turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİCİLİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

8 ARALIK 2015

Sosyalistler sayıları az, örgütsel olarak güzsüz olsalar da toplum katında saygınlıkları güç oranı ile ölçülemez. Ölçülemez çünkü sosyalistler insanlığın nihai kurtuluşu olan sömürüsüz, adaletli, eşitlikçi ve özgür bir toplum için mücadele ederler. Bu yüzden de etki alanları oldukça geniştir. Ancak sosyalistler karşılarında örgütlü ve toplumun nasıl yönetileceğinden çok nasıl güdüleceğini bilen bir sermaye sınıfının varlığını da iyi hesaplamak zorundalar. Eğer sosyalistler burjuvazi ile burjuvazinin minderinde güreşmeyi sürdürürlerse haklı savaşlarını da erinde gecinde büyük bir hüsrana uğrayarak yitirirler.

Nitekim bilindiği gibi Nikeragua'da Sandinistler savaşarak iktidarı ele aldılar. Sandinistler ve Sandinistlerin lideri ile ilgili olumsuz görüşler ileri sürüldüyse de yine de Sandinistlerin iktidarı mücadele ederek almaları önemli bir olaydı. Devamında ise Sandinistler savaşarak aldıkları iktidarı burjuva demokrasisinin sihrine kapılarak ve burjuva anlayış çerçevesi içinde seçim yarışına girerek iktidarı kaybettiler. Kaybetmekle kalmadılar; solcu ve sosyalistlerin toplum katındaki prestijleri de yerle bir oldu. Burada kazananlar elbette Nikeragua'nın alışılmış sömürücü kesimleri olmakla birlikte asıl kazananı ise ABD ve emperyalist/kapitalist sistemdi. Şu an ilericiler, devrimciler ve sosyalistler Nikeragua ile ilgili tek şey yazıp çizmiyor ve dünden bugüne mücadele yürütenlerin izlerini sürmüyorlarsa bunun nedeni yukarıda belirttiğimiz zaafların yol açtığı sonuçtur.

Şimdi gelelim Venezuela'ya. Bilindiği gibi Venezuela Hugo Chavez'in önderliğinde toplumu hareketlendirerek ve sömürücü kesimlere karşı uzun soluklu ve yılmaz bir savaşım vererek milyonların sevgisini ve saygısını kazandı. Ülkesinde sosyalizan dönüşümler yapmakla kalmadı aynı zamanda da yüzlerce yıldır insan yerine konulmayan Venezuela halkının silkinip kendisine gelmesini sağladı. Chavez bu dönemde başta Küba ve Küba'nın efsanevi lideri Fider Kastro ile yüksek düzeyde ilişkiler kurarken diğer yandan da emperyalist güçlerin karşısında konumlanmış olan ülkelerle daha yakından ilişkiler yürüttü. Doğal olarak Hugo Chavez'in halk nezdinde gördüğü kabul nedeniyle girdiği her seçimden güçlenerek çıkmasının anlaşılmayacak bir yanı yoktu. Sonra Hugo Chavez hastalandı ve yaşamını yitirdi. Hugo Chavez'in yerini alan Nikolas Maduro bir işçi lideriydi ve elbette Chavez gibi etkili ve prestijli değildi. Üstelikte Venezuela'da iktidar daha Chavez yönetimi bile doğru dürüst oturmamışken seçimlerle belirlendiği ve burjuva anlamda seçim yöntemlerinin geçerli olduğu Venezuela'da Nicolas Maduro seçimleri yitirdi ve 17 yıllık iktidar böylece sona ermiş oldu. Seçimleri liberal eğilimli Henrique Capreles Radonski 167 sandalyeden 99'unu alarak kazandı, sosyalistlerse ancak 46 sandalye kazanabildiler.

Şimdi yukarıda yaşanmış olan iki örnek önemli bir örnektir. Yıllarca sosyalistler mücadele edip canları pahasına mücadeleyi kazanıyorlar ve bir de bakıyoruz ki, burjuva minderinde güreşe tutuşulmuş ve yenilgi de kaçınılmaz olmuştur. Bütün bu yaşananları dikkatlice değerlendirirsek uluslararası güçlerin işbirlikçileri seçim meydanlarında kazaen kaybetseler de seçimleri kazanma konusunda yüksek bir becerileri vardır. Çünkü bu güçler toplumu her türlü hile ve hurda ile kandırarak gözlerini boyamakta ve rahatlıkla yığınların oyunu alarak seçimleri kazanma konusunda zorlanmamaktadırlar.

Sonuç olarak Venezuela'da yaşananlar da bundan ibarettir. Eğer siz sosyalistseniz, ilk iş her türlü gerici ve halk düşmanı güçleri tasfiye edecek sosyalist dönüşümleri ise hızla geniş halk yığınlarının gereksinimlerini gözönünde bulundurarak gerçekleştireceksiniz. Yok, eğer iki arada bir derede duruyorsanız kaçınılmaz sonu yaşamamanız için hiçbir neden yoktur. Bizim ülkemizde de sosyalistler seçimlere girmekte, seçimleri kendileri açısından bir propaganda maksatlı olarak düşünmektelerse de gerçekler daha çok halkın gözünde sosyalistlerin bir umut olmadığı yolunda daha bir etki bırakmaktadır.

Evet, Güney Amerika ülkelerinin halklarının yüzünü sola ve sosyalizme döndüğü bir gerçek idi. Ancak bu kazanımın bir iki seçim sonra tersine dönmüş olması da bir o kadar gerçektir.

Bu arada gerçek solun yükselişini durdurmak için Yunanistan'daki Syriza'yı da unutmamak gerekiyor.

Çünkü Yunan halkı bir kez daha Syriza üzerinden solu aklından silmesi için sınava sokuldu içeride ve dışarıda sermaye güçleri başarılı oldular.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA