turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖLELİM ÖLELİM İYİDİR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 EKİM 2014

Karaman'ın Ermenek İlçesi Güneyyurt Beldesinde bir maden ocağında su baskını nedeniyle 18 işçi mahsur kalmış ve yaşamlarından umut kesilmiştir.

Bu tür olaylar yaşandığında yetkililerden duyarız. "Bu işin fıtratında var" diye ya, buna bir yenisi daha eklendi. Maden ocağında yaşanan böylesi olaylar tıpkı trafik kazası gibi bir şeymiş. Ne diyelim adamlarda utanma arlanma yok, vicdan da yok.

Bugünün BirGün gazetesinin manşetini gördünüzmü? Şu saltanat sarayı olarak yaplımş olan 'Ak Saray' var ya onun bir odasına harcanan paryla tam 1000 adet yanlış duymadınız tam 1000 adet madenlere yaşam odası yapılabilirmiş. Oysa ne oldu? Son torba yasasında yaşam odası zorunlu kılınmadı. Gördüğünüz gibi saltanat meraklılarının insan yaşamı ile ilgili olarak ne denli duyarlı oldukları ortada…

Türkiye bir kez daha maden ocağı katliamı ile karşı karşıya kaldı. Peki, bu ocağın sahibi kimmiş? Tıpkı Soma Maden İşletmesi'nde olduğu gibi sahibi yine AKP'liymiş. İktidar ne yaptı su basmasının arkasından? Çalışma ve Enerji Bakanı'nı oraya gönderdi. Bugün de Başbakan orada olacakmış. Yapılan açıklamalara bakılırsa işçilerin bulunduğu yere 11 bin ton su dolmuş. Bu suyu boşaltacak pompa sistemi yetirsiz kaldığı içinse su boşaltılamıyormuş, aksine gelen sularla su seviyesi daha da artıyormuş. Bu ocakta daha önce de su baskını olmuş, olmuş ama gerekli tedbirler alınmamış. Müfettişler ise daha önce olduğu gibi bu gerçekleri görmezden gelmişler. Yalnız bir kez durumun düzeltilmesi için Ocağa 9 bin lira ceza kesilmiş. Ocak sahibi cezayı ödemiş ve ocakta da yeniden üretime başlanmış. Yani sizin anlayacağınız katliam tıpkı Soma'daki gibi bilerek işlenmiş.

Güneysu Beldesi'ndeki ocakta çalışan işçiler aslına bakarsanız bilerek ölüme gitmişler. Nasıl mı? Biliyorsunuz; Soma Maden Ocağı İşletmesi'nde 301 işçimiz can verdi. Bu olay üzerine bütün Türkiye ayağa kalktı. Hacısı, hocası, işçiden emekçiden yana olanlar, haramzadeler, sendikacılar, işçilerin haklarını savunmak için oraya koşan avukatlar, sanatçılar, İşçilerin emekçilerin canına ot tıkayan iktidarın tepesindekiler, herkes oraya akın etti. Sizin anlayacağınız burası için yığınlarda dikkate değer bir duyarlılık da oluştu. Yardımseverlerden ve halktan babalarını yitirmiş çocuklara, ailelere yardımlar gelmeye başladı. Bu yardımlara ayağının altından toprağın kaydığını gören katliam suçlusu iktidar çevreleri de katıldı ve sonuçta işçilerin yakınları yaşamlarında görmedikleri kadar yardım gördüler ve aynı ocakta çalışan ve babaları ve yakınları yardım görmediği için yokluğa, yoksulluğa talim eden aileler ve çocukları "keşke bizim de babamız ölseydi demeye başladılar. Çünkü babaları yaşarken eve kuru ekmeği zor getirirken öldükten sonra bir işe yaramışlar yardımlara ve armağanlara boğulmuşlardı. Gözlerinin önünde farklı bir yaşam çizgisine geçen çocukları kıskanan çocuklar da ister istemez aynı varsıllığa ulaşmak için babalarını bir çırpıda gözden çıkarıvermişler ve "Keşke bizim de babamız ölseydi" diyerek serzenişte bulunmuşlardır. Çünkü Soma'da yaşamlarını yitirmeyen işçiler şu anda ya işsizler ya da evlerine ancak ve ancak kuru ekmeği zor götürmektedirler.

Bu yüzden de Güneysu Beldesi'ndeki Maden Ocağı'nda çalışan işçiler düşünmüşler taşınmışlar, boşa koymuşlar dolmamış, doluya koymuşlar almamış, kararlarını vermişler ve demişler ki, "bizler yaşamasak da olur, yeter ki çocuklarımız kurtulsun." İnmişler ocağa, ocağın içindeki suyun açmışlar dev gibi vanalarını ve bir anda ocağa 11 bin ton su dolmuş. Bu yüzden de ocağın dışında kalanlar şimdi bu işçilerimizin akibetini bilmeyen açıklamalar yaparak işçilerin ailelerini ve yakınlarını teskin etmeye çalışıyorlarmış.

Olan olmuş, burada yaşamını yitiren işçilerimizin aile ve çocukları da babalarının vasiyetine uyularak yardıma ve armağanlara boğulursa işçilerimizin ahı yerde kalmayacakmış. Söylediğimiz gibi işçiler sağken bakamadıkları ailelerine ve çocuklarına hiç değil ölümlerinin bir işe yaramasını bilmediğimiz ve nereden geldiği belirsiz suyun vanaları açarak göstermek istemişler.

Ne diyelim? 

İşçilerin ölmedin önce "ÖLELİM ÖLELİM İYİDİR" dediklerini duyanlar olmuş. 

İnsanımızı bu duruma getiren zalimlerin var olduğu dünyada olup bitenleri bu denli aymazca seyredip durursak değil bir, milyon kez ölürüz milyon kez…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA