11.Ekim.2007

Daha ne söylemesi gerekiyor?

Turgut KOÇAK

turgut.kocak@hotmail.com


15 askerimizin şehit edilmesi ile ilgili gazetecilerin, "şimdi ne yapmak istiyorsunuz" sorusuna Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; "bir ay sonra Amerika'ya gideceğim" yanıtını veriyor.

Başbakanın gazetecilere verdiği bu yanıt dikkatle incelenmelidir. Çünkü; ancak o zaman yaşanılan sorunları doğru olarak algılama olanağı vardır. Bir kez; başbakanın aklına öncelikle Amerika seçeneğinin gelmesi oldukça düşündürücüdür. Neden derseniz; yeri geldiğinde Türkiye'nin bağımsızlığından söz eden işbirlikçi takımının nedenli çok yüzlü olduklarını bu sözleri duyduğumuz anda açıkça görebilmekteyiz. Başbakan kendisine sorulan soruya karşılık neden ABD'yi bir ay sonra ziyaret edip bu sorunu görüşeceğini söyleyebilme geregi duymaktadır? Böylesi bir yanıtta hiç mi arlanıp sıkıntı duyulacak bir yan yoktur?

Vardır, vardır ama görüldüğü gibi bu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı zerre kadar ilgilendirmemektedir. Öyle görünüyor ki, başbakanın bizim de bulup çıkarmakta zorlandığımız ABD emperyalistlerine verdiği sözler vardır. Yoksa bir başbakanın siyaseten de olsa böyle sözler etmesi olası değildir. Ancak bu sözleri söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olunca iş değişmektedir. Erdoğan'ın ABD ve ABD başkanı katil Bush'la ilişkilerinin boyutu sanıldığından da ürkütücü olmalıdır ki, Erdoğan bu denli ölçüsüz olabilmeyi göze alabilsin ve kamuoyunun tepkilerini gözetmez olsun.

Su, Cüneyd Zapsu'nun Amerikalı yetkililerle görüşmesinde söylediği sözleri anımsayınca savımızın ne denli yerinde olduğunu tartışmasız görüyoruz. Ne demişti, Amerikalı yetkililere Zapsu? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek: "Bu adamı deliğe süpürmeyin, kullanın."

Ne yazık ki, bu aşağılayıcı sözleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da dahil, bir tek kişi çıkıp da yalanlamış değildir. Böylesine utanç verici ilişki yumağının perde arkasının korkunçluğu bu durumda ürkütücü değil midir? "Bir ay sonra Amerika'ya gideceğim" diyen başbakanın sözlerinin 15 askerimizin şehit edilmesi ile, o sıcak anla ne ilişkisi olabilir? İyi kötü doğru düşünen bir yetkilinin sorulan bu soruya vermesi gereken karşılık neden konuyu bakanlar kurulunda, mecliste, ya da ilgili birimlerde ele alacağız değildir de bir ay sonra Amerika'ya gitmek biçimindedir?

Başbakanın yukarıda sözünü ettiğimiz yaklaşımlara benzer sayısız yaklaşımı bulunmaktadır. Bu yaklaşımları Türkiye politikası olarak benimseyenlerin gerçekte Türkiye'nin başbakanı olmaması gerekir. Çünkü; böylesine arlanıp utanılacak ilişkiler manda yönetiminde bile söz konusu olamaz. İyi kötü tarih bilen herkes anımsar. Bu ülkede Kurtuluş Savası öncesinde Amerikan mandacılığını isteyenler yok değildi. Ancak; bu istek, en zor günlerde bile onurlu insanlar tarafından geri çevrilmiş ve kurtuluş Savaşı ile birlikte de tarihin çöp sepetine atılmıştır.

Ancak; yıllardır yönetimde bulunan Türkiye işbirlikçi tekelci sermayesi ve onlar adına iktidarda bulunanlar adım adım Türkiye'nin bağımsızlığını ortadan kaldırmışlar ve Türkiye'yi ekonomik ve siyasi olarak dışa bağımlı hale getirmişlerdir. Bugünkü AKP yönetimi bu anlayışın en pervasız temsilcisi olup, bugünkü yaşadığımız olumsuzlukların da en önemli nedenidir. ABD gibi eli kanlı emperyalist bir ülke ile bu denli içli dişli olanlar hiç unutmasınlar ki; yeryüzünde yaşanılan açlık yoksulluk dahil, her türlü kötülüğün birebir sorumlusu Amerika emperyalizmidir. İşte; AKP, böyle bir düşmanla aynı yatakta yatmakta ve sonuçları ağır politikalara ülkemizi alet etmektedir. AKP, bugün hemen her konuyu ABD'ye danışmadan adım atamaz hale gelmiş bulunmaktadır. Son yapılan seçimlerde AKP'nin almış olduğu oy yüzdesine baktığımız zaman işbirlikçilerin arkalarına yığdıkları güç korkutucu gözükebilir ve geniş halk yığınlarında bir yılgınlık yaratabilir. Ancak, durum hiçte sanıldığı gibi değildir. Kapitalist emperyalist sistemin desteği ile ayakta kalmayı seçmiş olanların ömrünün uzun olabilecegini kimse düşünmemelidir. Çünkü; bel bağlanılan bu politikalarla Türkiye'nin hiçbir sorunu çözülemeyeceği gibi aksine daha da ağırlaşacaktır. Bir yandan ülkemiz siyaseten sıkıntıya düşecek, Diger yandan da ekonomik olarak ağır bunalımlardan kurtulamayacaktır. Bu sıkıntıların bedelini ise işbirlikçiler değil, yoksul halk çekecektir.

Yaşanan terör belasında yoksul halkımızın çocukları yaşamını yitirmekte; evlere, ocaklara ateş düşmektedir. Bu yangının sorumlusu ise Amerika'dır. Demek ki, yangının Amerika'ya giderek çözülmesinin olanağı yoktur. Doğrusu; ABD'yle yapılan her türlü anlaşmaları iptal etmek ve onları ikili ilişkilerde hizaya getirmektir. Bu irade AKP ve AKP'nin bası Recep Recep Tayyib Erdoğan'da yoktur. Aksine; ABD'ye derinden bir bağlılık vardır. Bu baglamda yapılması gereken şey; yığınları bilinçlendirmek ve her türlü uşaklığa karsı çıkmalarını sağlamaktır. Partimiz; Türkiye Sosyalist İsçi Partisi (TSİP) sürdürdüğü sosyalizm savaşımında bu görevi yerine getirmek için canla başla uğraş vermektedir.

Son olarak anımsatmak isteriz ki; AKP, yönetimden bir an önce demokratik bir savaşımla uzaklaştırılmalıdır. Çünkü; ABD'nin Türkiye ve dünyanın başına açtığı felaketler sayılamayacak kadar çoktur. AKP'nin ise, ABD'den bağımsız bir politika izlemesi düşünülemediği gibi ülkemizin ekonomik sorunlarını da çözme olanağı yoktur. Ve zaten bayram sonuna bekletilen zamlar da yoksul halkımızın belini kıracak ve bardağı taşıran son damla olacaktır.

Daha ne söylenmesi gerekiyor? Hemen herkes; gerçekleri bir an önce görmeli ve harekete geçmelidir...
 

  NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

              

               [- Sayfayı yazdır - ]                   


ANA SAYFA