turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HEP YALAN HEP YALAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 KASIM 2014

Anımsıyor musunuz; günlerce yandaş basın Amerikan Devlet Başkanı Yardımcısı Jeo Biden'ın Recep Tayyip Erdoğan'dan özür dilediği yazıldı çizildi, söylendi. Sonra ne oldu Biden çıkıp "Asla özür dilemedim"deyiverdi. Her ne hikmetse özür dilediğine dair yeri göğü sarsan yandaş basından nedense çıt yok.

Neyse ister özür dilensin isterse dilenmesin bize göre bu tür tevatür sözlerin hiç mi hiç kıymeti yok. Daha doğrusu bizler gerçeklere bakarız o kadar.

Turgut Özal'ı bir şekilde anımsayan var mı? Varsa bile çok önemli bir şey olacak da o zaman birileri kalkıp adını anacak. Anlayacağınız unutulup gitti Turgut Özal. Oysa o dönemde de yağcı takımı Turgut Özalı yere göğe sığdırmazlar hakkında boyundan büyük övgüler dizerlerdi. Sonra yaşamını yitirdi ve unutulup gitti. İsterseniz biz olumsuzda olsa Özal'dan söz edelim. Biliyorsunuz; Birinci ve İkinci Körfez Savaşı'nın arkasından Turgut Özal tıpkı bugünküler gibi esip yağarak bir koyup üç alacağından dem vuran sözler etti. O dönemde Türkiye'ye kaçıp gelenlere yapılan masraflar ve başka harcamalar yüzünden Türkiye tamı tamına 25 milyar dolar kaybetti. Kaybedilen para olsa önemli değil, nasıl olsa kazanılır. Ancak Körfez Savaşı'nın arkasından başka kayıplarda yaşandı. Bir kez Irak üçe bölündü. Kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani'nin kurduğu Kürt oluşumu, Orta kesimde Sünni Iraklıların fiilen olmasa da ayrıldıkları, Güneyde de Şiiler.

Bu bölünmeden sonra Irak asla normale dönemedi. Bu yüzden de Irak üzerinden Türkiye sürekli olarak kaybetti. Sonra Suriye'nin içi karıştırıldı. Beşar Esad rejimine karşı kumpas kuran Batı, El Nusracıları, El Kaidecileri, Müslüman Kardeşleri, İpten kazıktan kopmuş irili ufaklı pek çok İslami terör örgütlerini ve IŞİD'ı devreye soktu. Bu örgütlerin en büyük destekçisi de Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu oldu.

Kurulan ÖSO'cular bir halta yaramayınca emperyalistlerin müdahalesi için Erdoğan ve Davutoğlu yanıp tutuştular ama onların söyledikleri de işlemedi. Muhteremler hâlâ Suriye'nin bir şekilde işgali için her numaraya başvurmaktalar.

Sonuçta gündeme Rojava geldi. Kapışmalar ve emperyalistlerin hesapları bu kez de Rojava üzerinden yapıldı. Çatışmalar en sonunda ise Kobene'de yani bir tek kasabada IŞİD'a karşı yoğunlaştı. Amerika bu bölgede IŞİD'ı sürekli olarak bombalamasına karşın IŞİD'ı yenilgiye uğratmak mümkün olmadı ve bu kez de Türkiye üzerinden sevkedilen Peşmergeler devreye girdi. Savaş şu an yoğunluklu olarak sürüyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu ise olup bitenler karşısında zora düşmüş olmalarına karşın onlar yine de Beşar Esad karşıtı politikalarına hız kesmeksizin devam ediyor.

Oysa ülkemizde işler hiç de istenildiği gibi gitmiyor. Dış politikada iflas bayrağını çekmiş olan AKP iktidarı içerde de ekonomik ve sosyal politikaları nedeniyle çöküşün eşiğine gelmiş bulunuyorlar. Yaşadığımız onca vurguna, talana, çalmaya, çırpmaya, rüşvete, nüfuz ticaretine pek aldırmayan halkımız "kim çalmıyor ki, bunlar çalıyorlar ama hiç değil iş de yapıyorlar" diyerek bu iktidarı cezalandırmadı yani seçimlerde oylarını AKP'den yana kullandı. Ne var ki, ekonomik çöküntü bir yana iş cinayetleri yüzünden ortaya çıkan gerçekler Türkiye'yi salladı dersek abartmış olmayız. Soma Maden Ocaklarında 301 işçi, Torunlar İnşaat'ta asansörün 32. kattan yere çakılması ile 10, Ermenek / Güneyyurt Beldesi'nde 18 işçi katliama kurban gittikten sonra mumları yatsıya kadar yanan iktidarın da mumu sönüverdi. Kamuoyuna söylenen onca yalanın hepsi de fasarya çıkarken bir tek Ermenek / Güneyyurt Has Şekerler Maden Ocağı'nda yaşamını yitiren işçilerden birinin eşinin söyledikleri ise gerçekleri yalancı iktidarın gözünün içine kakıverdi.

Ne diyordu işçinin eşi?

"Önce ekmeğimizi çaldınız, şimdi de canımızı."

Bu satten sonra AKP'nin yalanı sökmez. Dünyanın bütün yalancılarını kendisini kurtarmak için AKP iktidarı biraraya getirse yine de işin içinden çıkamaz.

Çünkü oğlunun yüzme bilmediğini söyleyerek suyun içinde ne yapacağından kaygılanan annenin başından aklını alanlar yakalarını asla kurtaramayacaklar yalanları ile birlikte ait oldukları yere defolup gideceklerdir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA