turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


REZALET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EKİM 2015

Bugüne kadar yaşadıklarımızı bir kanara atsak ve sadece dünkü yaşananlarla yetinsek bile AKP ve saray için söylenecek tek söz vardır o da rezalet!

Kayyum efendiler İpek Medyaya ait Bugün Gazetesi'nin yazı işleri servisine gitmişler. Kayyum efendilerden Hasan Ölçer:

"Biz yönetim kurulu olarak vazife icra edeceğiz" diyor.

Gazeteci Güngör Ergün: Bir gazeteci polisini olduğu yerde görüş bildirmez. Yayın yönetmeni yok….

Kayyum Hasan Ölçer: Siz şu an faaliyetinize devam edin. Biz size birkaç saat sonra ne olacağını bildireceğiz Gazeteci Güngör Ergün: Bizim editoryal bağımsızlığımız ne olacak?

Kayyum Hasan Ölçer: Dün rezalet bir gazete yaptınız ne diyorsunuz?

Muhabir Bilal Şahin: Gazete bizim namusumuz saygılı olalım…

Kayyum Hasan Ölçer: Senin adın ne, çık dışarı… Bu mu senin namusun terbiyesiz herif. İş akdin fesh edildi. Mahkeme bir karar vermiş, sen ise buna kayyumla gasp diyorsun.

Gazete Çalışanları: Bizler de kovduğunuz arkadaşlarla aynı görüşteyiz.

Kayyum Hasan Ölçer: Ne diyorsunuz öyle namus falan… Bunların hepsinin ismini alın.

Gereği yapılsın. (Sözcü 30 Ekim 2015)

İpek Medya Grubu'nun önünde polisin basına ve oradakilere yaşattıklarını hepimiz gördük, izledik. Böylesine bir tutum ancak ve ancak faşist diktatörlüklerde olur. Hele Kayyum adına konuşan Hasan Ölçer'in söylediklerini işittikten sonra bu yaşananları tartışmayı bile gereksiz görüyorum. Bu sorun ancak ve ancak AKP iktidarının iktidardan indirilmesi ve yapılan hukuksuz davranışların hesabının Recep Tayyip Erdoğan'dan bir bir sorulması ile mümkün olacağına göre, şapkamızı önümüze alıp hepimiz iyicene düşünmeliyiz. Önümüzde 1 Kasım seçimleri olduğuna göre, bu seçimi iyi değerlendirmeli, AKP'nin varlığını sıfırlamalı, hesapsız kitapsız ve de hukuksuz davranışlarının hepsinin hesabını evrensel hukuk kuralları içinde tek tek sormalıyız. Yoksa yaşananlara bakıp vay AKP şöyle, AKP böyle, Recep Tayyip Erdoğan diktatörlük kurmak istiyor demenin bize ve ülkemize hiç mi hiç yararı olmadı olmayacak da.

Görüldüğü gibi ülkenin her tarafında küçük Erdoğanlar türedi. Dünkü Trabzonsopor-Gaziantepspor maçı 2-2 kalmışmış da, hakem Trabzonspor'un penaltısını vermemiş de bu yüzden de hakemler stattan çıkarılmayıp Trabzonspor'un başkanının talimatı ile bir odaya kitlenmişlermiş. Gücünü saraydan alan Trabzonspor Başkanı Hacı Osmanoğlu vermiş talimatı, ben gelinceye kadar da hakemleri bırakmayın demiş. Peki, ne yapacaktı hakemlere Hacı Osmanoğlu? Öldürecek miydi, yoksa parmaklarını bir bir kırıp size yaptıklarım öteki hakemlere de ibret mi olsun diyecekti?

Bir adamın endazesi bozuksa aklı da, fikri de, o aklın hükmettiği eylemleri de böyle oluyor demek. Adam bir delikanlı bir delikanlı, adam bir babayiğit bir babayiğit devam etmiş tehditlerine. Kadın gibi yaşayacağıma erkek gibi bir gün yaşarım deyip kestirmiş atmış. Biz bu ağızları biliriz. Bu ağızlar mafya yiğitlerinin ağzıdır. Biz bu ağızları biliriz bu ağızlar Recep Tayyip Erdoğan'ın söylem tarzıdır. İşin bu yanı ayrı bir sosyal facia, Ancak asıl facia olan yanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu mafya bozuntusuna telefon edip hakemleri bıraktırması değil mi? Sanki ülkede ne polis var ne de yargı. Herkes yüzünü muhtereme dönmüş o ne derse o olacak. O da lütfetmiş Hacı Osmanoğlu'na telefon edip "bizi dünyaya rezil edersin demiş" ve hakemleri bıraktırmış. Hacı Osmanoğlu ne diyor; bu muhteremin büyüklüğü karşısında sözüne uymamak olur mu, o istedi bende bıraktırdım diyor.

Kadınlarımıza hakaret edişine gelince; Hacı Osmanoğlu kadınlarımızın tırnağı olamaz aslında. Bir de kendisine bir diyeceğimiz var. Arkanı Recep Tayyip Erdoğan'a dayadığını sanıyorsun ya; arkandaki duvar yıkıldı yıkılacak ne kadar babayiğitmişsin asıl biz seni o zaman göreceğiz.

Sonra bu ülkenin güvenlik görevlilerine ve savcılarına sesleniyoruz. Niye görevinizi yapmıyorsunuz? Hukuksuz olarak onca işin peşinden canhıraş koşarken niçin Trabzon'daki zorbalığa karşı kılınızı bile kıpırdatmak gereği duymuyorsunuz.

Oysa daha dün İpek Medya'nın önünde gazetecileri sopalarken niye bu kadar görev düşkünüydünüz de iş Trabzon'daki olaya gelince kuzu kesiliyorsunuz? Ya da bu ülkenin değerli savcıları size sesleniyorum; kayyumlu mayyumlu hukuka bile gerek duymaksızın görev aşkı ve talan mantığı ile verilmiş kararları polis zoruyla uygularken niçin Trabzon'da yaşanan bu olay basit bir şeymiş gibi algılanıyor?

Evet, evet şu anda niye Hacı Osmanoğlu gözaltına alınmış ve yargı önüne çıkarılmak üzere beklemiyor da serbest? Buyurun konuşun.

Canınız istiyorsa susun. Ya da hukuksuzluğa devam edin. Ama 1 Kasım'a 2 gün kaldı.

Yığınlar oylarını CHP'ye verecekler, AKP gidecek, Recep Tayyip Erdoğan ise tek kanatlı tayyare olarak artık ne zaman yere çakılacak hepimiz bekleyip göreceğiz.

Asıl zorbalara, hukuk tanımazlara, adaletsizleredir sözüm;

Acaba siz o zaman girecek delik bulamazsanız ne olacak dersiniz ha ne olacak?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA