turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ARABASI VAR GÜZEL Mİ GÜZEL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 MAYIS 2015

Burnunun ucunu bile görmemekte direnen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez sayesinde Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye'de gericiliğin ve halk düşmanlığının merkezlerinden biri haline geldi. Bağıra çağıra yapılan usulsüz atamalara göz yumulup AKP'nin bütün kurumlarda kadrolalşamasına bu kurum yandan çarklı olarak destek verdi. Bu kuruma gerekmediği halde fazladan kadro verilip bir anlamda hülle yapılarak ne kadar ipten, kazıktan kopma gerici varsa başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere çeşitli bakanlıkların kadrolarına geçiş yaptılar. Dağ taş cami, mescit, Kur'an kurslarıyla dolduruldu. Bütün bunlar yapılırken gereksinim asla gözönünde tutulmadı. Varsa da, yoksa da AKP iktidarının daha da kökleşmesi için özel çabalar harcandı. IŞİD gibi halk düşmanı bir örgütlenmeye yine Diyanet İşlerinin kurumlarında elaman toplanılıp Suriye'ye yollandı. Bunun için camiler üs olarak kullanıldı. İşler öyle tartıdan çıktı ki, insanlık düşmanları IŞİD'ın Suriye'de Alevi köyünde yaptığı katliam zafer ilan edilip İstanbul camilerinde lokum dağıttılar da yine de Görmez'den insanlık adına tek sözcük duymadık. Aslına bakarsanız bu kurum artık neresinden tutarsanız elinizde kalan bir kurum haline gelmiştir gelmesine ya, asıl bu kurumun hiçbir işlevi kalmadığını hatta Türkiye'ye en büyük kötülüklerin kaynağı haline dönüştüğünün kanıtı ise Recep Tayyip Erdoğan'ın bu kurumu canhıraş bir şekilde savunmasından anlaşılmaktadır.

Hani, eleştiriler karşısında zora düşen Görmez 1 milyonluk lüks aracını "ibreti Alem" için geri vermekten söz etmişti ya, değişen bir şey olmadı. Bir başka kişi kalktı bu duruma karşı çıktı, "bana danışsaydı verdirmezdim" diyerek Mehmet Görmez'in kendine göre yararlarından dolayı hakettiğinden dem vurarak bu kez de Mehmet Görmez'e Cumhurbaşkanı envanterinde bulunan 4 milyonluk zırhlı bir mersedesi tahsis ediverdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ne kadar müsrif ve yararsız olduğu bu kuruma ayrılan bütçeden belli. Bu kurumun bütçesi 4 icracı bakanlığın bütçesini aşmasına karşın yine de bu kuruma habire koltuk çıkılmaya devam ediliyor? Niçin ediliyor? Çünkü bu kurum AKP iktidarının 13 yıldır hizmetinde görev yapıyor. Ülke insanlarını Allah'la kandırıp gözlerine kül üfürmek için bundan daha âlâ kurum bulunabilir mi? İşte bu yüzdendir ki, Recep Tayyip Erdoğan bu gereksiz harcamaları eleştirenlere karşı ateş püskürüyor. Sanki babasının malını tahsis ediyormuş gibi kalkmış 4 milyon liralık zırhlı aracı Mehmet Görmez'e verivermiş. Bu konu ile ilgili Kanal A ve ATV'de Mehmet Barlas gibi bir adamla söyleşi yapan Recep Tayyip Erdoğan baş müsrifliğini bir kez daha bütün çıplaklığı ile yurttaşların gözlerinin içine baka baka kanıtlamış oluyor. Bu söyleşi her ne kadar Kemal Sunal'ın 'KİBAR FEYZO' filmine bile izlenme anlamında yenik düştüyse de, bu araç tahsis etme konusunda Barlas; "pabuç bırakılmayacağını söylüyorsunuz değil mi" diye soruyor Erdoğan'a.

Eyy Barlas! Sizin gibiler, onbinlerce lira karşılığında bugünlere kadar köşelerinizde köşe olup bu halkın nasıl yaşadığını çoktan unuttunuz tamam da, bu kadar düşük bir profille yaşamayı kendinize nasıl olur da reva görürsünüz? Gerçekten de anlamak çok zor çok. Haydi, bu yönde Jöleli Yiğit Bulut gibi çukur profilli olanlar da var ama bu düşkünlüğünüzü nereye kadar sürdüreceğinizi sanıyorsunuz acaba?

Gerçi olup bitenlerin anlaşılması konusunda o denli çok bilgi kirliliği var ki, gerçekten de halk bu yüzden doğru bilgilere bir türlü ulaşamıyor. Bu da doğal olarak halk düşmanlarının işine yarıyor. Biliyorsunuz Adana ve Mersin'de HDP binaları bombalandı. Bizzat Başbakan'ın ağzından bombalayan suçlu DHKP-C'li olarak açıklanmadı mı? Başbakanlık koltuğunda oturan biri nasıl olur da böylesi ipe sapa gelmez kışkırtmacı anlayışla böyle bir açıklamada bulunabilir? Peki, şimdi bu bombacının IŞİD'çı olduğu söyleniyor, bu duruma ne söyleyecektir Ahmet Davutoğlu ne? Kabul et ki, Sayın Davutoğlu meydanların en kötü konuşmacısısınız. Bu halinize bir de yalan üstüne yalan eklenince ne kadar zavallı duruma düştüğünüzü nasıl olur da göremezsiniz? Ya da bu tür kışkırtmalı konuşmalardan ne sonuç umduğunuzu çıkıp açıklayabilir misiniz?

Dedik ya kirlilik had safhada. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş; patronların yanına gidiyor bir sevimli sözler ediyor ki demeyin gitsin. İşçilerin yanına gidiyor aynı numara. Laik düşünenlere ise mavi boncuğu hazır. Dinci imancıları ise AKP dinciliği ile adeta yarışarak seviniriyor. Neymiş; Diyaneti kaldıracakmış ama DİN İŞLERİ adı altında bir şeyin kurulması gerekiyormuş. Hasılı bu denli ne niyetine kabul ederseniz edin abur cubur şeyler savunuluyor ama HDP çatısı altında birikmiş olan sözümona solcuların hiç mi hiç abdesti bozulmuyor nedense. Oturup kalkıyorlar yine de en iyi solcu olmayı kimseye bırakmıyorlar. Ancak bilinmeli ki bu numara bitti. HDP'nin seçim barajını geçmesi için milletvekilleri AKP'ye gidecek savı ile barajın zorlanmasına çalışılıyor. Eğer HDP barajı geçerseymiş AKP kazançlı çıkmayacakmış. Yoksa AKP yine güçlü bir şekilde gelirmiş, falan filan. Niye çaba harcıyorsunuz ki? Sizin Eşbaşkanınız değil mi, ilkelerimiz doğrultusunda AKP azınlık hükümetini destekleyeceğini söyleyen? Şimdi çıkın ve açıkça konuşun; HANGİ İLKELERİNİZ KABUL GÖRÜRSE AKP AZINLIK HÜKÜMETİNİ DESTEKLEYECEKSİNİZ? Sizler mecliste 40'a yakın milletvekili ile temsil edilin ama seçim barajının aşağıya indirilmesi ya da hepten kaldırılması için bir kez olsun ayak diretmeyin, sonra da kalkıp oy isteyip barajı geçmekten söz edin. Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda bile gerçekleri görmekten uzak bir politika izleyin ama kendinizi ilerici, devrimci, solcu politika yapıyor olarak gösterin.

Biliyorum Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin her söylediği sizlere dokunuyor. Bu yüzden de kimi zaman abuk subuk eleştiriler yaparak bozulmuş ayar tıngırtılarıyla eleştirilere kalkıyorsunuz ama TSİP sizler gibi değil. Sizler gibi kırk yalanı tek ayak üstünde söylemeye kalkışmaz. Arkasında duramayacağı bir düşünceyi savunmaz, bir eyleme kalkışmaz. Bizler CHP'yi destekleme kararı aldık. Çünkü CHP'yi desteklemek AKP faşizminin yıkılması demektir. Daha ileri istekler için CHP'yi destekliyoruz deseydik, işte o zaman bizi eleştirebilir, "Gidin CHP'ye katılın" gibi saçma sapan sözler söylemekte haklı olabilirdiniz.

Ancak TSİP sapla samanı birbirine karıştırmaz faşizme karşı kimlerle nasıl birlikte olunacağını iyi bilir.

Bu yüzden de; AKP kadar, solcu geçinen kimileri de CHP'nin bu seçimlerden güçlü çıkacağından korku duymaktadır.

Ancak insanlar sandığa gidip CHP'ye oy verecekler ve AKP faşizmini iktidardan def edip göndereceklerdir.

Durum, bu kadar arı durudur işte.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA