turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SANDIK RİSKİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 KASIM 2015

Bu solcu takımı hem seçimleri önemsemez hem de seçimlerde küçücük bir başarı için öyle bir yırtınır ki, şaşırır kalırsınız. Bu gibi yapılara sorarsanız seçim de neymiş der çıkarlar. Seçimi bir aldatma olarak görürler ve işlerinin devrim yapmak olduğunu ballandıra ballandıra anlatırlar. Anlatırlar da onlar anlattığı için ne devrim olur ne de küçücük bir değişim. Allahtan sahaya HDP çıktı da bir ölçüde de olsa bu palavralardan kurtulduk. Bugün HDP bileşenleri içinde yer alan birçok örgütten seçimlere burun kıvıran o kadar çok örgüt gördük ki, bir türlü bu arkadaşlara olması gerekeni anlatamadık. Oysa ne oldu? HDP seçimlere girdi, üstelik de sınıfsal analizlerden yoksun halkçı söylemlerle seçimlere burun kıvıran bütün örgütleri seçimci yaptı çıktı.

Bu yapılar HDP'nin taktik ve stratejilerini yaşama geçirmek için öyle canla başla çalıştılar ki, doğrusu bizleri de şaşırtmadılar değil. Salt "Büyük İnsanlık" saptaması ile tavlanıp oyları alınmak istenen çevrelere öyle yüceltici propagandalar yapıldı ki, bunun yerine SOSYALİZM anlatılsaydı inanıyorum ki kitleler üzerinde etkisi az buz olmazdı. Ama olsun madem "Büyük İnsanlık" la aynı gemideyiz, yeter ki gemi batmasın da ne olursa olsun.

7 Haziran seçimleri ile 1 Kasım seçimleri arasında beş altı gün farkla 5 ay gibi kısa bir süre var. Bu kadar kısa sürede nasıl olmuştur da HDP'nin oyları neredeyse %10 barajının altına düşme noktasına gelmiştir dersiniz? Bu kadar kısa süre içinde HDP'ye oy veren seçmen hangi saiklerle saf değiştirip AKP kervanının arkasına dizilmiştir? Üstelik AKP iktidarı barış ortamını bozmuş ve savaş ortamına geçmişken Kürt oyları niye kemikleşmemiş de gerisin geri AKP'ye dönerek yeniden AKP'nin eridiği illerde AKP'ye bir diriliş umudu kazandırmıştır? Yoksa ortada danışıklı bir dövüş mü söz konusudur da Recep Tayyip Erdoğan'ın politikaları tutmuş ve PKK'da silahlı mücadele yolunu seçerek çatışmayı tırmandırdıkça tırmandırmıştır? Bu gerçekleri okumaya çalıştığımızda epey zorlandığımızı söylemek istiyorum. Çünkü PKK ve HDP, AKP'nin yeni stratejisini boşa çıkaracak politikalar gütmesi gerekirken tam tersini yapmıştır dersek yanılmış olmayız. Hendekler kazılmaya devam edildi. Özerklik açıklamaları peşpeşe geldi. Güvenlik güçlerine yönelik saldırılar arttıkça arttı. Sonucu ise Batı illerinde AKP yeniden bir tırmanışa geçmekle kalmadı, Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde de oylarını arttırmayı başardı.

Aslına bakarsanız söylemek istediğim şudur; politik tespitlerinizin altı boşsa yani yığınların doğru dürüst sınıfsal analizini yapmadan her kesimi bir torbaya doldurarak politika yapıyorsanız oyların yansıması da bu gerçeğe paralel olarak gelişli gidişli olacak, HDP oyları Kürt milliyetçiliğinin dışında kalıcılaşamayacaktır. Kaldı ki, Kürt milliyetçi oyların bile hiç ama hiçbir garantisi yoktur. Bir başka grup çıkar milliyetçiliğin alasını yaparsa hop oylar o tarafa da gidebilir. Madem kendilerine sosyalist diyen HDP bileşenleri HDP hareketine sosyalizan bir renk veremeyecek sadece ve sadece Kürt ulusal kimliği arkasından sürüklenecekse ki, olanlar budur, bu kadar yırtınmaya ne gerek vardır ki, bu örgütler; gecelerini gündüzlerine katıp Kürt ulusal hareketinin arkasında bir vagon olmayı kabullenmişlerdir? Yoksa ortada başka hesapla var da biz mi yeterince görememekteyiz.

Özetle; bu andan başlayarak Kürt partisi konumundan milim değişiklik göstermeyen esasen göstermesi de olanaksız olan HDP olmazsa yerine kurulacak yenileri hep baraj sorunu yaşayacak birçoklarına ise barajı geçip geçememek AKP'ye yarama ya da yaramama hesapları yaptırmaya devam edecektir. Bunun yerine HDP bugüne kadar dişe dokunur barajın kaldırılması yönünde ısrarlı bir çalışmaya bile imza atmamışsa bunun sonucunu varıp yine kendilerine sosyalist diyenler düşünmelidir. Sandık riskiyle yatıp kalkan bir HDP diken üstünde olmaktan yakasını asla kurtaramayacaktır. Sınıf pusulasından yoksunluk, politikalarını özgürce belirleyemeyen bir HDP mecliste sayısını 80'e çıkarır bir işe yaramaz. Bu sayı 59 ve daha aşağıya indiğinde ise hiç işe yaramaz. Gerçek 7 Haziran seçimlerinden hemen bir gün sonra basireti bağlanmış politikaların içinde gizlidir.

MHP'ye gelince; bize sorarsanız MHP, ülkemizde Kürt sorunu olmasa ve PKK'nın ülke genelinde yarattığı olumsuzluklar yaşanmamış olsa %3-4 oy oranını bile zor bulacak bir partidir. Çünkü bu parti ta geçmişinde Türk-İslam senteziyle şekillendirilmiş ve tarikatların etki alanında salt milliyetçiliğin ekmeğini yemek üzerinde kendisini var etmeye çalışan bir partidir. Geniş halk yığınlarının ekonomik, demokratik, sosyal sorunlarıyla ilgili dişe dokunur ne bir söylemi vardır ne de bir derinlemesine çalışması. Bu partiyi bizler şoven bir duruş sergilemek için sokaklarda sadece "Ya Allah bismillah Allahü ekber" tekbirlerinden tanırız. Bu partiyi bizler aynı zamanda bazı provokasyon girişimlerinden biliriz. Orada burada bir yerlere saldırı, hem de bu saldırıları AKP'nin tabanı ile birlikte yaparlar. Bu yüzden de MHP'nin geçmişte kendisini komünizm karşıtlığında ifade etmesinin bir tek nedeni vardı o da ABD ve emperyalist dünyanın çıkarlarına hizmet etmek. Bugün bu neden ortadan kalktığı için MHP'nin politikası gelip Kürt karşıtlığına kilitlenmiştir. Eğer Kürt sorunu çözülmüş olsa MHP sağın faşist ve aptal şaşkını olarak uçlarda bir yerde gezinip durmanın ötesinde bugünkü tabanının onda birine bile ulaşamayan bir parti olarak kalacaktır.

Bu partinin %4,5 civarında bir oyu 5 ay içinde salt AKP, PKK'ya operasyon çekiyor diye oraya kaymışsa durum gerçekten de düşündürücüdür. Ayrıca MHP tabanı uzun zamandır iktidar olamamak yüzünden iktidar nimetlerinden de uzaktır. Bu iki şey yan yana geldiğinde MHP'nin erozyonu da kaçınılmaz olmaktadır. Sonuç olarak MHP'nin sandık riski taşımadığı hiçbir dönem olmamıştır. Bundan böyle de MHP çok önemli bir şey olmazsa sandık riskiyle yatacak, sandık riskiyle kalkacaktır.

Biz sosyalistlerin işi ise her ortamı lehimize çevirmek için değerlendirmektir. Gerçekler o denli direngendir ki, gerçekleri kim hafife alırsa bilinmelidir ki altında kalacaktır.

Sosyalizm gibi bütün dünya işçi ve emekçilerinin gerçek kurtuluşu olan bir öğretinin bile yığınlar içinde yeterince taraf bulamamasının nedenlerini de doğru okuduğumuzda kaynağının büyük ölçüde sosyalizm için mücadele verdiklerini savlayan örgütler olduğunu hiç aklımızdan çıkarmamak koşuluyla.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA