09.Ekim.2007
Türkiye Barışını mı Arıyor? Turgut KOÇAK
turgut.kocak@hotmail.com
Bazılarının tuzu kuru olabilir. Ne yazık ki, ülkemizin her köşesinde evlere ocaklara ateş düşüyor. Analar babalar kan ağlıyor. Ne yazık ki, kan akmaya da devam ediyor. Yetkililer ise her zaman olduğu gibi, bildik klişe sözleri yinelemekten öte gitmiyorlar. Sanki olanlar çok olağanmış gibi, hemen herkes olup bitenleri içselleştirmiş görünüyor. 13 askerimizin saldırılarda yaşamını yitirmesi hiçbir şekilde olağan görülemez. Dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir olay yaşansa ve bir türlü de arkası gelmese yer yerinden oynar, işbaşında bulunan hükümetler düşer, düşmekle de kalmaz sorumluları da hesabını vermekten yakalarını kurtaramazlar. Peki ne olacak? Kan akıp durmaya devam mı edecek? Devam ederse bu işin sonu nereye varacak? Bu yönetim anlayışı ile ya da bazılarının bakış açısıyla bir yere varılabilecek mi? Yaşananları derinlemesine inceleyecek olursak bu gidişle bir şey olacak gibi görünmüyor. Akan kanın durdurulacağı yok. Bu gidişle koşullar daha da bir zorlaşacak, kardeşliğin yerini istenilse de istenilmese de düşmanlıklar alacak ve arkasından da daha büyük yangınlara tanık olacağız gibi görünüyor. Özellikle AKP yönetiminin, hem olaylara bakışının şaşı olması hem de sorunun çözümünü emperyalist ülkelerden gelecek önerilere bağlaması yüzünden ağırlaşan sorunlar hiç kuşku yok ki, daha da ağırlaşarak karşımıza çıkacaktır. Yaşananları doğru algılayabilmemiz için bir kez bu olaylarda Amerikan emperyalizminin rolünü doğru kavramamız gerekmektedir. Ancak ondan sonra çözüm için sağlıklı bir adım atmanın olanağı bulunabilir. Aksi taktirde gerçekler çığ gibi büyüyerek içinden çıkılmaz hale gelecek ve daha da bir ağırlaşacaktır. Bir kez ABD emperyalistleri kendi emperyalist projelerinin gereğini yapmaktadırlar. Bu proje gereğince bölge halkları her anlamda birbirlerine düşman edilmekte olup, bu kanlı boğuşma sonucunda ülkelerin haritaları değiştirilmek istenmektedir. Ancak o zaman ABD'nin emperyalist isteklerini gerçekleştirme zemini doğabilir. Bu durumu iyi bilen Amerika bütün politikalarını bu gerçeğe göre ayarlamaktadır. Ülkemizde yaşanılan olay ve olguları bu çerçevede mercek altına alır ve incelersek ancak o zaman olumlu sonuçlara varma olanağımız doğar. Başka türlü yaklaşımların tümü çözüm için gerçekte bir şey ifade etmemektedir, edemez de... ABD emperyalistlerinin dümen suyunda yürüyen AKP iktidarının yaşananlar karşısında bugüne kadar küçücük bir ilerleme gerçekleştirmediğine hepimiz tanık olduk. Bir kez AKP'nin başında bulunan Başbakan Recep Tayyib Erdoğan'ın kendi deyimiyle Büyük Ortadoğu Projesi'ndeki rolünü bilmekteyiz. Rolü; katil Bush'la birlikte eş başkanlıktır. Bu durumda AKP hükümetinin ABD'ye karşın, ülkemizde ve bölgede yaşanılan olumsuzluklara tavır koymasının olanağı yoktur. Bugüne kadar bu dogrultuda neredeyse söylenmedik söz kalmamıştır. Bununla birlikte AKP ve AKP ile politikaları kesişenlerin tümü sonuçları ağır bir aymazlık ve vurdumduymazlık içinde yollarına devam etmektedirler. ABD emperyalistleri ise bu uşakça politikayı iyi degerlendirmekte Türkiye ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaktadır. ABD'de "Ermeni soykırımı" ile ilgili yasanın geçirilmeye kalkılması da Türkiye'ye karşı sürdürülen oyunun bir başka sahnesidir. Ülkemizde yaşanılan olaylarda ABD'nin parmağı olduğu yetkili yetkisiz pek çok çevre tarafından dile getirilmekte olup, ancak hiçbir şey yapılamamaktadır. Gerçekler ortadadır. Türkiye'nin bu olayları daha fazla kaldırmasının olanağı yoktur. Bu baglamda yapılacak şey; onurlu bir şekilde ABD ve AB emperyalizmi karşıtı bir politika izlemektir. İşe İncirlik Hava Üssü'nden bile başladığımızda neler olabilecegini görmemiz ögretici olacaktır. Hemen eyleme geçilmez ve geregi yapılmazsa Türk, Kürt kardeşliğinin yerini çaplı bir şekilde boğazlaşma ve düşmanlığın alması kaçınılmaz olur. Diger yandan hemen her fırsatta barıştan ve kardeşlikten söz edenler de ettikleri sözün geregini yapmalıdırlar. Bunun için geçenlerde Ankara'da yapılan 'Türkiye barışını arıyor' toplantısındaki konuşmalara döndügümüzde barışa hizmet edecek bir içerik bulmanın olanağını göremedik. Çünkü barışın ve kardeşliğin düşmanları emperyalistler ve onların içerdeki işbirlikçileridirler. Toplantıda; bu baglamda emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı dik duruştan özenle kaçınılmış olması, gerçekte hemen herkeste olduğu gibi bizde de derin bir düş kırıklığı yaşatmıştır. Böylesine sığ ve dar görüşlülükle bir yere varılamayacağı bilinmeli en kestirmeden bu çıkmaz yollardan bir an önce dönülmelidir. Son olarak 12 köylünün katledilmesi ve 13 askerin şehit edilmesi karşısında daha anlaşılacak bir tutum belirlemek zorunlu hale gelmiştir. Kimse gerçeklerden kaçamaz. Kim ne istiyorsa ona göre davranmalıdır. Sonuç olarak açıkça ilan etmek isteriz ki, kaybedecek olanlar hep emperyalistlerin dümen suyunda gidenler olmuştur. Öyle de olacak erinde geçinde barış ve kardeşlik kazanacaktır...
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
ANA SAYFA