Turgut Koçak

turgut.kocak@hotmail.com

26.Aralık.2007

TÜRKİYE HALKI AMERİKA’YI SEVECEK Mİ?

Türkiye yıllardır Amerikan emperyalistleri tarafından sömürülür. Sömürülmekle kalmaz, işbirlikçi yöneticilerin geçit vermesi ile birlikte Amerikan emperyalistleri Türkiye topraklarında dağı taşı tesis, en stratejik yerleri de askeri üs haline getirir. Hiç kuşku yok ki, bu üs ve tesislerde Amerikalılar dünya halklarının başına çorap örmek için her yolu kendilerine hak görür ve dünya halklarının canına okumak için elinden geleni geriye koymaz. Sovyetler yıkılmadan önce Türkiye’deki üs ve tesisler, SSCB’ye karşı bilinen karşı devrimci çalışmaların uç beylikleri gibi kullanılarak Türkiye topraklarından Türkiye’nin komşularına düşmanlık pompalanır. Dönemin komünizm karşıtlığından dolayı gözü dönmüş işbirlikçi yöneticileri ise; bu gerçekleri Türkiye halkının gözünden saklamak için “üs yok, tesis var” açıklamaları yaparak gerçekleri tersyüz edip Türkiye halkının gözüne kül üfürerek durumu idare ederler.

Ne var ki sonuç değişmez. Amerika’nın dünya halklarına olan düşmanlığı ne kadar gizlenilmeye çalışılırsa çalışılsın gizlenemez ve Türkiye halkının yüreğinde ve beyninde Amerikan karşıtlığı her geçen gün daha da büyüyerek maddi bir gerçeklik kazanır. Bu gelişmeler hem Amerika’yı hem de onların bir dediğini iki etmeyen işbirlikçi yöneticileri korkutur. Bu yüzden de Türkiye’de yükselen ABD karşıtlığından ürken Amerikan yetkilileri sık sık işbirlikçi yöneticilerin kulağını çekerek bu Amerikan karşıtlığının önlenmesini ister.

Bu yüzden iyice darda kalan işbirlikçi yöneticiler; Amerika’yı Türkiye halkına sevdirmek için insanın içinin kaldıramayacağı yollara başvurmaktan asla çekinmezler. Çünkü; gelişen Amerikan karşıtlığı eylemliliğinden sermaye güçleri de paylarını alacaklarını iyi bildikleri için hemen eyleme geçerek bir dizi yaptırımlara girişirler. Bütün bunlara karşın, ülkemizde bu oyuna dinci gericiliğin dışında kimse gelmez. Bu dinci gericiliğin başını ise Nakşi tarikatının Amerika’da beslenen Fetullah Gülenciler çeker. Fetullah Gülenciler ki ülkemizin her köşesinde örgütlü durumdadırlar. Üniversitelerde ablalar, ağabeyler beslenilerek geniş bir propaganda yürütülür. Öğretim görevlileri, sanki Cumhuriyet Türkiye’sinin üniversitelerinde değil de bir şeriat ülkesinde görev yapar gibi davranarak öğrencileri çağdışı görüşler doğrultusunda etkilemeye çalışırlar, etkilerler de. Çünkü bu aydınlık ve emek düşmanlarının ellerinde çok büyük olanaklar bulunmaktadır. Bu olanaklarda gerici zihniyeti örgütlemek için sonuna kadar kullanılır.

Dün, her Cuma namazı çıkışında cami önünde gösteri yapan bu takım, her nedense bu eylemliliklerinden birdenbire vazgeçiverirler ve terbiyelerini takınıp uslu uslu kalmayı yeğlerler. Çünkü emir büyük yerden gelmiştir. Emir; emperyalizm beslemesi Fetullah Gülen’in emridir ki, demiri keser ve gösterilerde bıçak gibi kesiliverir. Doğal olarak bu zatı muhtereme de emir; vahi mi desek yoksa Amerika’dan gelmektedir.  Çünkü ABD emperyalizmi bölgemizde emperyalist çıkarlarını korumak için ılımlı İslâm formülü altında bir yönetim biçimini uzun süredir işlerliğe koymuş bulunmaktadır. Türkiye bu bağlamda Amerika’nın deney laboratuarı olarak kullanılmakta olup, AKP de siyasi erke bu anlayış çerçevesinde oturtulmuştur. AKP, bu yüzden Amerikancılığın şampiyonluğunu yapmaktan asla utanç bile duymaksızın yoluna devam etmektedir. Ülkemizin en temel sorunu bile; gerçekte ülkemizin düşmanı olan Amerika’ya danışılmadan ele alınmamaktadır. Ekonomik, politik, sosyal ve kültürel ne yapılacaksa işin içinde Amerikan emperyalistlerinin parmağı olmalıdır diye düşünülmektedir.

