turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİZGİNLENEMEZ EGO YA DA TEK ADAM HEZEYANI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 ARALIK 2014

Kaç/ak sarayın ne işe yarayacağı, niçin Başbakanlığa değil de Recep Tayyip Erdoğan'a tahsis edildiği israf, "itibar" sözleri bir yana her geçen gün daha da bir gün yüzüne çıkıyor. Biliyorsunuz Türkiye'nin TBMM'si var. Beğeniriz, beğenmeyiz bugüne kadar Türkiye buradan yönetildi. Oysa padişahın sıradan insanların oturduğu TBMM'de ne işi olabilir ki? Hem onların arasına karışıp da onlara benzeme tehlikesi de var maazallah. Üstelik günümüzde kafes arkasından Veziri azamı, kubbealtı vezirlerini izleyip dinlemek de hem külfet hem de öyle kolay değil. Bu durumda Recep Tayyip Erdoğan düşünmüş taşınmış olacak ki, bu Kaç/ak Saray'ı kendisine tahsis etmiş bulunuyor. Hem bu Kaç/ak Saray'da ne yok ki, uzatmayalım her türlü konforun sağlanması için hiçbir giderden kaçınılmamış, en modern teknoloji ile donatılmış, üstelik burada iş görmek için istenildiği kadar bölüm var. Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisinin deyişiyle tam 1150 odalı. Bütün bunların yanına kendisine yardımcı olacak ve çeşitli konulara bakacak bir de 12 mi 13 mü başkanlık ihya etmiş. Yani sizin anlayacağınız gel keyfim gel, astığım astık, kestiğim kestik bir anlayışla ülke yönetmeyi kafasına koymuş.

Hani muhterem ne demişti, "bu sarayda Türkiye'nin her tarafından önemli insanları çağırıp istişare toplantıları yapacağım." İşte onları yapmaya başladı bile. Oda ve Borsalar Başkanlarını toplamış Kaç/ak saray'ına, geçmiş onların karşısına AKP'lilerin dışında herkese demediğini bırakmıyor. Hani siz bu kişiye Cumhurbaşkanı diyorsunuz da bizlerin dili bu sözcüğü kullanmaya pek varmıyor. Çünkü kendi deyişiyle o alışılmış cumhurbaşkanlarından olmayacağını onlar gibi görev yapmayacağını söyledi. Yani demek istedi ki ben hukuk mukuk tanımam istediğim gibi davranırım. Eee madem kendisi hukuk mukuk tanımıyor bizlerin de kendisine karşı tutumumuzun bu şekilde olacağı kimse tarafından yadırganmamalı. Bakın ne demiş; bu Oda ve Borsalar başkanlarının önünde:

"Paralel yapı yalnız değil… Güney'deki sevdikleri ülke bunları maşa olarak kullanıyor. Muhalefet partileri bu yapıya destek çıktılar. Terör örgütünün ve onun gölgesinde siyaset yapan parti dahi bu şebekeyle iş tutuyor. İş dünyasından bu yapıya destek verenler çıktı. Bu ihanet şebekesini çökertecek hesabını soracağız."

Şimdi bu sözleri söyleyen kişi kim? Cumhurbaşkanı olarak biliniyor kendisi. Bu durumda Türkiye'nin kurum ve kuruluşlarının yerine kendisini koyan ve en yukarıda iradesi tartışmasız kabul görür tarzda davranan ve istediğini yapabileceğini düşünen kimseye ne denir? Padişah, Kral, diktatör vs… Üstelik bu konuşmayı orada bulunan vurguncu takımı da ayakta alkışlamışlar. Tam da tiynetlerine uygun. Malum kendileri de hukuk mukuk tanımaksızın ülkeyi soyanlar grubuna dahiller. Onlar Recep Tayyip Erdoğan'ı alkışlamayacak da ben mi alkışlayacağım?

