turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CAMBAZ, HACIYATMAZ YA DA AT HIRSIZI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 ARALIK 2014

Değerli dost, yoldaş İdris Köylü kardeşimizin 'Sol Major' isimli Ekin Sanat Dergisi'nde çıkan öykülerini kitaplaştırmak için 500 sayfaya çakın çalışmalarını okurken 'Cambaza Bak' ve 'Hacıyatmazlar' isimli öyküsünü okurken aklımdan neler geçmedi neler. Yalnız sözü edilen cambaz ve hacıyatmaz tiplere de fazla aklımızın takılmaması gerekiyor. Nedeni de cürmü kadar yer yakacak olan karaktersizlere bizi oyalama fırsatı vermiş oluruz.

Tam yukardaki yazıyı okuyordum ki, partinin üyelerinden bir arkadaşımız Hacıyatmaz mı desem, Cambaz mı desem birisinin internet ortamına yazdığı yazıyı okudu bana. Bu yazıda bana ve TSİP'e hakaret ediliyor, devamında ise nasıl komünist parti kurulurmuş anlamında palavra yazılar çiziktiriliyor ki, cambazlık desem değil, bu yazıyı yazan kişinin özellikleri cambazlık yapmaya bile yetecek konumda değil çünkü. Hacıyatmazlık desem valla insaflı olmak gerek bu kişi hacıyatmaz karekteri de taşımıyor. Zavallı ve hastalıklı bir vaka mı desem belki ama o konuda da bir şey söylemeyeyim en iyisi. Çünkü benim terazimin kefesi ne yanlış tartar, ne de hileli hurdalıdır. En iyisi küçük bir öykücük yazayım da kararı siz okurlara bırakayım.

Ankara'nın sanırım Mayıs aylarıydı. TKP'nin mitingi vardı, bende içerden yeni çıkmıştım. Merak ettim Selanik Caddesinden yürüyüş kolu boyunca yürümeye başladım. Yanımda Mehmet Öz'de var. O sırada yürüyüş kolu boyu yürüyen polisler beni gördüler ve bana dediler ki, "ooo çıkmışsın geçmiş olsun, duyduk ki, içerde baba olmuş çay ocağını falan işleterek epey para kazanmışsın." Yıldırım gibi düşünmeye başladım. Şimdi tam olarak bütün sözlerini anımsamıyorum ama dedim ki, "ben sosyalist bir adamım, ne mafyalık ne de sözünü ettiğin babalık bize yakışmaz ama sizin gibi polis bozuntularına çok ama çok yakışır." Komser kızardı, bozardı, yutkundu bir şey söyleyecek gibi oldu, söyleyemedi biz de Mehmet Öz'le birlikte yürüdük gittik. Tam Meşrutiyet Caddesi'ne çıkıyordum ki, yürüyüş kolundan birisi ayrıldı kolumdan tuttu ve hâl hatır sordu. Yanında kızı da var. Fazla konuşamadık. Parti Konur sokaktaydı biz partiye döndük, o arkadaşta yürüyüş bitince geleceğini söyledi. Geldi de. Aman Allahım o ne büyük övgü, TKP söyleymiş, böyleymiş, gençliği örgütlemiş, işçileri örgütlemek için önemli mesafeler katetmiş, Baktım ağzı çok kalabalık, fazla uzatmamak için "hıı hı" deyip geçiştirdim. Aradan çok geçmedi, tekrar beni buldu. Onun için TSİP'ten başka işçi sınıfı partisi olamazdı, TKP gibi partilerin ideolojik olarak gelişkin olmadığı ortadaydı, aklınca onlara ideolojik olarak yol göstericilik yapmak istemişmiş de onlar prim bile vermemişler felan falan…

Böylece İzmir İl örgütünün kuruluşuna talip oldu. Yanına başkalarını da verdik ama ortada ne parti var ne de bir araya getirilen üç beş nitelikli insan. Bugün onunla ortalıkta boy gösteren arkadaş İzmir'den arada sırada bu arkadaşın bulunduğu ilçeye gider ama ortada yine yeni bir şey yok. İzmire çağırır yine bir şey yok. Sorarım, bana der ki, "o eşinin korkusundan hiçbir şey yapamaz."

İzmir'de bu arkadaşların değil ama başka arkadaşların çalışması ile partinin epey örgütlenme şansı arttı. Yer tutup çalışmalara başladık. Ama çok sürmedi kısa sürede bu arkadaşların maharetiyle işler darmadağın oldu. İzmir'de bir toplantı yaptık. O toplantıda kendilerini uyardım. Kim ne söyleyecekse gelir partinin organlarına orada söyler. Önümüzdeki şu tarihte Ankara'da bir toplantı var gel ne söyleyeceksen orada söyle, yoksa güle güle" demek zorunda kaldım. Toplantıya gelmedi ama gelmiş gibi internetten bazı partililere mesaj attı. Gelmişmiş de karşısına çıkamamışım gibi.

Sanırım bu bir delilik belirtisi olsa gerektir. Böyle bir şey olmadığına göre bir insan niye böyle şeyler yazar ki? Ben içeri girdiğimde bizim de başımıza bir şey gelir kaygısıyla ortalıktan yitip, içerden çıktıktan sonra tekrar gelecek kadar yüzsüz biri için bunların ne önemi olabilir ki?

İnternetten bir de çağrı yapmış eski TSİP'lilere. Eski TSİP'li de neyse? Adam ya gitmiş yeni bir şey olmuş ya da bir hışır olarak şurada burada nostalji yapıp duruyor. Onlardan bir şey çıkmaz amma aklınca bize dokunduruyor. Yazısını da iddialı bir şekilde bitirmiş. Hepimiz görecekmişiz nasıl bir komünist partisi olunurmuş. Hani yemin billah ediyorum, öyle bir komünist partisi olursa işi gücü bırakır gider sadece iyi bir üye olurum o kadar. Amma velakin bazıları bin söz verir binin de yalar ama Nasrettin Hoca'nın oğlu gibi döner bir daha okur, döner bir daha okur.

Şimdi böylelerine dostane bir uyarım var. İşinize gücünüze bakın iyi olur. Amma TSİP ve benim kimliğime saldırı niteliğinde tutumunuzu devam ettirirseniz o zaman kendinizi ayak altında ezilecek bir böcek olarak görmeye şimdiden başlayın derim.

Son söz; ben her yaptığımın arkasında kaya gibi dururum, dururum da acaba siz bir tane sözünüzün arkasında durabilir misiniz onu siz benden daha iyi bilirsiniz.

Bu yazının devamına da İdris Köylü arkadaşımızın iki yazısını da koyacağım.

Okuyun belki öğretici olur…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA