turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEREYE KADAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 EYLÜL 2015

İnsanın doğasında tarafsızlık diye bir şey olamaz. İnsan nasıl yaşıyorsa öyle davranır. Herkesin hatta en bilinçsiz olanımızın bile bir felsefesi vardır. İşte o felsefesidir ki, insanların dünya görüşünü yansıtır. Kim hangi pencereden bakıyorsa baktığı yerden görünenleri görür. Bu yüzden de görünenler üzerinden ifade eder düşüncelerini.

Her zaman olduğu gibi ülkemizde birçokları kendilerini nasıl sıfatlandırırlarsa sıfatlandırsınlar; nesnel davranıp gerçekleri kolaylıkla anlaşılabilecek bir durulukta ifade edemezler, etmekten de uzaktırlar. Diyarbakır'da bir lokanta tarandı. Tarayanlar biliniyor PKK'lı. Amaçları orada çorba içen 3 polis memurunu katletmekti. Onlar yaralı kurtuldu. O sırada servis yapan bir garson alnından iki kurşunla vurulup yaşamını yitirdi. 66 yaşında da bir yurttaş bu taramada canından oldu. PKK'ya yakın kaynaklarca; 1 polisi öldürdüklerini, daha sonra polislerin gelişigüzel ateş açmaları sonrasında da, bir kişinin polis ateşiyle hayatını kaybettiğini, eylemi yapan gerillaların üslerine sağ salim döndüğü yönünde ajanslara düşen açıklamalar yapıldı. Olay PKK'nın açıklamaları ile örtüşmüyordu. PKK'lılar lokantayı taramışlar, o sırada servis yapan bir garsonu alnında iki kurşunla vurup öldürmüşlerdi. Polislerse yaralanmış, daha sonra da 66 yaşında bir yurttaş yaşamını yitirmişti.

Bir kez bu olay bile işin çığırından çıktığını göstermesi açısından öğreticidir. Çünkü PKK'lılar rahatlıkla birçok müşterinin yemek yediği bir lokantayı içerde polisler var diye tarayabiliyor. Bu ve buna benzer eylemleri bizler yıllardır yaşıyoruz. Bu konuda açıklama yapanlar; zora düştüklerinde de çoğu zaman şöyle demek zorunda kalmışlardır. "Ne yapalım kurşun adres sormaz." Şimdi sorar mı sormaz mı tartışmasına girmenin gereği yok. Çünkü biliriz ki, bizde minareyi çalanlar kolaylıkla da kılıfını bulurlar.

Şimdi bu lokantanın taranması sonrasında garson kimin kurşunlarıyla yaşamını yitirdi? PKK'ya göre olaydan sonra polisler gelişigüzel ateş ettiler, bu yüzden de kurşunlar garsona isabet etti ve yaşamını yitirdi. Ne var ki, olayın oluş şekline baktığımız zaman bunun doğru olmadığını herkes kolaylıkla bilir. Eğer yapılan açıklamada olduğu gibi garson polis kurşunuyla yaşamını yitirmiş olsaydı, garsonun cenazesi sessiz sedasız alınıp 20 kişiyle defnedilmezdi. En küçük bir olayda bile ortalığa binlerce kişi yığan HDP'liler ve PKK yandaşları bu cenazeye katılır, bu cenazeyi de benzerleri gibi milletvekillerinin tabutu omuzladığı görüntülerle yığınsal bir tören yaparlardı.

Eğer böyle bir şey olmadıysa bilinmeli ki, bu tutumun bir nedeni vardır, bu nedeni de törene katılmayı akıllarından bile geçirmeyenler iyi biliyor olmalıdır.

Cizre'de ve başka il ve ilçelerde yaşananları açıklayanlar tabiki de bu yaşananların sorumlularıysalar kendilerini suçsuz karşı tarafı suçlu ilan ederek etkili bir propaganda yürüteceklerdir. Zaten öyle de olmaktadır. Bir düşünün; PKK ve bu yapıya yakınlık duyanların açıklamalarına bakılırsa asker ve polisler katliam gerçekleştirmişlerdir ama zafer kazananlarsa kendileri olmuştur. Kazanılan zafer nedir, nasıl bir şeydir pek anlamadık ama bu sözler de gösteriyor ki, ortada katledilerek kazanılmış masum bir zaferden söz etmek gerçekten de insan aklıyla alay etmek gibi bir şeydir.

PKK'nın; seçimlerden bu yana giriştiği eylemlerin hemen hepsi ortadadır. Bir yandan bu eylemleri en üst noktaya çekerken diğer yandan da "barış" sözcüğünü dillerden bırakmamış olmak da açıkçası eşyanın doğasına aykırıdır. Üstelik barış çağrısı yapan çevreler barış için Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı ile masaya oturarak sorunun çözüleceğini düşünmektedirler. Her iki taraf için söylüyorum; ne Recep Tayyip Erdoğan ne de AKP iktidarı koskoca bir halkın iradesini hiçe sayıp PKK ile barış masasına otursa bile sorunu çözemez. PKK'nın da aslına bakarsanız durumu benzerlikler arz etmektedir. Yani barış iki halk arasında anlamlı bir yere oturduğunda ve de tarafların hakkaniyet ölçüsüne en yakın olduğu zaman olabilir.

Oysa olanlar nedir? Bir tarafta 7 Haziran seçimlerinde AKP seçimi tek başına kazanamadığı için Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle seçimlerin yenilenmesi yoluna gidilmiş, AKP'nin oylarının arttırılması için de savaş politikası uygun bulunmuştur. Aynı durum PKK için de söz konusudur. PKK "Barış Süreci" durdurulduğu için eylemlere geçmiş son iki aylık süreç içerisinde sayısız evlere ateş düşmesine neden olarak iki halk arasında düşmanlığı daha da körükleyerek arttırmıştır.

Sonuç olarak eğer gerçekten barıştan söz ediliyorsa; PKK'nın politikaları barışın önünde ciddi bir engeldir. Aynı durum AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın tutum ve davranışlarıyla da ağırlaşmakta barış olası görülmemektedir.

Bütün bu gözü dönmüş zafer çığlıkları ve düşmanca tutum ve davranışlar terk edilmeli, Türk ve Kürt halkının vicdanında olumlanacak maddi temeli olan bir gerçeklikte buluşulmalı ki barış olabilsin.

Yoksa bu süreç emperyal güçlerin eylemli olarak karıştığı bir sürece dönüşürse ki, bu yönde gelişmeler bilinen bir şeydir.

İşte o zaman barıştan söz etmek bile söz konusu olamayacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA