anlayışlardan insanları, toplumsal mücadelede birleştirme konusunda, müthiş bir yeteneği vardı.

Gazioğlu, örgütlü öğretmen hareketinde aktif olmaya başladığı yıllarda, ben Trabzon- Tonya Lisesinde Edebiyat Öğretmeniydim. Onunla tanışmamız,1976 yılında yapılan TÖB-DER 3. Olağan Genel Kurulu sürecinde gerçekleşti. Onun önerisi üzerine, 3. Olağan Kongrede aday oldum ve TÖB-DER Genel Yönetim Kuruluna seçildim.1976–1978 yılları arasında Trabzon-Rize-Gümüşhane TÖB-DER Bölge Temsilciliği yaptım.

Benden sonra, aynı göreve, yine Gazioğlu’ nun önerisi üzerine, 1978–1980 dönemi için,

Trabzon Lisesinde Edebiyat Öğretmenliği yapan Nabi BELEKOĞLU seçilmişti. Nabi Öğretmen da tıpkı Gültekin Öğretmen gibi TÖB-DER’in yerel ve merkezi mücadelesinde başarılı, bir sınav verdi. Gültekin Öğretmen ile ben, fiziksel olarak tam bir tezat teşkil etsek de, o büyük mücadele yıllarında, düşünce ve yaklaşım olarak, hep aynı saflarda yer aldık. O, bize her zaman şöyle derdi:

“Örgütlü mücadelede yıkıcı olmak, eleştirmek her zaman kolaydır. Asıl zor olan, yapıcı olmaktır. Harekette gördüğünüz yanlışlıkları, açık yüreklilikle eleştirin ama sonuçta mutlaka yapıcı ve birleştirici olun.”

1976–1980 yılları arasında TÖB-DER Genel Yönetim Kurulunda ve toplumsal mücadelenin çeşitli alanlarında onunla birlikte çalıştık. Birlikte olduğumuz süreçte, ben ve arkadaşlarım ondan çok şey öğrendik. Bunları şöyle sıralayabilirim:

“Her koşulda, özdenetime dayalı disiplin, düzen, iyimserlik, özveri... Her koşulda, coşkulu, umutlu olabilmek, gülebilmek, espri yapabilmek... En zor koşullarda, zindanda bile, üzerimize düşen güncel görevlerin gereğini yapmak... Yapılan eylem ve etkinlikleri mutlaka değerlendirmek ve bunlardan geleceğe yönelik dersler çıkarmak... Eğitim emekçilerine ve tüm ezilenlere yönelen siyasal ve ekonomik baskılara karşı, somut sorunlardan hareketle, kitlesel birlik sağlayıp, cesaret ve kararlılık içinde, demokratik tepki koymak... Toplumsal mücadelede, insanlara pozitif enerji dağıtmak... Tek seslilikten kaçınmak, çok sesli ve kolektif biçimde hareket etmek... Örgütlü mücadelede, farklılık içinde birlik, mücadele ve dayanışmayı örmek... GAZİOĞLU, tüm bu niteliklerin somut yansımasıydı.”

12 Eylül 1980 darbesinin, bir karabasan gibi ülkemizin üzerine çöktüğü dönemde, tüm devrimci-demokratik kitle örgütleri kapatılmış, TÖB-DER yöneticileri hakkında tutuklama kararı verilmişti. Bizler, TÖB-DER Merkez yöneticileri olarak, Ankara-Mamak zindanlarında tutukluyken Gazioğlu, o dönemde, gizlice yurt dışına çıkmış ve orada bulunan diğer ilerici, devrimci güçlerle birlikte, ülkemizdeki ezilen kesimlerin faşizme ve sömürüye karşı yürüttüğü demokratik, sendikal ve siyasal haklar mücadelesine etkin biçimde destek sunmuştur. Tüm bu eylemlerinden ötürü Gazioğlu, yurt dışında bulunan pek çok devrimci-demokrat insanla birlikte, 12 Eylül yönetimi tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı.

Gazioğlu, o dönemde, darbenin lideri Kenan EVREN’ e yazdığı uzun mektupta özetle şöyle demişti:

“12 Eylül’le birlikte kurduğunuz yönetim beni; ya zulme ve adaletsizliğe teslim olmaya ya da yurttaşlıktan çıkarılmayı göze almaya zorluyor... Bugün ortada hukuk, adalet ve yargı bağımsızlığının zerresi olsa, yine adalet önünde hesap vermeye, her zamanki gibi açık olurum. Ama bugün ülkemde, demokrasiyi boğazlayan, meclisleri zorla dağıtan, Anayasayı rafa kaldıran, temel insan haklarını hiçe sayan, yargı bağımsızlığını yok eden, kısaca “kanun benim” diyen bir yönetim var. Böyle bir yönetime teslim olmak, ondan adalet ve merhamet beklemek, inanç ve düşüncelerime, meslektaşlarıma karşı suç işlemek olur. Hiçbir yanıyla meşru olmayan bir yönetimin çağrısına uymak, o yönetimi meşru saymak olur... Siyasi bir kararla, yurttaşlıktan kâğıt üzerinde çıkarılmış olmam, benim yüreğimden ve kafamdan yurt sevgisini söküp atamaz. Gerçek yargıç olan tarih, sizi de bizi de yargılayacaktır. Tarihin hükmü, her zamanki gibi yanılmaz ve şaşmaz olacaktır.”

Bir eğitim yıldızı olarak, Gazioğlu’nun yurt içinde ve yurt dışında sürdürdüğü örgütlü, onurlu, demokratik, siyasal mücadele asla unutulamaz.

Unutulmayan mücadele yılları hızla akıp geçti... Nazım’ın dediği gibi:

“Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti

                                           hayat

Akarsuyun sesi dindi

Gölgeler gölgelendi

Renkler silindi

Siyah örtüler indi mavi gözlerine

Sarktı salkım söğütler

Sarı saçlarının üzerine

Ağlama salkım söğüt ağlama

Kara suyun aynasında el

                                 bağlama

El bağlama

Ağlama...”

Eğitim emekçileri hareketinin büyük önderi Gazioğlu’ nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 3. yıldönümünde, mücadele arkadaşları olarak, onurlu yaşamı ve unutulmaz anısı önünde, sevgi, özlem ve saygıyla eğiliyoruz.

 * 1976–1978 Dönemi TÖB-DER GYK Üyesi  ve Trabzon-Rize-Gümüşhane Bölge Temsilcisi


ANA SAYFA