turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARIM DÜNYA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 HAZİRAN 2015

Dünyada bir eşi daha var mı yok mu bilmiyorum ama masa tam bir yarım dünya büyüklüğünde. Çevresine 29 kişi toplanmış, huşu içinde bekliyor. Birazdan ezan okunacak ve 29 kişi dualarla orucunu açacaklar. Yalnız burada protokole harfiyen uyulmuş. Ulular ulu yerine, daha az ulularda ona göre dizilmişler. Ne var ki biraz rahatsız gibiler. Sakın aklınıza bir şey gelmesin, onların rahatsızlıkları ülkemizde ve dünyada onca insan karnını doyuracak yiyecek bile bulamazken bizim bu şaşamız, bu debdebemiz nedir diye değil. Sadece oturdukları koltuk mu desem değişik bir sandalye mi bilemedim onları biraz rahatsız etmiş. Yüzlerinde açlığın rengi var, öyle mülayim duruyorlar ki, sanki her biri cennetin bir köşesinden çıkıp gelmişler. Pek mesaj verecek halleri de yok ya işte bu yarım dünya büyüklüğündeki masanın konuğu olup en yukarıdaki kişinin katında kabul görmenin içten içe sevinci var yine de içlerinde.

Ama o da ne? Bu iftar yemeğinin göz dolduran fotoğrafları dünya aleme paylaşılıverdi. Arkasından da yarım dünya masanın kaç liraya mal olduğundan başlayan yeni bir tartışma gündeme düşüverdi. Üstelik de Beyaz Saray'da iftar yemeği veren Obama'nın yemek görüntüleriyle birlikte. Masalar normal masa, daha içtenlikli bir ortam, sağa sola gidip gelen güler yüzlü insanlar. Bu iki fotoğrafı ne kadar insan izlemiştir bilemiyorum ama izleyenlerin hemen hepsinin de aklından geçenler kesinlikle normalle anormal olanı ayırmak olmuştur diye düşünüyorum.

Gerçekten de Recep Tayyip Erdoğan'ın Kaç/ak Saray'ındaki iftar lüks sofralara taş çıkartacak cinsinden. Başta Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez olmak üzere oraya gelen din görevlilerinin hiçbiri bu işin muhasebesini bile yapacak kimseler olmadığı için çağırılmışlar zaten. Yok, eğer öyle olmasaydı Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz niye çağrılmayacaktı ki? Yılmaz çağrılmamış, malum Yılmaz'ın eleştirileri olduğu için yıldırımları üstüne çekmiş.

Her neyse görüntü gerçekten de hiç mi hiç hoş kaçmamış. Vaazlarında lüksü ve israfı sürekli olarak günah sayanlar her ne hikmetse bu yarım dünya sofrasına oturmak konusunda ikirciklenmemişler bile. Her biri bir yerlerden koşup gelmişler.

Oysa daha kısa bir süre önce Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in lüks otomobili tartışma konusuydu. Bu tartışmalara Recep Tayyip Erdoğan daha da başka bir hava vererek Cumhurbaşkanlığı kayıtlarında olan lüks ve zırhlı bir başka aracı tahsis ettiği yetmiyormuş gibi bir de uçak tahsis yoluna giderek; "koskoca Diyanet İşleri Başkanı'nın uçağı olmasın mı, Balkanlardan Asya içlerine kadar görevi olan bir din görevlisi uçak şirketlerinin uçağıyla mı gidermiş hiç" diyerek eleştirileri sallamadı bile. Yani sizin anlayacağınız o sofrada oturanlara lüks ve debdebe hoş geliyor olmalı ki, kurulup poz vermekten kimsenin çekindiği yok.

AKP iktidarı döneminde az şey yaşamadık. Reza Zarrab'ın önüne yatanlar mı dersiniz, Ona vatandaşlık hakkı kazandırmak için fır dönenler mi, işlerini kolaylaştırmak için göbeği çatlayanlar mı ve de bütün bu işleri yaparken Agop'un Kazının buz yuttuğu gibi rüşveti hamuduyla götürenler mi dersiniz ne alengirli şeyler yaşadık ne alengirli şeyler. Uğruna mahkemeler kapatılan, savcılara görevden el çektirilen, emniyet görevlilerinin sürüldüğü, tutuklandığı bir sürü olay yaşadık. Yaşamakla kalmadık, 17-25 Aralık operasyonunda el konulan paraların üstelik faiziyle geri verildiğine tanık olduğumuz gibi bu davada kim varsa durulanıp serbest bırakıldılar.

Ha bir de gördük ki, O Reza Zarrab'a pırlanta ihracatındaki başarısından dolayı ödül verilmiş. Bakanlar orada, Recep Tayyip Erdoğan'da hazır. Bu ödül töreninden çok rahatsız olduğunu açıklayan ve "aynı karede olmak istemezdim" diyen Numan kurtulmuş'a Ekonomi Bakanı geciktirmeden verdi veriştirdi.

Sözün özü değerli okurlar AKP iktidarı ile birlikte bu iktidara yakın duran ister din adamı, ister bürokrat yani kim varsa hepsi zıvanadan çıkmışlar.

Bunlar kendilerini öyle bir yere yükseltmişler ki, her hareketleri Müslümanlığa zarar vermekte. Yarım dünya büyüklüğünde bir masada yemek yeme alçak gönüllülüğü gösterenlerle dilerim yolumuz iki cihanda da kesişmez.

Dilerim onların Müslümanlığına daha fazla kanıp da bunlarla yol yürüyen büyük bir çoğunluk da yollarını ayırırlar da bizler de hiç değil sağımızda solumuzda sade inançları, insanları seven sayan tavırlarıyla iyi insanlar görür ve de mutlu oluruz…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA