turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 KASIM 2015

Dün, Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandılar. Neymiş efendim, MİT TIRLARI ile ilgili haber yapmışlarmış da devletin şununu, bununu ifşa edip casusluk etmişler ve bilmem ne illegal örgütleriyle bağlantıları varmış. Bu söylenenlere bakıldığı zaman aklımıza kurt-kuzu öyküsü geliyor. Bu yaşanan olayın neresini tartışıp neresini konuşacağız? Bu konuda Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması öylesine açık ki, suçlu olsan ne yazar olmasan ne yazar. Bir kez bu haberler gerçekleri ortaya çıkardığı için adamın tepesi atmış. Ne diyor? Her şeyi diyor da sözünün sonunda da; bu işin peşini bırakmayacağını söylüyor.

Dün, iki gazetecinin dostları, arkadaşları, siyasiler ve sevenleri adliyedeydiler.

Bu iki gazetecinin arkasında olduklarını belirten demeçler verildi. Bu iki gazeteciye yönelik yaptırımlar eleştirildi. Sonuç; iki gazetecinin de bileğine kelepçe vuruldu ve doğru cezaevini boyladılar.

Doğal olarak tabi ki de çeşitli çevreler tepki koyacak, haksız uygulamaları eleştireceklerdir. Tabi bunu herkes göze alamaz da en azından alanlar insanlık borçlarını yerine getirecek ve diyeceklerini diyeceklerdir. Peki, söylenecekte değişen bir şey olacak mı? Yeminle söylüyorum değişen hiçbir şey olmayacak. Bu ülkede hukuk yine ayaklar altına alınacak, bu ülkede yine hukukun üstünlüğünü gözeterek düşünen ve karar veren savcılar ve yargıçlar değil de kendilerine verilen talimatları uygulayan sözüm ona yargı mensupları olacak. Yani yaşadıklarımız işin özüne değindir.

Ülkemizde AKP iktidarı ile birlikte var olduğu düşünülen hukuk kuralları altüst edilip rafa kaldırıldı. Çıkarılan yasalarla ülke hukuk devleti olmaktan çıkarılıp yasa devleti haline getirildi. Bu durumda da kim direksiyonun başındaysa onun dedikleri olmaktadır. Türkiye tamın tamına 13 yılı geçkin bir süre içinde değiştirile değiştirile bilerek, istenerek bu noktaya getirilmiştir. Artık birileri için demokrasiymiş, insan haklarıymış, hak ve özgürlüklermiş, basın özgür sansür edilemezmiş sen onu külahıma anlat haline gelmiş.

Bütün gidiş işaretleri bu yöndeyken; bakın, belirtileri var demiyorum her şey apaçık ortadayken 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde kendilerini demokrasi güçleri arasında görenlerin tutum ve davranışlarını bir masaya yatırırsak; hak edilmediği düşünülen yaptırımlarla nasıl karşı karşıya geldiğimizi de bütün çıplaklığı ile anlarız. Özellikle; AKP'nin 1 Kasım seçimlerinde %49,5 oy alarak 317 milletvekili çıkarıyor olmasını iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.

İrili ufaklı onca sol ve sosyalist hareket ve de Türkiye'nin demokratikleşmesinde önemli rol oynaması gereken CHP'nin ortada olan gerçekleri iyi değerlendirmediğini söylemeden geçemeyiz. Eğer dün yaşadıklarımız doğru değerlendirilse ve faşist diktatörlük gerçeği salt bir eleştiri sözcüğü olarak değil de maddi bir gerçekliğe bürünmüş olduğu görülseydi inanıyorum ki, AKP karşısında daha önemli bir başarı elde edilebilirdi. İlericiler, devrimciler, sosyalistler önlerine çıkan her fırsatı bu kadar kolay bir kenara itme alışkanlığından vazgeçmezlerse ki vazgeçmiyorlar, inanıyorum ki yaşadıklarımızın misliyle karşılaşmaları kaçınılmaz olacaktır oluyor da.

Şu; Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmış olması hani yanlış hesap Bağdat'tan döner hesabı bir tutuklama değildir. Bu tutuklama hem bir savcının ya da ne bileyim görevli bir mahkemenin duygusal hezeyanları da değildir. Eğer öyle olsa bir üst mahkemeye başvurulur ve hesap Bağdat'a da gitmeden düzeltilebilir. Ancak bu uygulamalar bilinmelidir ki doğrudan ülkemizdeki rejimle ilgilidir. İçinde bulunduğumuz rejimin artık adı doğru konulmalı, ona göre bir tutum ve davranış sergilenmelidir. Var olan ortamda parlamento işlevsizdir. Parlamentoda muhalefetin esamisi okunmayacağı gibi esasen bazı partiler için parlamentonun esamisi okunmuş okunmamış önemi de yoktur. Bugün 59 milletvekili ile HDP parlamentoda bir hiç konumundadır.

40 milletvekili ile MHP, Rus uçağının düşürülmesi ile ilgili olarak Bahçeli'nin verdiği demeçten de anlaşılmıştır ki, MHP artık açıktan açığa AKP'nin aksesuarı konumundadır. CHP ise şimdilik kendi içinde bir Genel Kurul çabası içindedir onun çabaları da parlamentoda AKP'yi dizginleyecek konumdan çok ama çok uzaktadır.Hal böyle olunca diri ve atak demokrasi güçlerine çok daha önemli görevler düşmektedir.

Unutmayalım ki, Berat Albayrak'ı Enerji Bakanı yapacak kadar gözü kararmış bir iktidarın karşısında parlamentoculuk oynayarak ya da oynaşarak bir mevzi kazanılması asla söz konusu olamaz.

Böyle olunca da tonganın altına bugün Can Dündar ve Erdem Gül gider, yarın bir başkası, bir sonrasında da sıra herkese gelebilir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA