Turgut Koçak

turgut.kocak@hotmail.com

06.Ocak.2008 

TERÖR BAŞKA TÜRLÜ NASIL OLUR?

Bundan önce pek çok olayda olduğu gibi, Diyarbakır’ı kana bulayan bu son bombalı saldırı olayını da partimiz şiddet ve nefretle kınamaktadır. 5 kişinin ölümüne, yüze yakın kişinin yaralanmasına neden olan bu olay hemen herkesi düşündürmeli; kıvırmadan, herhangi bir gerekçe gösterilmeye çalışılmadan doğrudan bu eyleme imza atanlar, salt suçlamakla kalınmamalı  aynı zamanda da toplumdan tecrit edilmeleri için çarpıcı bir öğretisel ve örgütsel çaba harcanmalıdır. Çünkü bu ve benzeri eylemlere sıcak bakmanın ve içinde devrimci öz aramanın olanağı olmadığı gibi, devrimcilik adına küçücük bir kırıntıya bile rastlamak olası değildir. Kim olursak olalım, hangi örgütsel yapıya yakınlık duyarsak duyalım yaşanılan bu olay asla gözardı edilecek bir olay değildir. İlericiler, devrimciler ve sosyalistler sürekli olarak bu tür eylemlerin bedelini ödemek durumunda kalmışlar, bu yüzden neredeyse yığınların gözünde dibe vurmuşlardır.

Gerçekler direngendir. Yıllardır bu ve benzeri eylemlerle ayakta durmaya çalışan ve yandaşlarına var olduklarının ve savaşım verdiklerinin iletisini vermek isteyen bu tür örgütlerin acımasızlığı bir yana, yol yordam olarak da solculukla karıştırılmaması gerekir. Dünden bugüne birçok sol örgüt ne yazık ki, benzeri eylemleri savunan ve gerçekleştiren hareketlerden değil uzak durmak, onların kuyruğuna takılmaktan da kendilerini alıkoyamamışlardır.  Açıktan açığa emperyalist odaklardan umar uman kimi hareketlerin  tutum ve davranışlarını bile görmezden gelerek eleştirmemek, üzerine gitmemek hangi kaygılarla olursa olsun ilericilikle, devrimcilikle ve sosyalistlikle ilişkilendirilemez. Aksine ilericiliğimizi, devrimciliğimizi ve sosyalistliğimizi yığınların gözünde paslı nal parçası gibi değersiz  kılar ki, bu da oturup üzerinde düşünülmesi gereken en önemli şeydir.

Böylesi eylemleri ülkemize de sıçratmak ve ülkemizi tıpkı Irak gibi belirsizliğin içine sokmak isteyen  uluslararası güçler olduğunu  asla akıldan çıkarmamak gerekir. Daha önceki olaylarda olduğu gibi Diyarbakır’daki saldırı olayında da bazı taşeron olarak kullanılmış örgüt ya da örgütlerin bulunduğunu unutulmamalıdır. Bugün bölgemiz, yıllardır ABD emperyalizminin yürüttüğü politikalar nedeniyle bilinçli bir şekilde bu ortama uygun hale getirilmiş olup, suç odaklarının birbirlerine zincirleme olarak bağlı olduğunun şifresini doğru okumak gerekir.

Ne yazık ki şu an işbaşında bulunan AKP hükümetinin bu şifreyi doğru okumasının içinde bulunduğu koşullar gereği olanağı yoktur. Kısaca değinip geçersek; bu hükümet tarafından eli kanlı Amerikan emperyalizmi “anlık istihbarat” olarak bilinen sözde bilgi alışverişiyle aklanmaya ve ülkemiz insanlarının gözünde temize çıkarılmaya çalışılmaktadır. Oysa bölgemizde Amerika’nın ülkemiz aleyhine rolü çok iyi bilinmesine karşın, sınır tanımaz işbirlikçiler, gerçekleri tersyüz ederek halkı kandırmaya bütün güçleriyle devam etmektedirler.

Ülkemizde yaşanan terör olaylarının asıl nedeninin Türkiye sermaye güçleri olduğunu asla atlamaksızın olayların üstüne gitmek ve yığınların bilinç ve kararlılık kazanmasını sağlamak biz sosyalistlerin boynunun borcu olmalıdır. Çünkü kapitalist-emperyalist sistemin kendisi bizzat terörden beslenmekte ve doğası gereği teröristtir. Dolayısıyla Diyarbakır’da yaşanan terör eyleminin arkasında kim ya da kimlerin olduğu, adresin nereye çıkacağı doğru saptanmalıdır. Yapılan eylemi doğrudan PKK sahiplense bile sonuç asla değişmeyecek; yukarıda sözünü ettiğimiz  güç odaklarıyla olan bağlantılar olsa olsa sis perdesinin arkasına itilmiş olacaktır. Hiç kuşku yok ki, biz bu görüşleri dile getirirken PKK’nin bu ve benzeri eylemleri yapmadığını yapmayacağını söylemiyoruz. Aksine bu eylemlerin bağlantılarına işaret ediyoruz.

Resmi demeçlere bakılırsa; iyice köşeye sıkışmış olan terör örgütü PKK, son çırpınışlarının gereği bu eylemlere yönelmiş bulunmaktadır. Bu demeçler çok basit bir değerlendirme olup, bugüne dek sayısız kez resmi ağızlardan dinlemiş olduğumuz  demeçlerdir ki, işin özüne yönelik olmayıp doğrudan dün olduğu gibi bugün de halkı kandırmaya alışık olanların yöntemidir. Doğrular çok yönlü ilişkilerde ve çıkar bağlarıyla iç içe geçmiş güç odaklarının insanlık düşmanı politikalarında aranmalıdır. Ki, aranırsa kesinlikle de bulunacaktır.

Sonuç olarak Diyarbakır’da yaşanan bu insanlık düşmanı bombalı saldırı tartışmaya yer bırakmayacak denli açıkça  terör eylemi olup, açıktan açığa kınanması gereken bir vahşettir. Yukarıda da dile getirdiğimiz gibi bu eyleme karışanlar her kim olurlarsa olsunlar kınanmalı ve tecrit edilmeleri için gerekli savaşım kararlıca yürütülmelidir. Sol ve sosyalist kesimlerde ezilen ulusun milliyetçiliği ile ilgili değerlendirimler yapılırken hep hoşgörüyle karşılanması gerektiği yönünde düşünceler ileri sürülmüştür. Şimdi görüyor ve anlıyoruz ki, milliyetçiliğin ister ezilen ulus ister ezen ulus bağlamında olsun savunulacak bir yanının olmadığı bütün çıplaklığı ile ortadadır. Bu nedenle; bir kez daha, sosyalist bir dünya görüşüyle milliyetçiliğin mahkum edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü; bugün Diyarbakır’da yaşanan terör saldırısını besleyen Kürt milliyetçiliğidir. Bizim bu görüşümüze  Türk milliyetçiliği diye karşı çıkacaklar olduğunu biliyoruz. Bu konuda bizim görüşlerimiz nettir. Asıl bu konuda görüşleri net olmayanlar kendilerini gözden geçirmelidirler diye düşünüyoruz.

Diyarbakır’da yaşanan saldırıyı Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak şiddet ve nefretle kınıyor, bu eyleme sıcak bakan herkese; ‘TERÖR BAŞKA TÜRLÜ NASIL OLUR’ diye soruyoruz.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

[- Sayfayı yazdır - ]


GİRİŞ SAYFASI

ANA SAYFA