07.Ekim.2007

NE Yapabiliriz?

Turgut KOÇAK

turgut.kocak@hotmail.com


Önemli ve zor günlerden geçiyoruz. İşbirlikçi egemen güçlerin isçilere ve emekçiler çok yönlü saldırısı hız kesmeksizin sürüyor. Bu saldırılara karşı işçi sınıfımız ve bağlaşıkları doğru dürüst bir karşılık vermek şöyle dursun, kendisinde ayağa kalkacak gücü bile bulamıyor. Çünkü; sisteme karsı kararlı bir savaşımın öncülüğünü yapacak güçte ve kitlesellikte TSİP'i yığınlar için çekim merkezi haline getiremedik. Başka sol ve sosyalist odakların yaşadıkları sorunların da bizden kalır yanı olmadığı gibi, bizden farklı olarak çok ciddi öğretisel ve örgütsel sorunlar yaşadıkları da bir gerçektir. Dolayısı ile yaşamsal bir şekilde kendini dayatan bu eksikliği gidermek için partimizi bir an önce ayağa kaldırmalı ve yığınlarla buluşturmalıyız.

Amaca yürürken kendi gerçeklerimizi de abartmanın gereği yoktur. Başka sol ve sosyalist grup ve çevrelerden öğretisel ve örgütsel olarak bir adım önde oluşumuz, ne yazık ki, ülke ölçeğinde isçileri, emekçileri, devrimcileri, sosyalistleri eylemli hale getirmeye yetmemektedir. Olaya nesnel olarak baktığımızda acı gerçeğimiz budur. Bu yüzden de bizim dışımızda kalan sosyalist yapıları özenle ve dikkatle izlememiz gerekmektedir.

Bugün, isçi sınıfımızın burjuva öğretisinden ve örgütlülüğünden bağımsız olarak örgütlenmiş olan partimiz TSİP'in örgütlülüğünü yaygın hale getirmemiz ivedi olarak kendini dayatmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistem düne göre; Sovyetlerin yıkılışı ile birlikte daha da saldırgan bir hale gelmiş bulunmaktadır. Başta ileri kapitalist ülkeler olmak üzere işçilerin emekçilerin elde ettikleri hak ve özgürlükler birer birer geri alınmakta, sosyal devlet olgusu toprağın derinliklerine gömülmektedir. Uluslararası sermaye, yeryüzüne kendi isteklerini dayatmakta, bunu yaparken de işbirlikçi güçlerle işbirliğine girerek gerekli ortamı yaratmaktadır. Bu süreç ister istemez, patlama noktasına gelen gerilimler yaratmakta sorun emperyalist-kapitalist sistemin istediği doğrultuda çözülmek istenmektedir.

Bu durum ister istemez devrimci bir atılım için de maddi bir ortam yaratmaktadır. Ne var ki, Bu konuda kafası karışık pek çok çevre sınıf savaşımı için bir kaldıraç olabilecek bu gerçekliği görememektedir. Aksine, liberalize olmuş sol görüşlerin çeperinde demokrasicilik oynayarak emperyalizme karşı verilmesi gereken savaşıma güç yığmanın uzağında durarak savruk bir görüntü sergilemektedir. Hele ki, emperyalizme karşı olmak demenin aynı zamanda da kapitalizme karşı olmayı gerektirdiği günümüzde başka kaygılardan kaynaklı nedenlerle burjuva görüşlerin çemberinin dışına çıkılamamaktadır. Yanılgının boyutları devrimci çevreleri de ne yazık ki bir kangren gibi sarmış bulunmaktadır.

İste tam da burada partimize büyük görevler düşmekte olup, bir sıçrama yaratmamız gereği çarpıcı bir şekilde önümüzde durmaktadır. Buradan kalkarak sınıfın büyük gündemini yaratmalı ve günübirlik politikalarda kendimizi boğulmaktan bir şekilde kurtarmalıyız. Böylesine bir eylemlilik içinde kendisini konumlandıran TSİP'in hiç kuşku yok ki, kendi dışında kalan sosyalist ve devrimci çevrelerde de geniş yankı bulacağı bütün gerçekliği ile ortadadır.

Günümüzde var olan sol ve sosyalist yapıların istenildiği gibi olmasa da, kendi çaplarında doldurdukları bir alanın olduğu bilinen bir şeydir. Ne ki, bu nesnellik bizim için yeterli sayılamayacak denli cılız ve etkisizdir. Açıkça şikayetlendigimize göre kendi nesnelliğimizi de bu duruma göre uyarlamalı ve aksayan yanlarımızı bir an önce ortadan kaldırmalıyız. Aksi taktirde çok yönlü çürümenin istenilse de önüne geçilemeyeceğini işçi sınıfı sosyalistleri bütün çıplaklığı ile görmelidirler.

Bu çürümenin önüne geçmek partimizin nesnelliği ile her zaman olasıdır. TSİP, bu bağlamda kendine düşen görevin ağırlığına bakmaksızın öne çıkmalı ve başarmalıdır.

Ortada üstesinden gelinecek devrimci görevler bizi beklemektedir. Ne yazık ki bu görevlerin üstesinden gelmek için TSİP'e güzelleme düzmekten öte somut görevler vardır. TSİP'i yıkılmaz bir şekilde ayağa kaldıracak olan da işte bu devrimci süreç olacaktır. Ancak o zaman son sözü biz söyleyebiliriz.

Son sözü söylemek için, haydi büyük göreve.
Haydi partiyi yığınsallaştırmak için örgütlü savaşıma.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]              


ANA SAYFA