Turgut KOÇAK

turgut.kocak@hotmail.com

10.Ekim.2007

AKP İŞBİRLİKÇİDİR


AKP, tartışmasız bir şekilde emperyalizmin işbirlikçisidir. Bu baglamda kimilerinin sandığı gibi yükselen Anadolu sermayesini değil, işbirlikçi tekelci sermayeyi temsil etmektedir. İşbaşına geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana attığı politik adımlar bu tespitimizi sonuna kadar doğrulamaktadır. 11 Eylül 2001 tarihinde İkiz Kulelerin vurulmasının ardından gemi iyice azıya alan ABD emperyalizmi, bölgemizde ve dünyada ne yapmak istemişse; AKP, tartışmasız ABD katillerinin politikalarına onay vermiş ve desteklemiştir.

O dönemde hedef tahtasına oturtulan Saddam'ın kişiliğinde Irak; adım adım işgal edilmek istenirken dönemin ilk başbakanı Abdullah Gül, daha sonra da Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin bir dediğini iki etmemiş yerine getirmişlerdir. Irak'ın işgalinin ateşli bir şekilde tartışıldığı günlerde BM'nin aksi yönde kararlarına karşın hem Abdullah Gül, hem de Recep Tayyip Erdoğan ABD emperyalistlerinin yanında yer alarak; Irak'ın Türkiye üzerinden işgaline onay vermişler her türlü lojistik destek konusunda da gerekli kolaylığı eylemli bir şekilde göstermişlerdir. Mecliste tezkerenin onaylanmamış olması da AKP hükümetini durduramamış; limanlar, üsler, hava alanları ve hava sahası ABD'nin ve koalisyon güçlerinin kullanımına açılmıştır.

İşgal hareketinin başlaması ile birlikte, bütün dünyanın gözleri önünde Irak halkı katliamdan geçirilmiş, her türlü işkenceye uğramış, ekonomisi ve kültürel zenginlikleri ABD tarafından talan edilmiştir. Böylesine örneği az görülen katliam sürerken AKP hükümeti de bütün uyarılara karşın bu işgali destekleyerek Bush'un suç ortağı olmuştur.

Daha da önemlisi; ABD emperyalistlerinin Büyük Ortadoğu Projesi ile birlikte bölgenin haritasını değiştirmek istediği bilinen bir şey olmasına karşın, Başbakan Recep Tayyib Erdoğan bu projenin içinde eş başkan olarak görev almıştır. ABD emperyalistleri BOP ile birlikte bölgeyi istediği biçimde düzenleyecek ve ABD politikalarına karşı direnç noktası oluşturan hangi ülke olursa olsun bölünüp parçalanarak güçten düşürülecekti. Nitekim, bu politikanın ilk adımı Irak'ta gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Irak, bu politikanın geregi eylemli olarak bölünmüş durumdadır. Aynı politika Filistin'e uygulanmış, Filistin; Hamas'ın Filistin'i, Abbas'ın Filistin'i olarak ikiye bölünmüştür. Lübnan bu nedenle İsrail'in saldırısına uğramış 2000 insan bu saldırıda yaşamını yitirmiş ve Lübnan kentleri ağır saldırılarla viraneye çevrilmiştir. Bununla birlikte Hizbullah'ın kararlı direnişi karşısında istenilen sonucu alamayan ABD destekli İsrail savaşı durdurmak zorunda kalmıştır. Aynı oyun yıllardır Suriye ve İran'a da uygulanıp durmaktadır.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin sınırları içinde Türkiye'de yer almakta olup, ABD'nin bu yöndeki uygulamaları da bilinen bir gerçektir. Bölgede ve Türkiye'de bir türlü terör durdurulamamakta, konu biraz deşildiğinde ise altından ABD emperyalistleri çıkmaktadır. Bölgede ABD'nin terörü desteklediğini gösteren pek çok bulguya karşın, AKP ve onun başı Recep Tayyib Erdoğan gerçekleri kamuoyunun gözünden saklamak için her yola başvurmaktadır. Zaten doğru dürüst bağımsız bir politika uygulayamayan Türkiye, AKP'nin iktidar olması ile birlikte bu yöndeki reflekslerini hepten yitirmiş bulunmaktadır. Atılacak en küçük adım, ABD emperyalistleri tarafından ya engellenmekte ya da AKP tarafından ABD'den izin alınmaya dönüştürülerek geçiştirilmektedir.

Özetle; bölgemizde ve ülkemizde dökülen kanların sorumlusu ABD emperyalistleridir. Son olarak Güneydoğu'da şehit edilen 16 askerimizin katili de kimsenin kuşkusu olmasın ki, ABD'nin ta kendisidir. Öteden beri köklü çözümlerden uzak durarak işi ABD'ye havale eden AKP, yaşanan bu olayların doğrudan suçlusu konumundadır. Recep Tayyib Erdoğan olayların tırmanış göstermesinin arkasından bir kez daha topu ABD'ye atmış bulunmakta, salt bunlar için ABD'ye gidip Bush'la görüşeceğini söylemektedir. Ve zaten Başbakan Recep Tayyib Erdoğan, sürekli olarak her başı sıkıştığında ABD'yi boylamasına karşın değişen bir şey de olmuş değildir. Erdoğan'ın yeni ABD seyahati de sorunu çözmeyeceği gibi daha da ağırlaştırmış olacaktır. Yaşadığımız sorun ülkemizin kendi iç sorunu olup, çözümü de bu baglamda ele alınmalıdır. Sorunun çözülmesi için ekonomik, demokratik, sosyal açılımların geregi yerine getirilmeli, bölgede emperyalistlerin parmağına ve şiddete asla izin verilmemelidir. Bu dogrultuda atılacak adımların Türk-Kürt kardeşliği ve birlikteliğini güçlendireceğini bir kez olsun bile akıldan çıkarmamak gereklidir.

Ne var ki, AKP bunları çözecek bir parti değildir. Çünkü AKP, köküne kadar işbirlikçi ve emperyalizmin dümen suyunda bir partidir. Bu nedenle de AKP iktidardan kesinlikle gönderilmelidir. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) politikalarını bu gerçeklere göre oluşturmalı ve AKP'ye ödünsüz yüklenişini sürdürmelidir.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]              


ANA SAYFA