Türkiye hiç kuşku yok ki, uzun zamandır Kürt sorunu ile karşı karşıyadır ve bu sorunun içinde ise başta ABD emperyalistleri olmak üzere diğer emperyalist ülkeler vardır. Başta Amerika olmak üzere bölge haritasının yeniden çizilmesinden yanadırlar. Çünkü çıkarları bunu gerektirmektedir. Bu yüzden de Kuzey Irak’ta kukla bir Kürt devleti kurulması bu çevrelerin işine gelmekte, bu doğrultuda her türlü yöntem sonuna kadar destek görmektedir. Genel olarak; Kürtler de bu politikalara çoktan yatmış olup dost düşman belirlemesinde dün yanıldıkları gibi bugünde yanılmakta bindikleri dalı kesmektedirler. Oysa Türk halkının da Kürt halkının da ortak düşmanı aynıdır. Bu yüzden de silahlar ortak düşmana çekilmesi gerekirken tam tersi yapılarak iki halk bilinçli bir şekilde birbirlerine düşman edilmektedir.

Şu an ülkenin başında ayarı bozuk AKP iktidarı vardır. Recep Tayyip Erdoğan’sa bu dümenin başındaki adamdır. Ülkemiz tarihinde olmadığı kadar bize ters gelen; olay ve olguları bu Tayyip bey ve şürekası ile yaşanmaktadır. Kuzey Irak dağları bombalanmadan önce bay Tayyip Bush denilen katilin yanına gitmiş ve sınırları çizili görev belgesi ile geri dönmüştür. Söylenenlere bakılırsa Amerika Türk ordusuna istihbarat verecek ve bu istihbarat doğrultusunda da PKK’nin üsleri yerle bir edilecektir. Yani danışıklı dövüş denilen bir operasyon uygulamaya konulmuştur. Satılık medya ise savaş haberlerini ballandıra ballandıra vererek PKK’nin inlerinin yerle bir edildiğini sık sık haber yapmakta kafaları karıştırmaktadır. Onlara göre bu olanağı veren Amerika’ya şükran duyulmalıdır. Oysa bombalanan PKK üslerinde PKK’li var mıdır yok mudur kimsenin sorguladığı yoktur. Bağıra bağıra başlatılan operasyon öncesinde o dağlarda kimsenin kalmayacağının bilinmiyor olması düşünülemez. Bununla birlikte bu operasyonların bir şeye hizmet ettiği de işbirlikçi AKP’ce iyi bilinmektedir. O da Türkiye halkının gözünde iyice sıfırı tüketen Amerika’nın yeniden prestij kazanmasının sağlanmasıdır. Yani operasyonlar neredeyse salt bunun için yapılmaktadır.

Bu operasyonlar sürerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da yakın izlemeye almak çok önemlidir. Bay Tayyip, Bush’la telefon konuşması yaparak bir anlamda askeri bir sözcükle tekmil vermeyi de ihmal etmemektedir. Öte yandan da Rusya Devlet Başkanı Putin’le telefon görüşmesi yaparak birden önemli bir kişiliğe sahip olduğunu kanıtlamaya yeltenmektedir ki, bu davranışların ipe sapa gelir bir yanı bulunmamaktadır. Bütün bunlara eleştirel bir gözle bakarken sayın cumhurbaşkanı Gül’ü de unutmamak gerekir. Gül’ün her ne kadar makamı değiştiyse de daha önce başlatılan Amerikan işbirliği titizlikle bunların elinde sürmektedir. Nitekim; Amerika’ya gitmek ve Tayyip’in yarım bıraktığı boyunduruk anlaşmasını ise Bush’la bir kez daha görüşerek Abdullah Gül sağlamlaştırmayı düşünmektedir.

Son olarak Amerika’yı aklama kervanına CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’da; “Amerika gerçeği gördü”  diyerek katılmış bulunmaktadır. Yani burjuva temsilcileri Türkiye halkının Amerika’yı sevmesi için bir kampanya başlatırlarsa buna kimse şaşırmamalıdır. Ancak bir gerçekte asla unutulmamalı Amerika Türkiye emekçi halkının hedef tahtasından asla indirilmemelidir. Kim ki, Amerikancı bir tutum takınır soluğu kesilmeli uşaklığın hesabı ondan mutlaka sorulmalıdır. Bu konuda sosyalistler şerbetlidir şerbetli olmasına ya sol adına çıkıp; “Amerika’nın her yaptığı da kötü değildir” diyenlerin de kulağından tutulup teşhir edilmesi gerekir. Çünkü; Amerikan karşıtlığında dünya halklarının da Türkiye halkının da çıkarları sayılamayacak kadar çoktur. Oyun bozulmalıdır. Yazılan yazılar yırtılıp atılmalı Amerikan emperyalizmi de işbirlikçileri de ülkemizden defedilmelidir. Sol memesinin altındaki cevahirleri kararmayanları, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak göreve çağırmak hakkımızdır ve göreve çağırdıklarımız bizimle bağ mutlak kurmalıdırlar.


İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

[- Sayfayı yazdır - ]


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA