turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALAKALIĞIN BU KADARINA DA PES!

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

29 AĞUSTOS 2014

Recep Tayyip Erdoğan bir tantana, bir şaşa ile konutundan alındı. Yollara yer yer bindirme AKP'liler yerleştirildi ki, Haşmetmeaplarının geçtiği yerlerde alkışçı rollerini yerine getirsinler. Tepede helikopter, yerde sayısız koruma ve her anın çekimini yapıp yayınlayan bir haramzade kurumuna dönüştürülmüş TRT. Koşanlar, koşuşturanlar. Sanki bilmem nereye ne yetiştiricek olan tere batmış küçük insanlar. Ve TBMM'nin içi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek TBMM içtüzüğüne göre söz isteyen CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay'a gündem başka diyerek söz vermiyor. Ortalık gergin. Engin Altay'da iztüzüğü TBMM'de fırlatıveriyor Cemil Çiçek'e doğru. Sonrası CHP'liler dışarı çıkıyorlar. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli orada, Küçük prens Selahattin Demirtaş'ın yüzü gülücükler saçıyor. 

Tören başlıyor. Recep Tayyip Erdoğan kekeleye mekeleye yemin ediyor. Ettiği yemine kendisi inanıyor mu o başka. Yine Demirtaş ayakta ve Recep Tayip Erdoğan'ı alkışlıyorlar. Kimsenin bu yemin töreni anına gelinceye kadar Recep Tayyip Erdoğan'ın sergilediği tutumu anımsadığı yok. Yasalar hiçe sayılmış, adil bir seçim yarışı olmuşmuş olmamışmış umur bile edildiği yok. Bahçeli aklını devletle bozmuş ya Recep Tayyip Erdoğan için söylediklerini çoktan unutmuş bile. Küçük prens Selahattin Demirtaş'a gelince onun da muradı başka. Recep Tayyip Erdoğan'ı alkışlamalı ki, maazallah "çözüm süreci"ne bir şey olmasın. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise aynı gün İstanbul'da konu ile ilgili açıklamalar yapıyor. Yalana tanıklık etmeyeceğini söyleyerek Anayasa'yı, kanunları takmayan birine prim verilmemesi gerektiğin söylüyor.

Dikkatli okurlarımız anımsarlar, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak CHP'nin yemin törenine katılmama kararını desteklediğimizi yazdım. 

Bu kısa süre içinde yaşananları gazeteler, televizyonlar haber yapıyorlar. Televizyonda bir sürü yalaka iki sözlerinden birinde CHP'ye çatacak bir neden bulup verip veriştiriyorlar. Neymiş efendim CHP böyle bir törene katılmamakla iyi etmemiş. Hele TBMM'de CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay'ın içtüzük fırlatması varya hiç de şık kaçmamış. Bu kafa ile CHP ne iktidar olurmuş ne de ana muhalefet partisi görevini yapabilirmiş. Sözün özü; bunlar utanmasalar havuz medyasını da CHP kurdu diyecekler, TÜRGEV'e yağmur gibi para yağdıran da CHP. Kantarın topuzu kaçmışya o para kasaları, ayakkabı kutularında say say bitmez paralar, 800 bin liralık rüşvet saati, bir gün boyu taşınan bitirilemeyen geriye kalan 30 milyon Euro hepsi hepsi CHP'nin işi. Yargıya müdahale, yargıçları, savcıları görevlerinden sürme, istediklerini atama, operasyona katılmış emniyet görevlilerini paralelden sayıp kimisini tutuklayıp kimisini dağ bayır sürme işini de CHP gerçekleştirmiş diyecekler. Bu gazetci bozuntuları onca meslektaşları Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle işinden edilir ve gazetecilik yapmalarının engellenmesini akıllarına bile getirmeyip usulden erkandan dem vurma pişkinliğini gösteriyorlar ya bunlara pes doğrusu.

Televizyonlar dün bütün gece yemin töreninden söz ettiler. Bazı televizyonlar program yapıp uzunu uzun konuyu tartıştılar. Şirin Payzın'da 'Ne Oluyor?" programına birilerini çağırmış. İçlerinde Doğan Holdingin prensesi Aslı Aydıntaşbaş'da var. Bu programda bile söz dönüp dolaşıp CHP'ye geliyor. İçtüzük fırlatılması işi öyle bir ele alınıyor ki, diyebilirsiniz ki, CHP böyle bir olaya imza atmakla kendi ipini çekmiş. Kırkyıllık Altan Öymen bile CHP'yi savunurken korka çekine savunuyor. O da içtüzük fırlatılmasını doğru bulmadığını söyleyerek incelik konusunda oradakilerle yarışmayı uygun buluyor. Ya peki iki de bir de lafa karışıp CHP'ye laf sokuşturan Aslı Aydıntaşbaş'a ne demeli? Ben olsam oradaki insanların yüzüne bakamam. Doğan Holdingten Recep Tayyip Erdoğan'ın emir ve korkutmaları ile atılan onca gazeteci varken nedense aklına Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptıkları gelmişyor, sözün geverini durup durup CHP'ye çevirerek sanıyoruz ki, biryerlere görün bizi der gibi mesajlar yolluyor. Bir ülkede her yolu kapatan bir iktidar için sözü olmayanların nasıl olsa CHP bize bir şey yapamaz düşüncesiyle aslanlar gibi demokratlık taslamaları yok mu gerçekten de herkes için öğretici olmalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın İslami faşist bir diktatörlük kurma hevesini görmek istemeyenler niyeyse okların ucunu hep CHP'ye çevirmeyi adet haline getirdiler. İşte bizim de bu yalaka ve yavşak takımını anlamamız olası değil. Ayrıca bir de işi gücü bırakmış CHP ile kafayı bozmuş olan sol kesimler var. Onlar kendi solculuklarını CHP üstünden kanıtlayıp işi daha da ileri götürerek CHP'ye faşist bile diyorlar. Bunların bilimsel analizden yoksun oluşları bir yana zaten toplum katında esamileri bile okunmaz.

Evet, AKP iktidarı ve en yüksek rakımlı tepeye çıkmış olan kişi, şu anda en tehlikeli olan politik bir güçtür. 

İlericilerin, devrimcilerin ve sosyalistlerin bu güce karşı kararlı bir mücadele yürütmeleri zorunlu hale gelmişken CHP'yi hedef göstererek kimsenin devrimcilik oynamalarına izin verilmemelidir. 

Bir yandan demokrasi mücadelesi verirken diğer yandan da sosyalizmi asıl amaç olarak önümüze koymalı ve dönmez, bileği bükülmez bir mücadele yürütmeliyiz ki, ortalıkta insanız diye dolaşıp duran yalaka gazetecilere daha fazla meydan kalmasın.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA