12.Ekim.2007
Bayram gelmiş neyime...
Turgut KOÇAK turgut.kocak@hotmail.com
Ülkemizde öteden beri bir kandırmacadır gidiyor. Ülkeyi ve geniş emekçi yığınlarını soyup soğana çevirenler yalan üstüne yalan söylemekten zerre kadar utanç duymuyorlar. Bu yalan ve kandırmacalar dünden bugüne katlanarak sürüyor. Katlanarak süren bu yalan ve kandırmacalar sa para babalarının ensesini biraz daha katmerleştiriyor. Bütün bu utanmazlıkları ise; hokkabaz başları din kisvesi altında yapıyorlar. Yığınları, din ninnisi ile uyutanlar; yoksul halkımızın ellerinden varlarını yoklarını para babalarının alması için keskin üfürüklerine gayret toplumu bir kangren gibi sarıp sarmalıyorlar. Ülkemizde dün de, bugün de sermaye güçleri iktidarda kalmak için dincilerin desteğine gereksinim duydular. Bu desteği yapan dincileri ise hiçbir zaman elleri boş göndermeyerek akçelendirdiler. Tarikat örgütlenmelerinin önü açıldı, dağ taş imam hatip liseleri ve Kuran kurslarıyla dolduruldu, cemaat örgütlenmeleri ve vakıflar toplumu bir pıtrak gibi sardı. Okul yerine camilerin yapılmasına hız verilerek toplumsal doku bozuldu. Süreç, hiç kuşku yok ki, ekilenin biçildiği bir süreç olup gün geldi bütün haşmeti ile iki dönemdir AKP iktidarı olarak karşımıza dikildi. Yığınlara; bunların kimliği ile ilgili ne söylendiyse tutmadı. Yığınlar söylenenleri tersinden okudular. İssizlik arttıkça arttı. Yoksulluk öylesine büyüdü ki, toplum neredeyse bir bütün olarak sadaka toplumu haline getirildi. Eğitim top attı. Sağlık hizmetleri Allah'a emanet hale getirildi. İşçiler, emekçiler ve köylüler her türlü güvenceden yoksun bırakıldılar. Yatırım yapılmadı. Var olan kamu kuruluşları neredeyse yok pahasına özelleştirme adı altında yabancılara peşkeş çekildi. Çekilmeye devam ediliyor. Ülke tarımı bilinçli olarak batırıldı. Ekonomi; IMF'nin, Dünya Bankası'nın ve uluslararası finans kuruluşlarının isteği doğrultusunda ağır bir çöküş yaşıyor. Piyasa allak bullak oldu. Yabancılar hiçbir yatırım yapmaksızın sıcak paralarıyla faiz vurgunu vuruyorlar. Ekonomik ve politik bağımsızlık sözlüğümüzden çıkartıldı. Bütün bunlar olurken iş çevreleri, onların temsilcisi işbirlikçi AKP, AKP'nin hık deyicisi ne kadar medya ve burada kapılanan kapıkulları varsa koro halinde "istikrar" diye bağrıştılar. Acaba gerçekler; bu haramzade sürüsünün söylediği gibi miydi? Ülkemizde "istikrar" mı vardı? Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bütün bunlar koskoca bir yalandan başka bir şey olmamasına karsın, yığınlar yaşadıkları kötü şeyleri dibine kadar yaşamak istiyorlardı, yaşayacaklardı da. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler. Ülkemiz emekçi halkının karsılaşacağı kötülüklerin ilk ayak sesleri de Ramazan ayı ile birlikte geldi. Çarsı-Pazar zam yağmuruna uğradı. Yiyecek ve içecekler bu zam furyasından nasibini yeterince aldı. Kimsenin sesi mübarek Ramazan denilerek çıkmadı. Sessiz sedasız yapilan zamlar sineye çekildi. Ve Arife, derken bayram herkesin kapısını çalıverdi. Yığınlar sanal bir sevinç yumağına boğuldu. Çocuklar şekerlendi ballandı, renk renk giysiler giyindi. Giyinemeyenlereyse; umarsız bir dahaki bayramlara sözler verildi. Küsler el sıkışmaya koştu, insanlar camilere koşup ellerini daha iyi günler için açıp duaya durdular. Hırsız takımı ise; Ramazan demedi, Arife demedi, Bayram demedi geceli gündüzlü çalışarak; yoksulun elinde neyi var neyi yoksa almaya karar verdi. Zamlar hükümet içinde konuşuldu. Halkın sabrını sınamak için dışarıya küçük küçük bilgiler sızdırılarak tepkiler ölçülmeye çalışıldı. Baktılar ki, tepki mepki yok; suya yüzde 134'lere elektriğe, doğalgaza, tekel maddelerine, yiyeceğe içeceğe, giyeceğe ev kiralarına özetle iğneden ipliğe her şeye zam yapılacağını açıklayıverdiler. Bayram içinde insanların ağızlarının tadını kaçırmamak için de zam furyasını bayram sonrasına bıraktılar. Bayram sonrası yağışlarla birlikte zam yağmuru da başlıyor. Bu durumda: BAYRAM GELMİŞ NEYİME... NEYİMİZE... Diyorum, diyoruz... Ama;zamlar neyimize demeyeceğiz. Bu yapılanları da AKP'liler ve yardakçılarının yanına bırakmayacağız...
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
ANA SAYFA