turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞİDDETİN KAYNAĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 OCAK 2015

Samsun’un Canik İlçesi’nde, şehir merkezine inen yavru yaban domuzunun nasıl oradaki insanlar tarafından linç edilerek öldürülmek istendiğini televizyonlardan izledik. Bu görüntülerde gerçekten de çığırından çıkmış, bir şiddet söz konusuydu. Denilebilir ki, sokak sokak yavru domuzu kovalayıp tekme, sopa ve taşlarla öldürmek isteyenlerin psikolojileri bozuk olduğu için böyle bir yönteme başvurmuş olmaları gerektir. Yoksa normal bir insanın böylesi bir zalimliği bir canlıya yapmasının olanağı yoktur.

Gerçekten de o gün sokak sokak domuz yavrusunu kovalayıp öldüresiye dövmeye çalışanları tek tek izleseniz hemen hepsi de işinde gücünde normal birer yurttaştır. Ancak nasıl olmaktadır da bu normal vatandaşlar küçücük bir olay karşısında bu denli şiddete başvurabiliyor ve de bunu yaparken tam anlamıyla sorgulama yeteneğini yitirebiliyorlar?

Bunun birinci nedeni hiç kuşku yok ki, domuzla ilgili kötü bir kültüre sahip olmaktır. Oradaki yurttaşların çoğu İslamiyet'te domuzun hiç de makbul bir hayvan olmadığını kuşaktan kuşağa aktarma yolu ile öğrenmişlerdir. Bu yüzden de içlerindeki saldırı dürtüsünün birinci nedeni domuzlarla ilgili çarpık dini inanca sahip olmaktır ve aktarma yolu ile öğrenilen bilginin kişi üzerinde ne kadar etkili olduğudur. Yoksa sonuçta bir karaca yavrusu neyse, domuz yavrusu da odur. İkinci nedeni domuzların tarlalara, bağa bahçeye çok zarar verdiği düşüncesidir. Bize göre bu da şiddete başvuranlarda oldukça etkilidir. Yalnız bu şiddeti uygulayanların kentli oldukları düşünülürse gerçekten de bu davranışta kişileri harekete geçiren şey daha çok inanç kültüründen kaynaklıdır.

Ülkesini seven, doğayı ve insanlığı sevip sayan bir kültüre sahip olan insanlarda bu tür davranışlar söz konusu olamaz. Eğer insanlar sürekli olarak ezildiklerini, yok yoksulluk içinde bırakıldıklarını düşünüyorlarsa değil, bu uygulamaları gerçekleştirenler hemen her şeye düşmanlık duyan bir kimlik kazanmaları zor olmaz.

Bugün bizim ülkemizde insanlar korkunç bir yoksulluk içinde yaşamaktadırlar. Kağıt üzerinde eşit yurttaşlardır ama hemen herkes bilir ki, bu sadece kağıt üzerinde kalmış şeylerdir. Bir ülkede nüfusun %1'i gelirin %49'unu alıyorsa geri kalan %99 gelirin ancak %51'ine ulaşabiliyorsa orada akıl almaz bir yoksulluk ve geleceksizlik vardır. 13 yıldır iktidarda olan AKP bugüne kadar bu konuda tek söz etmez ve de iyileştirmeye yönelik adımlar atmazken bir avuç zümre vurgun, talan, rüşvet, adam kayırma vb. yöntemlerle birer Karun zenginliğine ulaşmışlardır.

Sanki bu ülke babalarının malı mülküymüş gibi nereye ellerini atsalar oradan büyük çıkarlar sağlayarak aynı zamanda da siyasi egemenliği ellerinde tutacak olanaklara kavuşmaktadırlar. Halkın gözünde bu tür uygulamalar 'At binenin, kılıç kuşanın' tanımlaması ile yumuşatılmak istense de her türlü Alicengiz oyunuyla nasıl ata binildiği ve de nasıl kılıç kuşanıldığını yığınlar da en ince noktalarına kadar görebilmektedir. Bu yüzden de içten içe herkes birbirine düşman herkes birbirinin kanını içecek kadar gözü dönmüşlük içindedir.

Mülkiyet gücünü ellerinde bulunduranların yıllardır halkı nasıl ezip sıkılmış limona döndürdüklerini iyi biliyoruz. Ne var ki, işin en acı yanı da sıkılmış limona çevrilenler bugün AKP iktidarının sopası haline getirilmeye çalışılmaktadır. AKP kendi iktidarını ne pahasına olursa olsun kendisine bend ettiği sıkılmış limonlarla korumak istemektedir. Bu yüzden de bu iktidar için herkes bilinmelidir ki hedef konumundadır. Yoksa meclisteki 4 eski bakanla ilgili oylamada fire veren AKP'lileri nasıl olur da AKP Milletvekili Şamil Tayyar ve Mehmet Metiner "içimizdeki hain" olarak niteleyebilir?

Bir adım atsak ve sorsak haine ne yapılır diye? Bu sorunun yanıtı çok açıktır. Hain her türlü ezayı, cefayı sorgusuz sualsiz hak etmiş biri olduğu için haine şiddetin daniskasını yapmak mübahtır diye düşünülür.

Her ne kadar AKP iktidarı dini ileri sürerek ve dış güçlerin yardımıyla iktidar koltuğuna oturdu, yurttaşlar da bunlar inanç sahibidir Allah'tan korkar kötülük ve de yalan dolan bilmez, çalıp çırpmaz diye düşündülerse de tam düşünülenin tersiyle karşılaşılmıştır. Bu iktidar döneminde saydığımız kötülükler misliyle artmıştır. Bu yüzden de kitlelerin kimyası değişmiştir. Dolayısı ile kapitalist sistemin acımasızlığına bir de Allah'la kandırmak eklenince işler iyice çığırından çıkmış onca zalimlik, sömürü ve baskı kolaylıkla uygulanır olmuştur. Gerçekler böyleyken insanların domuz yavrusu için içinin acıyacağını düşünmek inanın safdillik olur.

Kapitalist sistemin ve bu sistemin sürgit devamını sağlamak için dini çıkarlarına alet edenlerin iktidardan indirilmeleri sağlanmadıkça ve yerine insanın insan tarafından sömürülmediği, baskı ve zulüm uygulanmadığı sömürüsüz, özgür bir toplum olan sosyalizm gerçekleştirilmediği sürece değil kent sokaklarında domuz yavrusunu linç etmek, yığın yığın insanların katledilmesinin bile önlenemeyeceğini aklımızdan hiç ama hiç çıkarmayalım.

 


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA