turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FİKRİ - ZİKRİ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

2 OCAK 2016

Recep Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan'dan döner dönmez ayağının tozuyla yine "Başkanlık" diye tutturdu, konuştu da konuştu. Sanırsınız ki, Türkiye'nin hiçbir sorunu kalmamış hepsi en iyi noktada geriye kala kala bir "Başkanlık" sorunu kalmış. Eğer bir de bu sorun çözülürse tamamdır her şey güllük gülistanlık olacak.

Aslına bakarsanız ne zaman bu "Başkanlık " sözü geçse benim aklıma Turgut Özal geliyor. O Turgut Özal ki bazılarına göre iyiydi, kendisini eleştirenlere karşı hoşgörülü davranırdı vs derler ya bu sözlerin hepsinin küçücük bir anlamı yok. Yok, çünkü Turgut Özal hem tarikatçıdır, hem uluslararası sermayenin adamıdır hem de ABD işbirlikçisi bir kişidir. Haydi, bunları geçtik aynı zamanda da 12 Eylül faşizminin tek güvendiği insandır ki, 12 Eylül hükümetinin ekonomi direksiyonu onun eline verilmiştir. Sonra bu kişi ANAP'ı kurmuş ve Türkiye belki de o günden sonra liberalizmin 'laissez faire, laissez passer' yani bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler anlayışı ile görülmemiş bir şekilde tanışmıştır. Üstelik de bu kişi zenginleri seven bir kişidir. Turgut Özal başaramasa da "Başkanlık" konusunda doğrusu az da tepinmemiştir. Sonra bakmıştır ki partisi gün geçtikçe zayıflamakta ve erimektedir, çıkışı Çankaya'ya çıkmakta bulmuştur. Turgut Özal'da tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi kendisinin bir dediğini iki etmeyecek ve sözünden çıkmayacak birisini yani Akbulut'u Başbakanlık koltuğuna oturtmuş bütün bu gerçeğe karşın yine de olup bitenler kendisini tatmin etmemiş, o da tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi çift başlılığa işaret edip parlamenter sistemin işleri yoluna koymak için uygun olmadığını söyleye söyleye hakkın rahmetine kavuşup gitmiştir.

Durum yine aynıdır. Recep Tayyip Erdoğan iki başlılıktan şikayet edip durmakta ve öyle bir başkanlık istemektedir ki, her dilediğini istediği gibi yapabilsin. Bu konuyu konuşurken geçmişte de örnekler verip "Türk tipi başkanlık sistemi" mi demedi, "Meksika tipi başkanlık sistemi" mi demedi, dedi oğlu dedi. Bildiğiniz gibi Türk Tipi Başkanlık Sistemi'nin tarihte bir örneği olmadığı için eleştiriler karşısında fazla tutunamayınca sözü çevirdi Meksika tipi başkanlık sistemi demeye. Oysa Meksika tipi başkanlıkta ucube bir şeydi ve diktatörlüğün ta kendisiydi. Bu yüzden de bu konuda Suudi Arabistan dönüşü sözlerini değiştirdi ve sözü öyle bir noktaya getirdi ki, fikir zikir örtüşüverdi.

Hani biliyor ya federatif yapıya Türkiye'de karşı çıkacaklar çok, o da üniter devletlerde de başkanlık sistemi var diyerek öyle bir örneğe sarıldı ki, daha sonra konu ile ilgili saraydan bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Neymiş efendim?

Geçmişte Hitler Almanya'sı da ünitermiş ve orada da başkanlık sistemi varmış. Yani muhterem bula bula bu örneği bulmuş ve fikrinden geçenleri bir de zikir olarak deyivermiş işte. Hakkını yemeyelim başka örnekler de vermedi değil. Verdiği örneklerden sonra sözlerine bir de adaletli olmayı eklemedi mi işte tam da durumuna uygun düştü.

Ülkede 13 yıllık iktidarlarında ne özgürlük kalmış, ne eşitlik söz konusu ne de adaletten söz edebiliriz ama muhterem adaletli olmaktan söz ederek "Başkanlık" istediğini üzerine basa basa dile getiriyor.

İş bu noktaya gelmişken insan dağarcığında ne var ne yok dökmez mi? Döküp de madem dünyadan örnekler vererek Suudi Krallığı'nı es geçer mi? Kalkıp Suudi Arabistan'da da Krallık var oradaki adalet nerede var diye örnek verip olmuşken krallık istemez mi? Hem sahi adalet dersen Suudi Arabistan'da âlâsı yok mu? Orada birilerinin adaleti kılıç gibi kesip her şeyi doğrarken insan nasıl olur da böyle bir örneği atlar doğrusu anlamış değiliz.

Neyse; bir söz vardır insan meftunu olduğu şey yüzünden belasını da mevlasını da bulurmuş.

NE DİYELİM, BAŞKANLIK KENDİSİNE HAYIRLAR HASENATLAR GETİRİR İNŞALLAH!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA