turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PAYİDARLAR VE ÇIKMAYAN YOLLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

10 EKİM 2014

Biz bu payidarların ülkeyi bu hale getireceği üzerine o kadar çok yazı yazdık ki, şimdi biz demiştik desek ükalalık olacak. AKP zihniyetinde olanlara payidar benzetmesi yaptıysak kimse bunları saf ülke yurttaşı yerine koyduğumuz için bu şekilde seslendiğimizi sanmasın. Çünkü bunlar 12 yıl içinde öyle bir payidar oldular öyle bir payidar oldular ki, Allah yeryüzünün bütün nimetlerini bunlara peşkeş çekti. Yani sizin anlayacağınız halkımız yoksullaştıkça bunlar Karun gibi zenginleştiler. Ağlak Bülent Arınç'ın da dile getirdiği gibi Allah bunlara verdikçe verdi.

Neyse konumuz bu değil. Şimdi gelelim bu payidarlara ve çıkmayan yollarına. Konumuz iki gözüdönmüş muhteremin ülkeyi ne hale getirdiklerine dikkat çekmektir. ABD'nin anaforu ile iktidara gelen, ABD'nin dümensuyunda kulaç atan AKP iktidarı, Kuzey Afrika'dan Orta Asya içlerine kadar geniş bir coğrafya da emperyalizmin işbirlikçisi olarak komşularımız başta sayısız ülkenin ocağına ateş düşürdüler. Bütün bu katliam ortaklıkları yetmiyormuş gibi yine emperyalist dünyanın isteği ve hevesi doğrultusunda Suriye'ye de el attılar. Şam'da cuma namazı kılmaya kendilerini öyle bir kaptırmışlardı ki, birdenbire Suriye düşmanı kesilip Beşar Esad'ı iktidardan düşürmek için aklınıza ne kadar alavere dalavere varsa hepsine başvurdular. Kendileriyle aynı paralelde olan Müslüman Kardeşler Örgütü'nü Suriye'nin başına bela edip kan dökülmesine neden olmakla kalmadılar aynı zamanda da El Kaide'yi, El Nusra'yı ve IŞİD'ı örgütleyip palazlandırarak savunmasız Suriye halkının üzerine saldılar. Bu cani sürüleri kısa zamanda Suriye'de o kadar çok kan döktüler ki, artık Suriye bunların zalimliği sonrasında kan gölüne döndü. Ancak Suriye yine de direndi. Çünkü Suriye'nin bağımsızlığını koruyacak ülkesini seven ve ülkesi için mücadele eden asla dağılmayacak olan bir ordusu vardı. Dolayısı ile böyle bir ülkede emperyalizmin sonuç alması olası değildi. Sonuç da ister istemez bu şekilde gelişti.

Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının beslediği IŞİD birden kimsenin ummadığı bir atılımla Irak'ın kentlerini ele geçirip kontrol sahasını olabildiğince genişletti. Kürt ve de Şii bölgelerine saldırınca başarı elde etmiş bile olsalar işin rengi değişti. Gerçi IŞİD kazandığında AKP iktidarı aracılığı ile petrolün bir güzel üstüne konarlardı ya uluslararası konum buna uygun değildi. ABD başta olmak üzere IŞİD'a yönelik bir ortaklık oluşturulup bölgede IŞİD mevzileri havadan vurulmaya başlandı. Türkiye gönülsüzdü ama Recep Tayyip Erdoğan'ın da Ahmet Davutoğlu'nun da elinde başka bir seçenek olmadığı için ABD bunları kulağından tuttuğu gibi ortaklığın içine soktu. Üstelik 49 konsolosluk rehinesi de 180 IŞİD militanıyla değiştirilmiş gelişmeler yeni bir aşamaya sıçramıştı. AKP meclisten savaş tezkeresini MHP'nin de oylarıyla geçirdi. Arkasından Suriye sınır boylarına askeri yığınak yapmaya başladı. Kürtlerse Kobani'de ölüm kalım savaşı verirken Recep Tayyip Erdoğan Suriyeli mültecilere konuşma yapıyor, bir sürü ahkâmdan sonra Kobani ha düştü ha düşecek diyordu. Ahmet Davutoğlu ise Amerikalı bir gazeteciye Suriye'ye kara harekâtı yapılması için Beşar Esad'ın devrilmesini bir kez daha koşul olarak getiriyordu.

Bu iki muhterem kişinin aymazlığı sonrasında zaten diken üstünde olan Doğu ve Güneydoğu illerimiz ayağa kalkıyor sonra eylemler bütün yurda yayılarak ortaya yakılan yıkılan sonu ölümlerle biten sayısız olaylar yaşanıyordu. Sabah itibari ile 35'e çıkan ölü sayısı bu gidişle daha da artacak gibi görünmesine karşın iktidar şaşkınlık içinde adeta gelişmeleri seyreder görünümünde bir tutum izliyor. Kürt hareketi adına eylem koyanların hareketi öylesine kontrolden çıkıyor ki, Türk Bayrağı, Mustafa Kemal heykelleri saldırılara uğruyor adeta daha büyük kırımlar yaşanması için tahrike yönelen gelişmeler yaşanıyordu. Bu konu ile ilgili Selahattin Demirtaş ve KCK kınayan açıklamalar yaparken gelişmeler Abdullah Öcalan'dan mesaj da getirilmesine karşın azalacağına daha da artıyordu. Dün gece Bingöl'de ve Gaziantep'te yaşanan olaylarla birlikte eylemlerin çok daha tehlikeli noktalara tırmanacağını söylersek abartmış olmayız.

Daha fazla söze grek yok. Ülkeyi ayrıştıran, sürekli olarak şiddet dili kullanan ve de öz itibari ile IŞİD'dan farklı olmayan bir çizgi izleyen Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP iktidarı bütünüyle aymazlığının hesabını vermeli ve ülkeyi getirdiği uçurumun kenarında aşağı itmeden iktidardan gönderilmelidir.

Gerçekten de yeni bir güne uyanmak istiyorsak ilk adım AKP'nin iktidardan gönderilmesi, ikinci adım Suriye ve öteki ülkelerle bozulan bütün ilişkiler düzeltilmeli, Kürt kardeşlerimiz ile de eşitlik, özgürlük ve kardeşlik bağlamında bir güven ortamı yaratılarak yaralar bir an önce sarılmalıdır.

Sonrasında yabancıların kölesi konumunda siyaset yapıp ülkenin başına bela olanlar bir bir ayıklanmalı, dini anlayışlara dayalı bütün kışkırtmaların önü kesilerek eğitiminden diğer öteki hizmetlere kadar sosyal devlet işleyişi tesis edilerek emeğin egemen olduğu sosyalizm yolunda büyük bir insanlık yürüyüşü başlatılmalıdır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA