Turgut Koçak
turgut.kocak@hotmail.com
22.Kasım.2007
MHP DÜN NEYSE BUGÜN DE ODUR MHP, dün neyse bugün de odur. 12 Eylül 1980 öncesini anımsayanlar MHP'nin kanlı yüzünü belleklerinden asla çıkarmazlar. O MHP ki, dünya kapitalist emperyalist sisteminin ülkemizde beşinci kolu gibi hareket ederek sayısız devrimciyi katletmekten sorumludur. Bu suç örgütü işlediği kanlı katliamlardan asla aklanmış değildir. Tam aksine MHP'yi kullanan çevreler o dönemde onu korumaya almışlar, suç dosyalarını birer birer kapatarak gündeme getirmemişlerdir. Kapatılamayacak denli ortada olan suç dosyalarından alınan cezalar ise zaman aşımına uğratılmış, böylelikle hem ülkücü hareketin başı Türkeş, hem de partisi MHP kurtarılmıştır. Bugün aynı çizgiyi Devlet Bahçeli sürdürmekte; eylemli olmasa da sözlü olarak aynı yerde durduğunu yaptığı konuşmalarla sayısız kez gözlere batırırcasına göstermektedir. Geçmişi kolaylıkla unutan ya da unutmak isteyen bazı safdiller ise gerçekleri tersyüz ederek MHP'nin değiştiği üzerine savlar üretmektedir. Gerçekleri dikkatlice izleyenler için böylesi görüş ve düşüncelere gülüp geçilir ancak. 22 Temmuz seçimleri öncesinde seçim alanlarında ip atmaktan ve kükremekten başka bildiği bir şey olmayan Bahçeli, bugün de aynı yolu izleyerek kamuoyunu kandırmaya yönelik desteksiz atıp durmaktadır. Neymiş efendim? Milliyetçiler daha son sözlerini söyememişmiş. Ne duruyorsunuz sayın Bahçeli, sizi tutan mı var, söylemediğiniz ya da yapmadığınız bir şey varsa onu da söyleyin ve yapın ki siz de, biz de rahat edelim. 22 Temmuz seçimleri sonrasında parti olarak yaptıklarınıza bir bakalım isterseniz: Abdullah Gül, sizin yalancı pehlivanlığınız sayesinde cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmadı mı? Anayasa değişikliği ile ilgili değişiklikler sizin tutumunuz yüzünden gerçekleşmedi mi? Peki, o zaman siz yeni ne yapacak ya da söyleyeceksiniz ki kalkıp; "milliyetçiler daha son sözlerini söylemediler" diyorsunuz? Varlığınızı dayandırdığınız şehit cenazeleri olmasa; sizi var eden Türkiye siyasetinde hangi hüneriniz var da bizler göremiyoruz? O şehit cenazeleri ki, siz onları da ağzınıza alacak durumda değilsiniz. Değilsiniz; çünkü o gencecik askerlerimizin yaşamlarını yitirmelerinin gerçekte nedeni ABD ve Diger emperyalistlerle onlara maşalık edenler değil midir? Öyleyse, siz ne zaman kalktınız da ABD ve emperyalizm karşıtı bir tek tutum sergilediniz? Bazı ülkücüleri Marmaris'te ABD karşıtı gösteri yaptılar diye siz görevden almadınız mı? ABD'nin Büyükelçisiyle İran'la ilgili görüş alışverişinde bulunan siz değil misiniz? Bu soruları çoğaltmak ve ne olup ne olmadığınızı bir bir ortaya dökmek olasıdır. Ne var ki, böylesi bulanık ortamlarda siz ve sizin gibilerin kolaylıkla kendilerine yer buluyor olması gerçekten düşündürücüdür. Yazık gerçekten çok yazık. Etnik köken üzerinden politika yürütenlerin insanlığa verdikleri zarar insanlık tarihinde yerini çoktan almıştır ve asla unutulmayacaktır. Bütün bunlara karşın, bölücülük karşıtı savıyla açıkça bölücülük yapmakta, Türk-Kürt çatışmasını daha da bir körükleyerek bilinen görevlerinizi yerine getirmektesiniz. Buradan açıkça söylüyoruz. Eğer; PKK olmasaydı tıpkı antik çağın antikaları gibi piyasadan kalkacak ve müzelik olacaktınız. Siz, yatıp kalkın PKK'ya ve onlar gibi düşünen örgüt ve kişilere dua edin. Çünkü birbirinizi var ediyor, tersinden şeyler söylüyor gibi görünseniz de aynı şeyleri söylüyorsunuz. Daha da önemlisi sizde bölücüsünüz onlarda, siz de kökten milliyetçisiniz onlarda, sizde katıksız Amerikancısınız onlarda, sizde kapitalist emperyalist sisteme bağımlısınız onlarda. Ve daha da önemlisi sizde akan kan üzerinden politika yapıyorsunuz onlarda. Son zamanlarda DTP üzerinden gerginleştirilen politik hava giderek daha da bir gerginleşecek gibi görünüyor. DTP kapatılsın mı, kapatılmasın mı bir tartışmadır gidiyor. Ne yazık ki, bu tartışmaların değil son bulmasını daha da bir alevlenerek sürmesini DTP de istiyor olacak ki, kendisine bir türlü çekidüzen vermiyor. Savaş karşıtı ve barışçı görünmesine karşın bu politikalarında içtenlikli olduğunu gösteren politikalar izlemiyor. Kendisini salt Kürt sorununa kilitlediği için başkaca dile getirdiği hiçbir politikaya yönelmiyor. Örneğin; ülkemizdeki işsizlik, yoksulluk özetle emek eksenli politikalar onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bazıları gerçekleri tersyüz ederek, DTP milletvekillerinin ve ÖDP milletvekili Ufuk Uras'ın mecliste bulunmalarını 1965'lerdeki TİP'lilerin durumuna benzetse de, gerçeğin hiç de öyle olmadı her adımda kendini gösteriyor. Sonuç olarak söze; MHP'nin dün neyse bugün de o olduğunu belirterek başladık. MHP'nin gerçek yüzüne işaret ederek ülkemiz ve emekçi kitleler açısından ne denli zararlı bir parti olduğuna işaret ettik. Görüşlerimizi, birbirlerinden ayrı şeyler söylüyormuş gibi görünseler de MHP ile PKK'nın benzerliklerini dile getirerek sürdürdük. Bölgemizde ve ülkemizde akan kanın sorumlularını, gerçek düşmanı yani Amerika'yı halkımızın bilincine çıkarmaya çalışarak yazımızı bitirmek istiyoruz. Ve diyoruz ki, gerçek anlamda barış ve kardeşlik sağlanacaksa ki sağlanmalıdır. Bu görev; Türk ve Kürt emekçilerinin birliğinin sağlanmasından geçecektir. Bir başka deyişle hiçbir burjuva çözüm Türk ve Kürt kardeşliğini sağlayamadığı gibi düşmanlığı daha da bir körükleyecektir. Çözüm; sömürünün olmadığı, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan sosyalizmdedir. Kurtuluş sosyalizmdedir. Yoksa Amerikan generallerinin biri gelir biri gider. Amerikalılar, bir o tarafa bir bu tarafa yatarak alçakça amaçlarını gerçekleştirmek için satışa devam ederek bir Türkleri bir Kürtleri daha çok da Kürtleri satarak oyunlarını sürdürürler ve ne yazık ki, akan kan da bir türlü durdurulamaz.
İLETİŞİM FORMU
[- Sayfayı yazdır - ]
GİRİŞ SAYFASI
ANA SAYFA