turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

11 OCAK 2016

Türkiye'de ben beni bildim bileli basın çalışanları hep büyük sorunlar yaşamışlardır. Öyle ki, onların bileklerine kelepçe takılmadığı günleri anımsamıyorum. Geçmişe gittiğimiz zaman sağ iktidarlar eğer gazeteciler solcu ya da sosyalistse onları bir gölge gibi izlettirirler sonra da yazdıklarından çizdiklerinden dolayı yargı harekete geçirilir ve de gazeteciler 141-142. maddeden doğru hapsi boylarlardı. Yani sizin anlayacağınız gazetecilik bizim ülkemizde hep sorunlu olmuş, namuslu, dürüst gazetecilik her zaman yıldırımları üzerine çekmiştir.

Bu yüzden de ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ'NÜ dünya kutladı, bizde de kutlandı. Dünyanın birçok yerindeki kutlamalarda gazeteciler ne duyumsamışlardır, yönetim erkinde bulunanların tutum ve davranışları nasıldır üç aşağı beş yukarı bilmekteyiz ama bizim ülkemizde AKP iktidarıyla birlikte 13 yıldır ülkenin basın çevrelerine ve gazetecilere kan kusturulduğuna tanık oluyoruz. Kim ki AKP'nin ve de Recep Tayyip Erdoğan'ın işine gelmeyen yazılar yazmış bir şekilde bunların hemen hepsinden misliyle öç alınmıştır.

Eğer bir ülkede gazetecilerden misliyle öç alınıyorsa orada yaşamın gidişi bile olağan olmayıp sorunludur. İnsanın en çok çanını sıkan şeyse birilerinin yavuz hırsız rolünü en iyi şekilde oynamalarıdır. Onca gazetecimiz bizzat gazete patronlarına en tepeden baskı yapılarak işten attırılmış, olmadı gazeteciler hapsi boylamışlar, bir kısmı dışarı çıksa da bir kısmı hâlâ içerde çile doldurmakta, bütün bu gerçeklere karşın ise birileri çıkıp yüzlü yüzlü ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ ile ilgili bir şeyler söyleme gereğini kendisinde hak görmektedir.

Şu an Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül, MİT TIRLARI ile ilgili haber yaptıkları için içerdedirler. Onlardan başka daha pek çok gazeteci de cezaevini boylamıştır. İçerde olmayanların çoğu da iktidarın ve Recep Tayyip Erdoğan'ın isteği ile işlerinden olmuşlardır.

Ne yazık ki bütün bunlar hiç yaşanmamış da ortalık güllük gülistanlıkmış gibi Recep Tayyip Erdoğan Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile ilgili bir açıklama yapmakta ve şaka gibi bir demeç vererek; "Haberciler ne derece özgür olursa, ülkenin demokrasisi de o denli güçlü olur" demektedir. Gerçekten de şaka gibi bir şey değil mi? Recep Tayyip Erdoğan "özgür habercilikten söz ediyor. Madem bu sözleri etmek gereği duydunuz nasıl olur da onca müdahaleniz ve hatta yargıyı birilerini doğrudan hedef göstererek göreve çağırmanız hiç mi aklınızın ucundan geçmiyor?

Ama hakkını yemeyelim. Sözünün devamında ise kimlerin özgürce yazacaklarına kimlerin yazamayacaklarına da işaret etmeden geçememiş.

Gelelim Davutoğlu'na. O da partisinin Afyon'da yapılan toplantısında basın çadırına giderek, gazetecilere; "bugüne kadar sizler bana soru sordunuz, bundan sonra da ben size soracağım" diyerek işi gargaraya getirmiş, kendi evliliğinden, Sare Hanım'ın yemeklerinden, evlilik sonrası Afyon'a gitmelerinden ve 20 çeşit yemeğin önüne konmasından söz ettikten sonra daha çok yemesi için de sırtına yumruk vurulduğunu söyleyerek içinde bulunduğumuz acı dönemi aklınca biraz olsun unutturmaya çalışmıştır. Sonra da korumalarına dönmüş; gazetecilere Afyon kaymağından, sucuğundan oluşan bir paket hazırlanmasını söyledikten sonra o da kendince ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ'NÜ kutlamıştır.

Ya ben gerçekten de bu yaşananları zor hazmediyorum. Ben; Beyaz Şov'u çok az izlemişimdir. Beyaz Şov'da canlı canlı bizce hiç de suç unsuru olmayacak şeyler yaşandı ya, hemen iyi saatte olsunlar harekete geçtiler ve tam anlamıyla bir dehşet ortamı yarattılar. Kanal D özeleştiri yaptı. Beyazıt Öztürk hem alı alına moru moruna karışarak kendini savunmaya kalktı ve gözleri doldu ve hatta ağladı. İşte ülkemizde en basitinden barış isteyen Ayşe Çelik'in yarattığı dalgalanma. Hırs öyle büyük, düşmanlık öylesine acımasız ki, AKP iktidarı elinde kılıç birilerini gerçekten de doğramaya hazır.

Gerçekler bu olunca da birisi özgür haberden söz ediyorsa, bir diğeri kalkıp Afyon kaymağı ve sucuğundan paket yaptırarak ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ'NÜ kutluyorsa geçelim efendim geçelim.

Ülkede kaos var kaos. Vallahi de billahi de kaos var kaos…

Yazımı bitirirken Can Dündar ve Erdem Gül'ün şahsında tüm gazetecilerin gününü kutluyorum.

Ama gerçekleri ve işsiz gazetecileri de söyleyerek ve anarak…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA