turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUGÜN YILIN İLK GÜNÜ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

1 OCAK 2016

Ülkenin büyük bir bölümü kar altında. Ülkenin büyük bir bölümünde acı var, kan ve gözyaşı var. Ülkemizde ve dünyamızda sömürü dizboyu. İnsanlar sömürülüyor, eziliyor, özgürlüklerinden ediliyor, olmadı öldürülüyor. Eli kanlı emperyalist/kapitalist sistem dünyanın mazlum halklarına o ülkelerin işbirlikçi çeteleriyle ortaklık kurup kan kusturuyor. Bir de bakıyorsunuz ki işbirlikçiler kan eme eme patlama noktasına gelmiş, keneler gibi şişmişler. Bu yüzden de halkı hep uyutmak ve halkın sırtından inmemek için olmadık yalanlara başvurmanın ve bu konuda uzmanlaşmanın şahı olmuş durumdalar.

Ama işte gördüğünüz gibi hiçbir şey sonsuza dek sürüp gitmiyor. Bir de bakıyorsunuz ki, halka zulüm yapanları alkışlayanlar kayıp bir yıldız gibi sönüp gitmişler. Hem de geriye söndüğü halde parıltısını bile bırakmadan yok olup gidin bir yıldız gibi. İnanın ki bu gibileri başkaları görmez görmesine de en yakınları bile bir gün bilemedin iki gün anımsar sonra da onları bir daha ne anımsayan olur ne de sevgiyle anan.

Biliyorsunuz, Soma'da kömür işçilerinin tepesine maden çökmüştü de 301 işçimiz yaşamını yitirmişti. Sonra onların acısı ülkenin dörtbir yanını sardı. Nasırlanan vicdanların nasırı sıyrıldı ve milyonlarca ülkemiz insanı onların acılarını paylaştı. Bu ocağın sahibi AKP'ye yakınlığı ile bilinen bir kişiydi. Bu yüzden de Yakınlarını yitirenlerde AKP'ye tepki büyük oldu. Oraya giden bakanlar halkın karşısına çıkamadı. Recep Tayyip Erdoğan kalabalıklardan yakasını zor kurtardı da birçok madenci ve yakını, demokratik kurum ve kuruluşların üye ve yöneticileri iktidarın şiddetiyle karşılaştılar. Hele bu şiddetin biri vardı ki uzun süre yazıldı çizildi ve de hiç unutulmadı. Recep Tayyip Erdoğan'ın özel korumalarınca bir madenci yere yıkılmış, tekmelenirken Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanlarından Yusuf Yerkel fırlamış ve madenciye tekme üstüne tekme savurmuştu. İşte bu çok konuşulan tekme için Akit Gazetesi'nin yazarlarından sözde gazeteci Hasan Karakaya konu ile ilgili şöyle demişti.

"AYAĞINA SAĞLIK"

İşte bu sözleri söyleyen Hasan Karakaya Umre'de Recep Tayyip Erdoğan'ın peşinden yelerken Medine'de bir kalp krizi geçirmiş ve yaşamını yitirmiş. Bu gazeteciyi aynı hamurdan gelenler göklere çıkarabilirler ve de ona hak etmediği törenler düzenleyerek cenazesinde helallik de isteyebilirler. Ancak bizler "ölülerin arkasından konuşulmaz" kültürünü dikkate almıyor ve diyoruz ki, hak eden için önünden arkasından her söz söylenir. Yoksa bu gibilerin yedikleri her nane yanlarına kâr kalır ki, işte buna gönlümüz razı olmaz. Ve dahi sağlıklarında hangi makam sahibi olurlarsa olsunlar bu gibilerin sağlıklarında da, ölümlerinden sonra da hakkında konuşmaktan asla tereddüt etmeyiz.

Hasan Karakaya ölmüş. Ölmüş ölmemiş bizce önemsiz, önemsiz olmasına da zalimlerin yağdanlığı olanlara yine de sözümüz olmalı değil mi? Hani yukarıda söyledik ya emperyalist/kapitalist sistemin işbirlikçileri diye. Aslına bakarsanız onların da tarih sahnesinde bir an bile esamileri okunmaz. Ne var ki, bunların ne menem şeyler oldukları da bilinmelidir ki, her fırsatta kandırılan milyonlar bir kez, bir kez daha kandırılmasınlar. Milyonların tepesinde demoklesin kılıcı gibi sallanıp kendi halklarına kan kusturamasınlar.

Şu an bölgemizde; bizim evimiz-ocağımızda olmasa da büyük acılar yaşanıyor. Belki de benim bu yazıyı yazdığımın birkaç dakika sonrasında bu mavi gökyüzünü bir daha göremeyecekler olacak. İnsanlara mavi gökyüzünü göstermemeye yeminliler karşısında bu kadar mı aciziz? Onlara verecek hiç mi yanıtımız yok. Biliyorum 2016 yılının ilk gününde de bizler yeterince örgütlü, halkımız ise yeterince bilinçli değiller. Ancak bu eşiği aşmamız bu kadar mı zor ki de yıkılmaz, bileği bükülmez örgütlü bir güç haline gelemiyoruz? Tamam, bizler insanlığın kurtuluşu sosyalizm için bir avuç insan da olsak bir araya gelmiş ve varımızı yoğumuzu ortaya koyarak mücadele ediyoruz. Peki, bu mücadelenin bir sıçrama göstermesi için milyonların hiç mi bu mücadelede tuzu biberi olmayacak? Milyonlar bizleri hep kıyıdan köşeden seyrederek bizlere; "Ne yapalım, bizim elimizden ne gelir ki" mi diyecekler?

Ne demişti BÜYÜK OZANIMIZ NAZIM HİKMET?


DİLİM SÖYLEMEYE VARMIYOR AMMA
SUÇUN ÇOĞU DA SENDE BE KARDEŞİM
…"

İşte çözmemiz gereken düğüm burada gizleniyor, çözeceğiz de...


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA