Turgut Koçak

turgut.kocak@hotmail.com

turgutkocak@tsip1974.com

06.Aralık.2007

UNAKITAN KONUŞTUKÇA BATIYOR

Unakıtan konuştukça batıyor.Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın bugüne dek sayısız güldürüleriyle karşılaştık. Adam öylesine pişkin ki, bizleri bu pişkinlikleri ile satışa getiriyor ve bizi bilmem ne yerine koyuyor. AKP ve Unakıtan’a göre al takke ver külah olayı; o kadar olağanlaşmış, o kadar olağanlaşmış ki, bunların hiçbirisinin olup bitenlerden rahatsızlık duydukları yok. Demek ki, insanoğlu giderek en olmaz şeyi kanıksayıp olağanmış gibi görüyor. 

Sizin ve yakınlarınızın şirketlerinin adı vergi kaçakçılığına karışacak, birtakım ayak oyunlarıyla havadan para kazanacaksınız, sıradan bir vergi mükellefiyken birde bakacaksınız ki, Allah size; “yürü ya kulum” demiş dünyalığınızı düzüvermişsiniz. Evleriniz barklarınız, hanlarınız hamamlarınız, gemileriniz gemicikleriniz, fabrikalarınız, medya şirketleriniz vb. oluvermiş. Zenginlik ayıp değil ya, zenginliğinize zenginlik katılmış. İş bilenin, at binenin, kılıç kuşanın olduğu bir devranda ortalığa çıkıvermiş ve kurumunuzdan geçilmez bir şekilde dolaşıp durmaktasınız. Üstelik; kimsenin çıkıp da size; “bu yoğurdun bolluğu nereden geliyor” diye de sorduğu da yok. Sözün özü Cennete düşmüşsünüz. Öbür dünyayı tekelinize aldığınız gibi bu dünyayı da kimselere bırakmamış dünyalar zengini Karun olup çıkmışsınız.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın suçlamalarını yanıtlayan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı dinlerken yukarıdaki düşünceler bir kez daha aklımıza geldi ve bu pişkinliğe değinme gereği duyduk. Demek ki, işin iç yüzünü biz iyi bilmiyormuşuz. Ülkemizin çalışanlarına ve hatta milletvekillerine bile Kemal Unakıtan’ın oğlunun şirketlerinin verdiği vergilerle maaş ödeniyormuş. Oğluyla uğraşmamalarını dile getiren Unakıtan böyle söyledi çünkü. Aynı yöntemi Başbakan dahil diğer bakanlara da öneririz. Çıksınlar açık açık söylesinler ki, bizde maaşımızı kimlerin verdiği vergilerden aldığımızı öğrenip, yatıp kalkıp onlardan duamızı esirgemeyelim. 

Ne yazık!  Maliye Bakanı kemal Unakıtan yolsuzluk suçlamaları ile ilgili olarak çıkıp böyle söyleyebiliyor. Oysa kendisine denilmiş ki; “TEKEL’e ikinci el makineleri birinci el makineler gibi satan yabancı şirketten çaycıya gelen parayı açıkla” . 

Çaycının bu paranın kendisine değil şirkete geldiğini, şirketin müdürüyle gidip bu parayı çektiklerini söylemesine karşın verilen yanıtın konu ile yakından uzaktan bir ilişkisini bulmanın olanağı yok. Unakıtan, bütün Türkiye’yi makaraya sarıyor ve pişkin bir yanıtla soruyu geçiştirmek istiyor. Oysa bu işin peşinin bırakmamak gerek. Biliyoruz AKP milletvekillerinin dokunulmazlığı var. Bu yüzden de onlara dokunulamaz. Ancak; başta Unakıtan’ın oğlu olmak üzere benzer suçlarla suçlananlara da dokunulamayacaksa bir hukuk devletinden nasıl söz edilebilir?

Ülkeyi rant ve faiz ekonomisi ile batmanın eşiğine getirenler öyle sanıyoruz ki, ülkemizde hemen her gün 1 milyon insanın aç yatıp aç kalktığından, iş arayanların sayısının yirmi milyon sınırına dayandığından habersiz görünerek cinliklerini sürdürmeye çalışıyorlar. Yerine göre; haramı helalı bir güzel başkalarına anlatıp din tüccarlığı yapanlar, her nedense iş kendilerine gelince nefislerine söz geçiremeyip haram ekonomisi ile şiştikçe şişiyorlar. Öyle ya; Müslümanlıkta “ticaret helal” dendiğine göre sorun yok. Kazanç kapısını kapatacak değiller ya. Allah’ın izniyle ne vururlarsa kâr yuvarlanıp gidecekler anlayacağınız.

Soruyoruz: AKP iktidarda 5. yılını doldurdu. Bu 5 yıl içinde bir tek dikili ağacı var mıdır? Ülkemiz insanlarını açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten kurtarmak için bir tek fabrika açmış ya da temelini atmış mıdır? Hayır atmamıştır. Çünkü onlar yukarıda dile getirdiğimiz gibi ülkeyi istedikleri gibi yönetmekte rant ve faiz ekonomisiyle bir güzel geçinip gitmektedirler. Ülke batıyormuş, çıkıyormuş bunların umurlarında bile değildir. Daha doğrusu ülke ekonomisini bu işbirlikçiler aracılığı ile IMF, Dünya Bankası ve uluslararası dev tekeller yönetmekte, yaratılan değerler bir güzel ortaklaşa çalınıp çırpılmaktadır.  

İşte; Unakıtan gibiler de sırtlarını buralara dayayarak kendilerini güçlü duyumsamakta, istedikleri gibi ağız dolusu konuşabilmektedirler. Kendilerinden hesap sorulamayacağına dair öylesine güvenlidirler ki, neredeyse yolsuzlukları bile gözümüzün içini baka baka şeffaf olarak yürütmektedirler. İhaleler önceden kafaya yerleştirilmiş şirketlere verileceği biline biline  medya önünde açıkça yapılarak Hacıvat-Karagöz oyunu oynatılmaktadır. Sayısız ihaleden para kapan para kapanadır. Açık,  gizli otel odalarında yapılan görüşmelerde nelerin döndüğünü hemen herkes bilmektedir. Çünkü bunlarla ilgili sayısız haberler basına yansımıştır. Unakıtan’ın da bu konudaki becerisine doğrusu diyecek yoktur.  

Ülkemizde açıktan açığa bir talan sürdürülmektedir. Sayısız ihale bu yüzden şaibelidir. Sayısız ihaleyi bu yüzden almaması gereken şirketler alabilmiştir.

Ve sonuç: İşte bu yüzden birilerine rüşvet verilmekte, işte bu yüzden birileri kolaylıkla köşe olup karşımıza dikilmektedir. Bu güçler kendilerini ellerine geçirdikleri olanaklara bakarak güçlü görmekte har vurup harman savuracaklarını düşünmektedirler. Oysa bu güçler tıpkı sistemleri kapitalizm gibi iliklerine kadar çürümüştür. Yani yok olup gitmenin öngünündedirler. Sorun burada onları tarihin çöp sepetine gönderecek diri ve etkin güçlerdedir. Partimizin görevi bu diri ve etkin güçleri kendi yörüngesine almak ve bu tarihsel görevi üstlenerek yerine getirmektir. TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP) bunun için, bu tarihsel görevi yerine getirmek için vardır ve var olacaktır. 

Geleceğimizi ve ülkemizi bunların eline bırakacak değiliz...

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

[- Sayfayı yazdır - ]

 

SAYFA BAŞI

ANA SAYFA