turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 ARALIK 2014

Çizre'de bir türlü sona erdirilemeyen sokak savaşı devam ediyor. Bir tarafta PKK'nın gençlik yapılanması, diğer tarafta HÜDA PAR'lılar. Sokaklarda birbirleriyle savaşıyorlar. Silah sesleri hiç kesilmiyor. Ölenler ve yaralananlar oldu. HÜDA PAR'lılar bu olaylarda PKK'yı suçlarken, başka bazı çevrelerden de derin devlet kışkırtmalarından söz ediliyor. Cizre'de, Hakkari'de süren sokak olaylarını önlemekte ise güvenlik güçleri yetersiz kalıyor.

İktidar kanadından yapılan açıklamalar; ne zaman çözüm sürecinde yol alındığında birileri süreci baltalamaya kalkışıyor, veya bir yerler işaret edilerek güvenlik güçlerinin olayları nasıl önleyeceğini anlatan sert açıklamalar yapılıyor. Dün Hatay'da konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu ise Amanoslar gibi dik durmaktan söz ederken kendi kendine anlamsız ajitasyonlara kalkışıyor.

PKK içinden gelen açıklamalarda ise dikkate değer çelişkiler var. Kimi zaman molotof kokteylini eline alanlar provokatör olarak değerlendirilirken kimi zaman da derin devlet işaret edilerek yaşanılanlar sözümona açıklanmaya çalışılıyor. HDP adına konuşanlar ise karanlık güçlerden söz ederek herkes elindeki ateşi atmaya çabalıyor. Oysa işin içinde ne olursa olsun silahlı çatışma içinde olan tarafların kimlikleri çok belirgin. Bir tarafta PKK gençliği, diğer yanda da kendilerine rakip gördükleri gerçekten de karanlık bir grup olan HÜDA PAR'lılar.

Peki, bu çatışmalar yaşanırken bir saat değil, iki değil tüm gece ve ertesi günde sürmesine karşın nasıl oluyor da olayların önü alınamayor Yani güvenlik güçleri niçin yaşanılan bu sokak savaşını engellemiyor ya da engellemekte yetersiz kalıyor?

Oysa üniversite ve yüksek okullarda küçük basın açıklamaları sonrasında karşıt grupların karşı karşıya gelmeleri karşısında nasıl oluyor da en üst noktadan tedbirlere yöneliniyor. Örneğin Erzincan'da karşıt görüşlü üniversite öğrencilerinin karşı karşıya gelmelerin bahane ederek valilik 15 gün boyunca adeta olağanüstü hal ilan ederek her türlü basın açıklamalarını ve politik eylemleri yasaklayabiliyor?

Doğal olarak; bu ve buna benzer yaptırımlara baktığımız zaman, bir durum değerlendirilmesi yapılması gerektiği önem kazanıyor. Bir yanda aman çözüm süreci sekteye uğramasın düşüncesi ile sokak çatışmalarına bile müdahale etmeyen bir iktidar, diğer yandan ülkenin başka bölgelerinde en sıradan bir eylemi bile polis şiddetiyle darmadağın edebiliyor? Burada iki şeye işaret edebiliriz; ya iktidar sözü geçen yerlerde aciz konumdadır ya da bu olayların yaşanması bilerek ve istenilerek çıkarılıyor ki, geçmişte Hizbullah örgütünün kurulması devamında ise PKK ile çatıştırılıp arkasından da Hizbullah'ın dönüp güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda bulunması unutulmuş değil.

İşin özeti; kim hangi amaçla bu tür olayları tezgahlarsa tezgahlasın, tezgahlayanlar sonuçta kendileri altında kalacaklardır. Demokratik işleyişin var olduğu bir ülkede hiçbir karanlık güce (bu devlet de olsa) görev de verilmez, bu yapılar rolde alamazlar. Ne ki, bizim ülkemizde AKP iktidarı ne demokratiktir ne de geniş yığınları eşitlik, özgürlük ve kardeşlik bağlamında bütünleştirecek bir iradeye sahiptir. Tersine bu iktidar sürekli olarak toplumu geren, toplumun inanç ve etnik farklılıklarını karşı karşıya getiren bir politika izlemektedir. Bu proje günümüzde emperyalist/kapitalist dünyanın sınıf mücadelelerini unutturmak ve işlerini sözünü ettiğimiz farklılıklar üzerinden görmek istedikleri için bölgemizde gündeme getirilmiştir. AKP iktidarı yıllardır en tepesindeki adamdan diğer yöneticilerine kadar boğazlarına kadar emperyalist/kapitalist dünyanın projesinin bataklığına batmışlardır.

Sözün özü, kim bu konuda düşünce açıklıyorsa; soruna kendi öznelinden bakarak konuya ne açıklık getirebilir ne de söyledikleri bölge halkları için yaraya merhemdir. Pusula bellidir. O pusula sınıf pusulasıdır. Halkları da kardeşleştirecek ve bütün karanlık oyunları bozacak olan da bu pusuladır.

Aksine gayretlerin hepsi beyhude ve halkların geriliğinden yararlanmak ve onları karanlık dehlizlere sürmektir ki, bu oyunu sosyalistler bozar.

Bozmalıdırlar da…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA