turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞ ÇIĞIRINDAN ÇIKTI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

15 EKİM 2014

İş çığırından çıktı. AKP iktidarı bir an önce bir şekilde durdurulup iktidardan gönderilmezse çok açık söylüyoruz Türkiye'yi tahmin edemediğiniz kadar karanlık günler bekliyor. Siz bir iktidar düşünün ki, artık ülkeyi yönetemez hale gelmiş ama ille de yöneteceğim hem de ben nasıl istiyorsama öyle yöneteceğim diyor. Yani onu bağlayan ne yasa sözkonusu ne de Anayasa. Recep Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkmadan önce de, çıktıktan sonra da zaten kanun manun taktığı yoktu, şimdi ise hiç takmıyor. Muhterem Cumhurbaşkanı koltuğunda oturuyor ama o kendisini her ne hikmetse başkan sanıyor. Bu yüzden de tepeden ülkeyi yönetmek istiyor. Oysa Türkiye'nin sistemi başkanlık sistemi değil, parlamenter sistem. Hoş, başkanlık sistemi bile olsa bu sistemin de keyfi yönetim olmadığını herkes bilir.

Recep Tayyip Erdoğan'ın durdurulabilir yükselişi kimi çevrelerin öteden beri yanlış politikaları ve hırslarından kaynaklı olarak durdurulamadı. Bu nedenle de Başbakanlık koltuğundan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Zaten öteden beri başkanlık sistemine geçilmesini istiyordu ama anayasa buna engel olduğu için bu yola başvurmadı. Hoş, başvursa da sonuçtan emin olmadığı için şimdilik kaydıyla bu hevesini sonraya bıraktı. Cumhurbaşkanı adayı olduktan ve çalışmalara başladıktan sonra ise "ben yetkilerimi sonuna kadar kullanırım" demeye başladı. Oysa Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri Anayasa'da belliydi. Sonuçta seçildi. Gerçekten de yetkilerini sonuna kadar kullanan biri olarak mı, yoksa fiilen başkan gibi davranan biri olarak mı görev yapmaya başladı herkes kısa zamanda gördü.

Ortada içinden geldiği partinin iktidarı vardı var olmasına ya yine de ipleri elinden bırakması olmazdı, o da her konuya karışır, her şeyin nasıl yapılacağını söyler oldu. Son olarak da Kobane ile ilgili "kobane düştü düşecek" sözleriyle birlikte yaşanan gösterileri de bahane ederek iktidara hemen yeni yasalar çıkarılmasını emretti. İktidar da ikiletmedi hemen yasa teklifini gündeme getiriverdi. Yasa teklifinin kapsamına bakıldığı zaman hemen hepimiz akıllara durgunluk verecek bir içerikte hazırlandığını gördük. AKP'yi destekleyenler bu yasal değişiklikleri çok olağanmış gibi görürlerken diğer bütün kesimler yasa ile ilgili görüşlerini bir bir ortaya koyarak ağır eleştirilerde bulundular. Anamuhalefet partisi bu yasal düzenlemeyi faşizme çeyrek kala olarak değerlendirdi.

Söylenen şeyler çok açıktı. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ülkeyi faşizme götürüyor, bizler de bu gidişi film seyreder gibi seyrediyorduk. Yani eleştirilerin haddi hesabı yoktu yok olmasına ya iktidarın bu faşizm hevesi nasıl önlenecekti, işte burası kafalarda çok net değildi. Gerçekten de yaşadıklarımız şaka gibi bir şeydi. Eleştiriler okkalı eleştirilerdi eleştiri olmasına ya, faşist diktatörlüğün önü nasıl kesilecekti işte bu konuda söylenen sözler çok da önümüzü aydınlatan sözler değildi. Yığınlara ne diyorduk? Yığınlar faşizm karşısında ne yapacaklar, uygulamaları sineye çekip oturacaklar mıydı yoksa önümüzdeki baharda yapılacak seçimleri kazanıp faşizm tehlikesi bertaraf mı edilecekti belirsizdi. İşin daha da tuhaf yanı böylesine baskı yasalarını çıkarmayı göze alan bir iktidar seçim sahasında demokratik bir seçimin yapılmasına olanak verir miydi o da başka bir soruydu aslında. Vermeyeceği bugüne kadar AKP'nin iktidarı döneminde yapılan seçim hilelerinden çok belliydi ama her nedense meclisteki bütün muhalefet yine de seçime bel bağlayan bir üslup içindeydiler.

Seçim yasaları ortada. Seçimlere nezaret edecek seçim kurullarının da görevlerini çok iyi yapmadıklarını 30 Mart yerel seçimlerinde bütün çıplaklığı gördük. Zaten seçim sistemi başlıbaşına demokrasi ile taban tabana bir zıtlık içeriyor. Öyleyse nasıl olacak da önümüzdeki genel seçimleri faşist diktatörlük altında herhangi bir muhalefet partisi kazanacağını düşünebilir? Zaten olağan seçim yollarıyla yarışmak isteyen bir iktidar partisi niçin faşizme başvursun ki?

İşin özüne gelelim. Eğer bir iktidar Anayasa ve yasalardan aldığı gücün dışına çıkarak zorla yığınlara boyun eğdirmek ve her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istiyorsa o iktidar her türlü meşru dayanaktan yoksun demektir. Bu durumda halkımıza önümüzdeki dönem yapılacağı bile kuşkulu seçimleri işaret etmek gerçekte faşizme teslim olmaktır. Pek çok örneklerinde gördüğümüz gibi faşizm, faşizme karşı çıkmayanların suskunluğunu fırsat bilerek faşist bir iktidar kurma yoluna gitmiştir. Oysa yığınların direnciyle karşılaşmayı faşist bir yönetim için kim ne kadar tutuşursa tutuşsun göze alamaz.

Bundan böyle bir tek yol kalmıştır o da AKP iktidarını durduracak olan yığınların örgütlenmesi ve yığınların gücüdür.

Yoksa faşizmin gelmesini ne "faşizme çeyrek var" tespiti ne de işte faşizm budur tanımlaması önleyemez.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA