BAŞ YAZI
Turgut Koçak
02.Kasım.2007
U-2 Casus uçakları görev başında
Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’sız davranmasının olanağı yok. Öyle ki, atacağı her adımı Amerika’ya bildirmek ve oradan izin almak zorunda. 5 Kasım 2007 tarihinde katil Bush’la görüşmesinin özü de bu.
Öyle ki, askerlerimizin şehit edilmesinin arkasından iyice kabaran Amerikan karşıtı dalga, ABD ve işbirlikçileri için iyice tehlikeli boyutlara yükseldiğinden buna bir umar bulunmalıydı, bulundu da. Sözümona Amerika, Türk askerlerinin operasyonlarda işini kolaylaştırıcı bilgileri Türk askerlerine verecek, Türk askerleri de nokta operasyonlarıyla hedefi yok edeceklermiş. Bu nedenle Amerikalı katiller sınır bölgesinde 2 adet U-2 casus uçağı havalandırmışlar. Televizyon kanallarında boy boy haberler verilerek Amerika’nın ülkemize olan “dostluğu” böylelikle ülke kamuoyuna duyurulmuş oldu.
İsterseniz; gerilere giderek, bu U-2 casus uçaklarının bizi çok yakından ilgilendiren öyküsünü anımsayalım. Soğuk savaşın çok şiddetli olduğu günlerde ülkemizden kalkan U-2 casus uçakları Sovyetler üzerinde casusluk amacıyla uçmaya başlamış, Sovyetler de iki U-2 casus uçağını Ermenistan üzerinde vurarak düşürmüştü. Bu olaydan Türkiye yönetim erkinin de ordu çevrelerinin de pek bilgisi olmamış, olay büyüyüp Türkiye’nin güvenliğini tehdit eder boyutlara geldiğinde ise neredeyse iş işten geçmek üzereydi ki, Türkiye bu tehlikeyi denilebilir ki şans eseri atlattı.
İşte yıllar sonra bir kez daha bu U-2 casus uçakları gündemimize oturdu. Ancak bu kez havadan PKK hedeflerini belirleyecek ve Türk askerlerine verecekmiş. Ne kadar ilginç değil mi? Bölgemizde yaşanan kıyımların ve terörün sorumlusu Amerika, Türkiye ile işbirliği yapıyor. Bu işbirliğini de bazıları zil takıp oynayarak Türkiye halkına yutturmaya çalışıyorlar. Çalışıyorlar, çünkü buna gereksinim duyuyorlar. Ülkemizin her yerinde Amerikan karşıtı belgiler genç, yaşlı herkesin ağzında sokakları çınlatıyor. Amerika ve yerli işbirlikçileri de işte bu yüzden korkuyorlar ve Amerika’yı halka şirin göstermek için bu yollara başvuruyorlar.
Gerek ordunun en yüksek katından, gerekse kimi yetkili siviller tarafından yapılan açıklamalarda ülkemizde yaşanan bu olayların arkasında Amerikan ve AB emperyalistlerinin olduğunu söyleyenler öyle görünüyorlar ki, yaptıkları açıklamalarla çelişir hale gelmiş bulunuyorlar. Soruyoruz; nasıl oluyor da bunca acıya ve gözyaşına neden olanlar, şimdi hiçbir şey olmamışçasına aklanmaya, hatta dost gösterilmeye çalışılıyor? Adama sormazlar mı dün söyledikleriniz neydi, bugün niçin böyle davranıyorsunuz diye? Daha dün Orgeneral İlker Başbuğ, “gerekirse Amerika ile savaş göze alınmalı” demiyor muydu? Amerika’nın yaşanan olaylarda bu denli pay sahibi olduğunu bilenler; nasıl olacakta U-2 casus uçaklarının verdiği casusluk bilgilerinden yararlanmayı içlerine sindirecekler dersiniz? Ya da U-2 casus uçakları halka yansıtılanın dışında başka görevler üstlenecekler de, bu üstlenilen görevlerin tepki çekmemesi için mi işin özü halktan gizlenmeye çalışılmaktadır?
Bu konu ile ilgili olarak sorular daha da çoğaltılabilir. Ama konuyu uzatmaya gerek yoktur. Neden derseniz; bütün dünya halklarının baş düşmanı emperyalizm, Türkün de, Kürdün de, Arabın da vb. düşmanıdır. Bu düşman sonuncu yenilgiye uğratılmadan da halkların kardeş kardeş yaşamalarının olanağı yoktur. Emperyalizmin oyununa gelen ve onlarla işbirliği yapanlar; hangi etnik kökenden olurlarsa olsunlar gerçekte kendi halklarının düşmanıdırlar. Çünkü; tarih bize göstermiştir ki, emperyalizm aşısıyla hiçbir halkın kurtuluşunun olanağı yoktur. Yeri ve zamanı geldiğinde emperyalizm kendisine uşaklık edenleri de bir paspas gibi çiğneyip bir kıyıya atmaktan asla çekinmeyecektir. Gerçekler bu kadar açık ve direngenken, birilerinin halkla dalga geçer gibi ABD’yi dost göstererek oynamaları akıl alır bir şey değildir. Neyimiş efendim, BOP’un eşbaşkanı R.T. Erdoğan Bush’la görüşmek üzere Amerika’ya gidiyormuş, Erdoğan’ın Bush’la görüşmesi beklenecekmiş. Sonrası mı? Onu da ondan sonra görecekmişiz.
Buradan açıkça söylüyoruz. ABD’nin ipiyle kuyuya inenler bir daha geri çıkamazlar. Hem de gözlerine mil çekili olarak sonsuza dek kör kuyunun dibinde kör olarak kalırlar. Kendi halkına ABD ve AB emperyalistlerinin ayak izinden giderek oyun oynayanların ve acı çektirenlerin hesabı da bilinmelidir ki, asla mahşere kalmayacaktır. Bir gün gelecek ve burunlarından fitil fitil getirilerek bu hesap kapatılacaktır.
Durum; işbirlikçi Talabani’ye, Barzani’ye, Amerika’dan medet uman her türlü Kürt örgütlerine, Irak’ın ve Türkiye’nin işbirlikçi yöneticilerine ivedilikle duyurulur.
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
ANA SAYFA