Hani, "balık baştan kokar" denilir ya, ülkemizde balık baştan kokmuş. En tepedeki kişi bu denli şatafata, ve hesapsız harcamalara düşkün olursa onun izinden yürüyenler de elbette tepedekine benzeyecekler. Hem kim demiş dinimiz israfa ve şatafata karşı diye? Sizler bu sözleri işitin ama inanmayın, çekin kuyruğunu gitsin. Bakın; ülkemizde hâlâ soğukkuyu ayakkabı giyen yurttaşları var. Oysa Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez tam 1 milyon değerinde 5500 model Mercedes arabaya biniyormuş. Neymiş? Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in makam arabası 5500 mercedesmiş ve ederi de 1 milyonmuş. İçinizden yuh çekmek geliyor değil mi? Olmaz, asla olmaz! Bu gibilerin yuhla muhla işi bitirilmez, kuyruğunu çekeceksin kuyruğunu.

Recep Tayyip Erdoğan Osmanlı meraklısı ya, hani ne demişler Osmanlıda maarifet çok. Dolayısı ile Erdoğan'da da çok. Sayın Recep Tayyip Erdoğan Gülen cemaatini bu kez de faili meçhullerle suçlamış. Ne diyebiliriz ki? Dilin kemiği yok, her tarafa dönüyor işte. Ancak bu tür sözleri Recep Tayyip Erdoğan en son söyleyecek kişidir ve de varsa böyle bir durum kendisi de doğrudan faili meçhullerin suçlusudur. Çünkü suçladığı yapı ile birlikte iktidardalardı. Üstelik onlar için "ne istediler de vermedik" diyen de kendisidir. Hem Başbakan olacaksın, hem her türlü işi birlikte tutacaksın, sonra da kalkıp uydurduğun uydurmadığın ne kadar suç varsa "paralel yapı" diye adlandırdığın kimselerin üzerine yıkacaksın. Yok öyle, Sayın Recep Tayyip Erdoğan yok. Kimse sizin şark kurnazlığınızı yutmaz, yutturamazsınız da.

Hani bir yasa çıkarıldı ya, "makul şüphe" diye başlayan işte o yasanın daha şimdiden ne işe yaradığı da anlaşılmaya başlandı. Önceki gün Kadıköy'de kendisine sert bir şekilde polisin kimlik sorduğu 24 yaşındaki Berkan Atılgan polislere biraz nazik olun dediği için çamurun içine yatırılıp ters kelepçe takılmış ve dövülmüş, bir ülkenin "ileri demokrasisinde bunlar çok olağan görülüyorsa, o ülkede de demokrasi ve o ülkeyi yönetenler de yok hükmündedir. Çünkü bugün ülkenin bir yerlerinde görev aldıkları söylenen kişiler sözde var olduğu söylenen demokrasinin nimetleri sonucu oradadırlar.

İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişi kalkıp ona buna tehdit savurarak kendisini alkışlatmaz. Sahip çıkması gereken şey varsa o da demokrasiyi ortadan kaldıran hak ihlalleridir ki, Recep Tayyip Erdoğan bu tür yaptırımlara karşı çıkmak şöyle dursun herkesin haddini bildirmek anlayışı ile dizginlenemez bir egonun etkisi altında ve tek adam olma hezeyanı geçiren bir davranış içindedir.

Türkiye'de olay bitecek değil ya? Ülkeyi AKP gibi gerici, faşizan bir parti yönetirse, bu partinin atadıkları kimseler de nihayetinde onlar gibidir. İzmir/Bonova Milli Eğitim Müdürü Kadir Kadıoğlu okulları gezmiş ve buyurmuş; "bütün okullara mescit yapılacak, fotoğrafları da çekilip bana gönderilecek" diye.

Sözün kısası AKP iktidarı tarafından toplum sürekli olarak sıkıştırılmaktadır. Eskilerin bir sözü vardır. "Gün çarığı sıkar, çarık da ayağı" diye. Bugün AKP iktidarı, (Recep Tayyip Erdoğan'ı bu iktidardan ayrı düşünmüyoruz) sürekli olarak toplumun canına okuyup durmaktadır. Bu yüzden de toplum olarak canımız burnumuzdadır. 

Bu iktidar çarık örneği nereye kadar bizi sıkıştırıp duracaktır? 

Varsın bunu da bundan böyle AKP iktidarı hesap etsin..


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA