turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HESAP KİTAP

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 MART 2015

Ülkemiz ilginç insanlar ülkesi. En ilginç insanlar da kendilerine aydın, ilerici, falan gibi yakıştırmalarda bulunanlar arasından çıkıyor. Bunlar sanki havayı kokluyor ve hangi siyasi grup rağbetteyse hop hemen onların yanına geçerek goygoyculuk yapıp duruyorlar. Aynı durum AKP iktidarı geldiği zamanda oldu. Bir sürü ilerici, aydın bildiğimiz kimsa AKP kapısına doluşarak AKP'ye güzellemeler düzüp ulufe beklediler. Beklemek ne söz dibine kadar ulufelendirildiler de. AKP, ikinci dönem seçimleri kazandıktan sonra AKP iktidarının kendisine olan güveni biraz daha arttı.

İşte o andan başlayarak yavaş yavaş kendi amaçlarına katıksız hizmet edeceklerle havayı koklayıp yandaş olanları birbirinden ayırdı. Süreç içerisinde ise bunlara artık size gereksinimim kalmadı diyerek yol verdi. Bunlardan birçoklarını gazete köşelerinden kovdurup o eski bol paralı günlerinden mahrum bıraktı. Bu gibi konumda olanlar ise üstlerinden sersemliklerini atar atmaz harekete geçtiler. Kimisi kandırıldıklarını iddia ederken kimileri de ciddi ciddi muhalif bir tutum aldı. Bazıları hızlarını alamayıp bugün özünde Kürt partisi olup da sözde halkların partisi adı verilen HDP'de saf tuttular. Bazı solcu bilinen kimselerse niçin HDP'ye oy verilmesi gerektiğini bilmem yüzüncü kez mi, ikiyüzüncü kez mi küçük bir broşür boyutunda yazılarla kitlelere duyurmaya başlayıp ilerici olmanın, devrmci olmanın solcu ve sosyalist olmanın kirterlerini belirleyerek HDP'ye oy verilmesi gerektiğini dillendirerek akıllarınca yığınlara akıl satmaya kalkıştılar.

Oysa bunların unuttukları bir şey vardı o da etnik köken ve inanç üzerinden politika yapan bütün siyasi oluşumları bekleyen tehlike gerici ve halk düşmanı bir çizgiye oturmaktan kendilerini kurtaramayacak olmasıdır. Bu yüzden de erinde gecinde yığınların geri konumlarını istismar ettikleri için varsa eğer bütün ilerici özelliklerini yitirirlerdi. Bugün HDP çizgisi aynı noktalardan haraketle yığın desteğini arttırmaya çalıştığı için yüzünü ister istemez aşırı milliyetçi, aşırı dinci ve aşiret ağırlıklı görüş ve anlayışlara sonuna kadar kapısını aralamak gibi bir yol izledi. Melle ve molla toplantıları birbirini izlerken, kutlu Doğum Haftaları kutlamak ve hatta Saidi Nursi gibi insanlara sahip çıkan etkinliklerde bulunmak gibi yollar seçildi. Diyarbakır meydanında Nevroz kutlamaları sırasında Abdullah Öcalan'ın mesajını dinleyenler Kürtlerin çektiklerinin nedeninin 100 yıllık Cumhuriyet olduğunu, Osmanlı döneminde nasıl da özgür olduklarını öğrenip kendilerinden geçtiler. Partiye ağa, bey katılımları sürerken ve bütün bunlar yaşanırken geçmişte sosyalist olduğunu bildimiğimiz HDP içinden bir tek kalkıp da ne oluyoruz bile demedi. Yapılan bütün gerici ve feodal kesimlere yaslanma hesabının doğruluğu savunularak Kürt Ulusal Hareketi'nin başarıya ulaşması için şarttır denilerek adeta görmezden gelindi. Sonra da Batı'da diğer etnik köken ve inanç gruplarına çağrıda bulunularak onlar için hak ve özgürlük isteminde bulunuluyormuş gibi tersinden ilerici görünülmeye çalışıldı. Çerkez kökenli oluğunu yeni öğrendiğimiz Bülent Uluer'e milletvekilliği yolunu aralamaya yönelik Çerkezlere öyle bir çağrıda bulunuldu ki, ne gam, bütün çerkezler çerkez oldukları için baskı altında olduklarını öğreniverdiler.

