turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ATMA RECEP DİN KARDEŞİYİZ…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 KASIM 2014

 Bilmediği yoktur. Sağlıktan anlar, fizikten anlar, tıptan anlar velhasılı anlar oğlu anlar. Eee bunca şeyden anlar da tarihten niye anlamasın ki? Nihayet tarih bilgisi konusundaki hünerini dünya aleme göstermekten de çekinmedi. Neymiş efendim, diye soruyorsanız söyleyelim. Amerika basını çalkalanıyor sizin haberiniz yoksa ne diyebiliriz ki? İnsan halidir duymamış olabilirsiniz öyleyse açıklayalım. Recep Recep Erdoğan'la birlikte her şey bir acayipleşti. Rakamlar tavan yaptı, birkaç yıl içinde bir sürü yandaş Karun kadar zenginleşti. (tabi kendisi de aynı şekilde) İnsanlar yoksullaştıkça yoksullaştılar ve nihayet sadaka ekonomisine kul köle hale geldiler.

Bilim dışarı, hurafe içeri denildi, başarıldı da maşallah. Bunlar da neler güçlenmedi neler. Hissiyat mı dersiniz, maneviyat mı say say bitmez aslı yokların arkası gelmez.

Hissiyat güçlendi dediysek atmıyoruz. Hani bir bakan çıkmıştı da Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşma tapeleriyle ilgili "hissediyorum montaj" demişti anımsadınız mı?

Neyse dedik ya, Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgi ve kamilliğine kimse erişemez. İşte bu da anlaşıldı nihayet. Ülkemizin ve dünyanın onca bilim insanı, akademisyeni uyurken bir tek muhterem karanlıkta kalmış bilgiyi gün ışığına çıkarıverdi de dünya alem tarih bilgisi karşısında apışıp kaldılar. O kıskanç dünya Recep Tayyip Erdoğan'ın saray merakı ile alay edip dururken; muhterem ne yaptı peki? Kalktı öyle bir tarihi açıklamada bulundu ki, ister istemez Amerika basınını tusinami basmış gibi oldu.

Muhterem, elde bilgi yokken, belge yokken birden kalktı ve "Amerika kıtasını ilk kez Müslümanlar keşfetti " deyiverdi. Bu açıklama ile birlikte şok geçiren bilim insanlarının dili tutuldu, bu ana kadar bizi tatmin edecek bir açıklama yapmadılar ama nasıl olsa yapacaklar ve biliyoruz ki, dünyanın üniversite olmayan üniversitelerinden muhtereme sayısız fahri doktora ünvanı yağacak gibi gözüküyor.

Tabi elin adamı düşünür de şunun şurasında ülkemizin en tepe noktasında Cumhurbaşkanlığı yapan muhteremi biz mi düşünmeyeceğiz? Doğal olarak biz de düşündük taşındık Recep Tayyip Erdoğan'ın bu bilgiye nasıl ulaştığını bulduk. Dini bütünler bilirler. İstiareye yatmak diye bir şey vardır. Bir gece Recep Tayyip Erdoğan önce istiare namazı kılar sonra aklına takılan Amerika'yı kimin ilk kez keşfettiği konusu ile varır uykusuna. O da ne? Uykusunun derinliklerinde Piri Reis'e benzeyen de Piri Reis'le hiç ilgisi olmayan bir kucak aksakallı bir İslam denizci karşısına dikiliverir. Recep Tayyip Erdoğan uykusunda bir o yana döner bir bu yana döner, aksakallı Müslüman Denizcinin kendisine ne diyeceğini merakla beklerken, aksakallı denizci uluların ulusu sesiyle Amerika'yı ilk nasıl keşfettiğini anlatıverir.

"Muhterem merakından devlet işlerini ve saray gailelerini unuttuğunun farkındayım. Bu bakımdan sizi daha fazla bekletmeyeceğim. Anlayacağın Amerika'yı ilk olarak Müslüman kayıkçılar olarak biz keşfettik. Günlerden ben deyim çarşamba sen de cuma, her neyse canım mübarek bir gündü işte. Akdeniz çarşaf gibiydi. Bir grup balıkçı ile çıktık rızkımız için denize. Az gittik, uz gittik bir de geriye döndük baktık ki kalmışız iki kayıkçı. Öbür kayıkçılar yoklar. Yani yorulup telef olmaktan korktukları için geri dönmüşler. Biz yolumuza devam ettik. Geçtik bir boğazdan. Allah'ın işine bakın ki, denizde kıpırtı yok. Gece demedik, gündüz demedik yol aldık. Bir gün, bir de baktım ki, ne göreyim öbür kayıkçı arkadaşlarımın da olmadığın gördüm. Dedim ki, ya onlar da korkup geri döndü ya da korsanlar tarafından telef edildi. Ama yılmadık, yolumuza devam ettik. Günlerce denizin ortasında bir ceviz kabuğu gibi kayığımızla birlikte sallandık durduk. Aradan siz deyin 6 ay geçti, ben deyim 8 ay. Bir de ne göreyim karşımda dik yamaçlarıyla kara görünüverdi. Karanın yanaştım bir kuytuluğuna.

Uzatmayayım, daha uyuyacak yarın yeni saraylar için hazırlık yapacaksın. Kıyıda sağı solu kollarken çevremizi birden değişik tipte insanlar sarıverdiler. Sizin anlayacağınız onlar sizin Kızılderili dediklerinizmiş. Biz üç kişiydik. Aldılar bizi, şeflerinin yanına götürdüler. Bize bir hürmet, bir ziyafet ki, sormayın. O kabile, anında Müslüman olup bizim dinimizi benimsediler. Şimdi o kıta'da bizim torunlarımız var. İşte bu kadar. Artık bu tarih bilgisi ile yeri göğü sarsmak sana kalmış. Buyur işinin başına git" der.

Muhterem sabah uyanır. Sarsılmıştır.

"Biliyordum, biliyordum" diyerek seslice söylenir. Sonra oturur aklıselim bir şekilde düşünür. Aklına Hz Muhammed'in göğün yedi kat yukarısına nasıl çıktığının öyküsü gelir. Ve der ki, bugün uzaya gönderilen uzay araçlarını da ilk biz Müslümanlar bulmuştur ama sonradan bu bilgileri ne hazindir ki, küffarlar çalıp ilk uzaya onlar gittiklerini söylemişlerdir" deyip besmele çekip sağ elini sol göğsüne koyar, birkaç kez vurduktan sonra geçer basının karşısına…

"Ey cümle cihan, Amerika'yı ilk kez Müslümanlar keşfetmiştir."

Eee buyurun şimdi çıkarın bu taşı kuyudan nasıl çıkarırsanız…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA