turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MAKARAYI GERİYE SARMAK

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

7 OCAK 2016

Bildiğiniz gibi muhteremin niyeti hiç değişmiyor. Muhterem makarayı geriye sarıp sil baştan söylediklerini bir daha söylüyor. Öyle bir yol buldu ki, devletin kesesinden muhtarları çağırıp veriyor muhtarlara gazı. Muhtarlar da dünden hazırlar gazı yedikçe austin kamyon gibi yerlerinden fırlayıp fırlayıp bir alkış tufanı koparıyorlar. Oysa muhteremin konuştuklarına baktığınız zaman değişen bir şey yok. Çevir gaz yanmasın hesabından eski söylediklerini yineleyip duruyor.

Sözü başkanlık sorununa getirip gerçek niyetini bir kez daha içine milliyetçilik sosu da boşaltarak diyor ki, "Türk tipi başkanlık niye olmasın?". Muhterem "Türk Tipi Başkanlık" demiş de yer yerinden oynamış. Kendisini bir eleştirmişler bir eleştirmişler ki, eleştirenler Türklerin orijinalliğine karşı çıkanlarmış. Başka yerlerde o ülkelere özgü başkanlık olurmuş da niye bizim ülkemizde de olmazmış?

Olup olmayacağını geçiyoruz. Madem "Türk Tipi Başkanlık" modelini ortaya attınız çıkın muradınızın ne olduğunu söyleyin de görelim ve de Türklüğe özgü ne yanı varmış bizler de anlayalım. Şu an yetkileri artırılmış cumhurbaşkanısınız ya, buna benzer bir şey bile bizim için faşizmin ta kendisi olarak yerine oturuyorsa, hukuk, adalet, özgürlükler hak getirmeyse açıkça belli oluyor ki, sizin başkanlıktan muradınız kesinlikle Suud Krallığı benzeri bir şey olsa gerektir.

Suud Krallığı dedik ya es geçmeyelim. Malum Suud Krallığı'nda Şii Şeyh Nimr'in ve diğer Şii kökenlilerin başı vuruldu ya, işte bu nedenle İran'da Suudi Krallığı'nın konsolosluklarına yönelik saldırılar oldu. Muhterem geçmiş muhtarların karşısına bu konuyu sözüm ona değerlendiriyor. Neymiş efendim Şii inançlı kimselerin idamı Suudi Krallığı'nın iç hukukuymuş. Bir kez insanın terazisi doğru tartmalı, siz hangi hukuktan söz ediyorsunuz ki, ya da insanlık adına Suudilerin ne hukuku var ki, bu idam sorunu iç hukukla değerlendirilebiliyor? Bu değerlendirme bile nahoş kaçan bir değerlendirmenin çok ama çok ötesinde. Siz böyle bir durumu eleştirmeyip "İç hukuk" diye geçiyorsunuz, ama İran'ın tepkilerine gelince kabul edilemez buluyorsunuz. Kişisel görüşleriniz böyle olabilir, ancak Türkiye'yi temsil ederek konuşuyorsanız hakkaniyetli bir şey söylemelisiniz.

Gerçi hangi konuda hakkaniyetli şey söylediniz de, bu konuda söyleyesiniz anlamak güç ya, biz yine de olması gerekeni yazıyoruz buraya. Sizin göreviniz belli. Bulunduğunuz makam iki de bir de yargıya talimat verme yeri değildir. İşinize gelmedi konuştunuz, Cumhuriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül şimdi Silivri'de. Şimdi de kalkmış yargıya başka bir talimat veriyorsunuz. Neymiş efendim yargı harekete geçmeli ve HDP'yi kapatmalıymış.

Bu arada TBMM'ye de talimat vermeyi es geçmiyorsunuz. HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalkmalıymış. Yöneticilerine de hak ettikleri gereken ceza verilmeliymiş. Siz konuşuyorsunuz ya beklemede olan yargı birden harekete geçiyor.

Bugüne kadar seslerini çıkarmayan savcılar HDP milletvekilleriyle ilgili olarak fezleke üstüne fezleke hazırlayıp duruyorlar. Oysa hukuku olağan işleyen bir ülkede yargı kimseden talimat almadan işini yapmaz mı? Madem bunlar suçludur, yargı görevini yapar sorunda sorun olmaktan çıkar. Yok, sizin talimatınız gereği olacaksa her şey işte sakatlığın en büyüğü buradadır. Hem 7 Haziran tarihinden öncesi yok mu ülkemizde yaşananların? 7 Haziran gününe kadar her şey olağan gidiyordu da sonrasında mı iş gelip HDP'nin kapatılmasına ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına geldi dayandı?

Eğer söylediklerinize kendiniz inanıyorsanız yaşananların bu noktaya gelmesinde birinci derecede suçlu siz ve desteklediğiniz AKP iktidarı değil mi? Hendeklerin kazılması, ülkenin her tarafının silah deposu haline getirilmesi sizin izlediğiniz politikaların sonucu değil mi? Bu durumda AKP'nin kapatılması, bu politikalarda etkili katkıları olanların dokunulmazlıklarının da kaldırılması gerekmez mi? Olayların bu noktaya gelmesinde 13 yıllık AKP iktidarının katkısı kadar belki de PKK'nın bile katkısı yoktur. Olayları tek yönlü düşündüğünüz de birilerini hedef gösterip muhtarları coşturabilirsiniz ama hiçbir zaman ülke sorunlarını çözemezsiniz. Bugün devletin parasıyla kendinize muhtarları dinleyici olarak sarayınızda konuk ediyorsunuz. Şimdi; siz bu politikayı çok mu doğru görüyorsunuz? Bir cumhurbaşkanının muhtarların karşısında muhalefet liderlerine atması tutması ve de gerçekdışı suçlamalarla verip veriştirmesinin hiç mi hukuksal karşılığı yok? Ya da dokunulmazlık zırhını herkesin anasını ağlatmak için sonsuza kadar kullanabileceğiniz bir silah mı sanıyorsunuz?

Bu palavralara kanmak için birlikte yola çıktığınızı söyleyen bu yüzden de sizi koruyup kollayacağını, her isteğinizi harfiyen yerine getireceğini dile getiren Ahmet Davutoğlu yok sizin karşınızda. Eğer görmek isterseniz koskoca bir ülke halkı var.

Hani bazıları, biliyorum kaşınacaklar ama olsun.

Karşınızda bir de, her şeyi kendiniz sanıyorsunuz ya değil, Türkiye Cumhuriyeti var.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA