Turgut Koçak

turgut.kocak@hotmail.com

15.Kasım.2007

ÖYLE Mİ SAYIN TAYYİP?

AKP’ye yakın iletişim araçları durmadan Recep Tayyip Erdoğan’ı şişirme uğraşı içindeler. Başbakan’ın ne denli delikanlı olduğunu anlatmak için O’na bir “Kasımpaşalılık sıfatı uydurdular ki, tam da bizim ülkenin meşrepine uygun. Sonra arkası geldi. Ne zaman kendisine birileri bir eleştiri yöneltse yanıtı hemen pat diye ajanslara düştü. Tayyip, artık Kaşımpaşalı diliyle konuşuyor, karşıtlarının yüreğine Kasımpaşalı olmanın külhani korkusunu düşürüyordu. Bu yöntem; AKP yandaşlarının çok hoşuna gitmiş olacak ki, ellerine geçirdikleri her fırsatta dillendirmeyi unutmadılar. Basın da işi körükledikçe körükledi ve ellerinde mikrofon sokaklara koştu. Yakaladığı Kasımpaşalıya uzatılan mikrofonlardan ne delikanlı sözler duyduk ne delikanlı sözler.  

Böylesi yaklaşım bilindiği gibi geri bir kültürün ürünüdür. Ayakkabının arkasına basacaksın, yampiri yampiri yürüyeceksin, ağzından çıkan her söz zıpkın gibi olacak, gözü kanlı kanlı bakıp yanındakilere yörendekilere korku salacaksın, gerektiğinde sokak ortasında sana karşıt gibi görünenleri bir güzel pataklayacaksın ki, kimsenin sana gıkı çıkmasın, yasa masa takmayacak, kendi bildiğin adaletini uygulayıp anında külhani olmanın gereğini yapacaksın ve cezaevleri değişmez mekanın olacak. Ve daha bu konu ile ilgili yığınla şeyler söylemek olası...

Şükür ki, ülkemizin bu kültürü izleyen bir başbakanı var. O başbakan ki, partisi yönetim erkine geldiğinden bu yana ülkemizin geniş emekçi yığınlarının yaşamı çekilmez hale geldi. İşsizlik ve açlık en yukarılara tırmanırken  eğitim ve sağlık hizmetleri de dibe vurdu. Gencecik insanlarımızın hemen her gün cenazeleri geliyor. Ekonomik ve politik olarak dışa bağımlılık kat be kat arttı. Bankalar, sanayi işletmeleri, limanlar, iletişim işletmeleri, tarım toprakları vb. neyimiz var neyimiz yoksa yabancılara satılıp savruldu. Özetle söylemek gerekirse; Kasımpaşalı Tayyip’in döneminde Türkiye her yönden dibe vurdu. Yani sorunlar Kasımpaşalılık kafasıyla çözülemediği gibi ülkemiz her yönüyle yıkımın eşiğine geldi.

Ne yazık ki, bu yaşadıklarımız bu kültürün izleyicileri için ders olmak şöyle dursun onların gözlerini daha da kararttı. Başka bir dünyada yaşar oldular. Yaşanılan sorunların üzerine bilimin ışığında gidilmesi gerekirken, Alicengiz oyunları bunların düsturu oldu. Ülke batıyormuş, insanlar kuru ekmeğe muhtaç olmuşlar ne gam? Delikanlılıkla damarlardaki kan ateşlenir ve her şey toz pembe olur biter, kimsenin de fazladan bir diyeceği olamaz.

Ancak; minare kılıfa girmiyor. Ülkemizin içte ve dışta yaşadığı sorunlar çözüm bekliyor. AKP’nin gündeminde  ise; bu sorunları  çözmek değil, sanki büyütmek var. Bu yüzden de Tayyip ve çevresinden sorunların çözümünü beklemek sırça saraylarda düş görmek gibi bir şey. Tayyip ve çevresi her derdin devasını Amerikan yandaşlığında görüyor. Başı mı sıkıştı bay Tayyip’in, bir uçak hazırlattırıp Waşington’a uçuyor. Kendisinin beş batman fazlası bir kültüre sahip eli kanlı Bush’la her görüşmenin sonrasında pozitif enerji yüklenerek yurda dönüyor. Sizin anlayacağınız; karanlık kapıların arkasında “al külah ver takke” hesabından dandik görüşmelerle Türkiye kamuoyunun gözüne kül üfürülüyor.

Neymiş efendim? Kanlı katil Bush’un Teksaslılık övünmesine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Kasımpaşalılık övünmesi ile karşılık vermişmiş. Bu ne cüret, bu ne heybet sayın başbakan? Doğrusu sizin bu tutumunuza bütün ülke hayran kaldı. Yanmış yüreğine vallaha da billaha da soğuk su serpildi. Artık aç da gezeriz çıplakta. İşimiz aşımız olmuş olmamış hiç mi hiç önemli değil. Hemen her gün şehit cenazeleri de gelmiş olsa değil mi ki, Bush’un karşısında ezilmeyip “ben de Kasımpaşalıyım” dediniz gerisinin önemi yok. Maşallahınız var bay Tayyip. Siz söylemişsiniz Dışişleri Bakanı Ali Babacan da Bush’un gözlerinin içine baka baka Anadolu’nun bağrından ne delikanlılar çıktığını gösterir İngilizce çevirisini yapmış. Sonrası mı? Sonrasını hep birlikte yaşayıp görüyoruz. Ali Babacan’ın dediğine göre Amerika’dan istihbaratta gelmeye başlamış. İstihbaratın sonucu Türk savaş uçakları havalanıp yıllarca önce boşaltılmış bir karakolu bombalayıp geri dönmüşler. Yani Amerika ile işbirliğinin sözümona meyvelerini almaya başladık denilmek isteniyor ki. Yalanın da bu kadarısı fazla. Biz inanmasak da bu yalana inanacak pek çok insan olduğu için Tayyip’in borazanı konumuna gelmiş başta televizyonlar olmak üzere bangır bangır başarıdan söz eder oldular. Oysa kelin merhemi olsa başına çalacak, yani Amerika bu denli teknoloji ile böylesi belirlemeyi yapabiliyorsa Irak’ta ve Afganistan’da süren direnişçilerin direnişini önleyecek ama önleyemiyor her nedense?

Kuşkusuz konumuz başka. Biz, şu Kasımpaşalılık işine takmış bulunmaktayız. Siz, bilimi bir yana bırakacaksınız, ülkenin geleceğini hiçe sayacaksınız, yığınları açlık ve sefalet içine düşüreceksiniz, ülkeyi parselleyip parselleyip emperyalistlere satacaksınız, gencecik insanlarımız yaşamlarını yitirecekler sonra da çıkıp kitlelerin gözünün içine baka baka bir Kasımpaşalılık palavrası sallayıp işin içinden çıkacağınızı sanacaksınız. Öyle yağma yok sayın başbakan. Bu yol çıkmaz, bir an önce içine girdiğiniz bu karanlık çıkmazdan yol yakınken dönün. Kasımpaşalılık kültürü ile devlet yönetilemez. Yok siz ille de yönetirim diyorsanız orası da sizin bileceğiniz iş. Gücünüzü doğrulardan ve halktan alarak yetki kullanabilirsiniz ve hatta yetkilerinizi de yasalar çerçevesinde kullanmak koşuluyla yapabilirsiniz bunu.

Bize bu Kasımpaşalılık işi vız gelip tırıs gidiyor. Buradan ilan ediyoruz, sözümüz; Kasımpaşalı olanlara değil, Kasımpaşalı külhaniliğine soyunanlaradır. Demek siz Kasımpaşalısınız öyle mi bay Tayyip? Ne diyelim bizden günah gitti. Su testisi su yolunda kırılır. Bir başka Kasımpaşalı çıkar adamın paçasını indiriverir. O zaman da bir külhan eskisi olarak bir işe yaramazsınız. İyisi mi kendinize doğru dürüst bir sıfat bulun lütfen.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]              


ANA SAYFA