Yani sizin anlayacağınız işlerine nasıl gelirse o yoldan yürüyen birçok kimse iş kapitalizmin, emperyalizmin ve onların yerli işbirlikçilerinin canına nasıl okunması gerektiğine gelince çeperinden dolaşılarak asıl ilericilik, devrimcilik ve sosyalistlik karartılmaya çalışıldı. İşte bu yüzden Türkiye partisi olmaya soyunan HDP yine o çokbilmiş solcumsu kimseler yüzünden Kürt partisi olarak kalmak zorunda bırakıldı.

Geçmişten alışkanlıktır. Bazı sanatçılar, yazarlar önlerine bir kağıt uzatıldığında bizim de adımız duyulacak düşüncesiyle önlerine getirilen her şeyi imzalarlardı.

HDP'yi desteklediklerini ileri süren yazar, çizer, sanatçı gibi insanların aslını sorarsanız bugüne kadar olanlardan bir farkı da yoktur, arkasından sürükleyeceği bir güçte. Hele hele kendilerini 68'liler olarak gören çoğunun ilerici, devrimci sosyalist kanattan bile olmadığı kimselerin ise imzası bir işe yarar mı bilinmez ama bize göre çok abartıldığı bir gerçek. Ben inanıyorum ki, bu isimlerin bazılarına Vatan Partisi gitse aynı imzayı almakta bilinmeli ki zorlanmayacaktır. Bu yüzden de haritası pusulası olmayanlarla aynı çuvala girmenin kime ne yararı olur bunu yapanlar umarım iyi biliyorlardır.

Örneğin Demir Küçükaydın Doktor Hikmet Kıvılcımlı düşüncesindendir. Ne var ki, bugün savundukları Troçki'nin düşünceleridir. Dr. Hikmet Kıvılcımlı Stalin'i eleştirmiştir ancak ömründe bir kez olsun Troçki'yi haklı çıkaracak ne yazı yazmıştır ne de konuşmuştur. Ama Küçükaydın'a sorarsanız inanıyorum ki, Doktor yaşasaydı kesinlikle Troçkist olurdu diyecektir. Kendi aklı karışık olanlar başka aklı karışık olanların akıllarını kesinlikle daha da karıştırırlar. Bu yüzden de soldan HDP'ye rampalamış pili bitmişlerle eğer HDP barajı geçerse büyük bir mucize olur. Çünkü bu kimseler yüzünden Batı'da HDP'ye oy vermeyi akıllarından geçirenler de kesinlikle vermeyecekler, barajı geçme görevi bir kez daha Kürt Memolara; Ayşolara düşecektir diyorum o kadar.

Bu yüzden de Batı'da CHP'ye gidecek oylar için kötü siyaset yapan solcu kırmalarının söylediklerine daha fazla önem vermenin gereği yoktur. Komünist Parti; "söyleyeceklerimiz birikti" diyerek parti olarak seçime gideceğini, Halkın Türkiye Komünist Partisi ise öteden beri Haziran Hareketi içinde bağımsız adaylar göstereceklerini söyleyerek sanırız bu yönde davranacaklar. Bu arkadaşlarımızın unutulmamalı ki tutum ve davranışları da komünistlerin tutum ve davranışlarıyla örtüşen bir yöntemdir. TSİP olarak bu arkadaşların yanında değilsek ki değiliz, kaygımızın çok daha büyük olduğu bir ortam içinde bulunduğumuz saptamasındandır.

Yani faşizm ve burjuva demokrasi seçeneğiyle karşı karşıyayız, ki bu yüzden de oyların heder edilmeyip CHP'de toplanmısı önerisinde bulunuyoruz.

Hesap kitap iyi yapılmalı diyor, bu saptamamız doğrultusunda da bütün gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA