|
Turgut Koçak 10.01.2008 OLAYLARIN ARKASINDA SAM AMCA VAR Bu yazıyı okuyan arkadaşlar bir önceki yazıyı okuduktan sonra bu yazıyı okumalıdırlar. Çünkü bir önceki yazımızda Diyarbakır’da patlatılan ve 6 kişinin ölümüne neden olan patlamanın asıl sorumlusunun ABD olduğunu söylemiş ve şöyle yazmıştık. “Ülkemizde yaşanan terör olaylarının asıl nedeninin Türkiye sermaye güçleri olduğunu asla atlamaksızın olayların üstüne gitmek ve yığınların bilinç ve kararlılık kazanmasını sağlamak biz sosyalistlerin boynunun borcu olmalıdır. Çünkü kapitalist-emperyalist sistemin kendisi bizzat terörden beslenmekte ve doğası gereği teröristtir. Dolayısıyla Diyarbakır’da yaşanan terör eyleminin arkasında kim ya da kimlerin olduğu, adresin nereye çıkacağı doğru saptanmalıdır. Yapılan eylemi doğrudan PKK sahiplense bile sonuç asla değişmeyecek; yukarıda sözünü ettiğimiz güç odaklarıyla olan bağlantılar olsa olsa sis perdesinin arkasına itilmiş olacaktır. Hiç kuşku yok ki, biz bu görüşleri dile getirirken PKK’nin bu ve benzeri eylemleri yapmadığını yapmayacağını söylemiyoruz. Aksine bu eylemlerin bağlantılarına işaret ediyoruz.” Durum bir kez daha anlaşılmıştır ki, pek çok olayda olduğu gibi bu olayın arkasında da ABD emperyalistleri vardır. Çünkü ABD emperyalistleri bölgemizde yeni yeni oyunların peşinde olup kendi politikalarına işlerlik kazandırmak için bu tür adımlar atmaktan asla çekince duymaz duymamaktadır. ABD emperyalistleri geçmişte Lübnan’da kendi politikalarını gerçekleştirmek istemiş ve bu politikalara işlerlik kazandırmak için de Lübnan’’da terör eylemleri örgütlemiştir. Bilindiği gibi bu terör eylemlerinin en çok yankı uyandıranı ise, eski başbakanlardan Hariri’nin öldürülmesi ile sonuçlanan bombanın patlatıldığı terör eylemi olmuştur. Bu terör eyleminin arkasından da sıcağı sıcağına Suriye suçlanmış ve Suriye’ye yaptırım uygulanması ve hatta saldırı düzenlenmesi için günlerce yoğun çaba harcanmıştır. Bu olayların devamında ise İsrail’in geniş çaplı hava ve kara saldırısı gerçekleşmiş, Lübnan kentleri yerle bir edilmiş, 2000’e yaklaşan çoluk çocuk Lübnanlı bu bombardımanlarda yaşamlarını yitirmişlerdir. Şimdi bu Hariri suikastine bir terör eylemi denilip geçilebilir mi? Kuşkusuz, Amerika bir taşla birden fazla kuş vurmak için bu eylemi bizzat organize etmiştir. Çünkü; Lübnan’da böylesi eylemlere en çok gereksinim duyan Amerika’dır. Çünkü patlatılan bu bomba uranyum içermektedir. Böyle bir bombanın terör örgütü olarak suçlanan hiçbir örgütün elinde bulunmasının olanağı yoktur. Kısaca bu iş CIA mihraklıdır. Daha pek çok olayda bu bağlamda değerlendirilmelidir. Hemen sıcağı sıcağına başka bir olaya dönelim. Pakistan’da seçimler yapılacaktı. Bu nedenle de Benazir Butto ülkesine Amerika’nın isteği ve çabasıyla dönmüştü. Büyük bir miting sonrasında arabasının içinde öldürüldü. Biz bu olayı günlerce televizyonlardan izledik. Sözde bir tabanca çıkarılıyor, ateş ediliyor ve Benazir Butto başından aldığı kurşun yarasıyla yaşamını yitiriyor. Bu olay sırasında intihar bombacısının patlattığı bomba da işin tuzu biberi oluyor. Ve bizler haberlerden öğrendiğimize göre Butto, dinci örgütler tarafından bir suikast sonucu böyle öldürülüyor. Türkiye’nin Amerikancı medyası ise ağız birliği etmişçesine olayı dincilerin üzerine yıkarak ülkemizde Amerika’nın yapmak istediği propoğandayı yaparak üstüne düşen görevi en iyi şekilde yerine getiriyor. Aynı türden çabalara Pakistan yönetiminin de girişmiş olması hiç de, bir rastlantı olarak görülmemelidir. Gerçekler gösterildiğinin tam tersidir. Benazir Butto bu şekilde Amerika’ncılığının karşılığını almıştır. Onu oraya yollayan da, yolladıktan sonra öldürülmesinden çok büyük kazançlar elde edecek olan da Amerika’dır. Dolayısı ile hem Pakistan’a göndermiş, hem de onu öldürtmüştür. Suçu ise İslamcı grupların üzerine yıkmış, böylece ülkede ve dünyada İslama karşı bir öfke selinin büyümesini gerçekleştirmiştir. Bir kez, Butto tabancadan çıkan kurşun ya da patlatılan bombanın etkisiyle yaşamını yitirmiş değildir. Butto, gerçekte lazer silahıyla öldürülmüştür. Gizlenen otopsi raporunda beyni kafatasının içine dağılan Butto’nun beyni kafa kemiği ile kaynaşmış durumdadır. Peki şimdi sormak gerekiyor: Lazer silahı kim yada kimlerin elindedir? Terörist diye suçlanan İslami örgütlerin elinde böyle bir silah var mıdır? Böyle bir silah yalnız ve yalnız Amerikalıların elinde vardır ve Benazir butto’nun öldürülmesinde de bu silah kullanılmıştır. Şimdi açıktan açığa Amerikan uşaklarına sesleniyoruz. Amerika’nın gözünde gerçek yeriniz bellidir. Bugüne kadar Amerikancıların sonuna bir bakın; oradan kendi sonunuzu da görmeniz mümkün olacaktır. Dün Amerikan karşıtlığı ile bilinen kükrek Libya lideri Kaddafi, bugün kefeni yırtmış görünmektedir. Peki bu ne pahasına gerçekleşmiş bir kefen yırtmadır? Açıkça söyleyelim; Kaddafi’nin kuyruğunu kısması ve Amerika’nın söylediklerini aynen kabullenmesi sonucudur. Ancak bu bile bilinmelidir ki, Kaddafi’yi kurtarmaya yetmeyecektir. Öyleyse bu olup bitenler bütün Amerikan uşaklarının kulaklarına küpe olmalıdır. Şimdi gelelim Diyarbakır’daki olaya: Bu olayın görünüşe göre şüphelileri yakalanmıştır. Resmi bilgilere göre de PKK’lıdır. PKK’lı bile olsa bunun bir önemi yoktur. Daha önceki yazımızda belirttik. Alıntımızda da ne dediğimiz açıkça anlaşılıyor. Bu eylemleri gerçekleştirenler gerçekte Amerikan emperyalizminin taşeronlarıdır. Gösterime giren film Amerika’nın Hollywood versiyonudur. Nedenleri ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nce ve emniyetince bilinmiyor değildir. AKP’nin, PKK’yi Amerikan desteği ile yok etme gayretine ise kimse inanmamalıdır. Türkiye kamuoyu AKP ve Amerika tarafından kandırılmakta hem bölgede, hem de ülkemizde emperyalizmin büyük oyunu oynanmaktadır. Bu terör eylemlerini organize eden bir Amerika vardır, bir de bu terör eylemlerini bilerek isteyerek gizleyen ve görmezlikten gelen AKP, AKP’nin başı Recep Tayyip Erdoğan ve cumhurbaşkanlığına alışamadığımız ve alışamayacağımız Abdullah Gül. Dün; Bush’u, Recep Tayyip Erdoğan görüp geldi. Bugün de Abdullah Gül. Mübareklerin Amerika sanki kapı bir komşuları, gidip gelmekten eşeklerini aşındırdılar. Ama onların her gidip gelişi ise Türkiye’ye çok pahalıya patlıyor çok. Şimdi durup dururken İran sorunu yeniden gündeme geldi. Hem de önemsiz bir nedene bağlı olarak. Amerikalılar kendi raporlarında bile bu olayı önemsiz olarak işaretledikleri halde, şimdi haberler durmadan Amerikan savaş gemilerinin taciz edildiğini şişire şişire vermekte ve yeni bir senaryoya ebelik edilmektedir. Kanal D’nin çok bilmiş harbecisi M. Ali Birand çok bilmiş çok bilmiş yorumluyor. Neyi miş efendim bir şey verecekmişsiniz ki bir şey alasınızmış. Amerika bizim PKK’yi bitirmemize yardım edecekmiş biz de onlara onların istediklerini verecekmişiz. Yani vermeden alınmazmış. Haydi işbirlikçiler ne duruyorsunuz? Bugüne dek verdiğiniz az geldi. Bakın; M. Ali Birand, büyük gazeteci de öyle söylüyor. Ne duruyorsunuz. Birand’ın söylediklerini yerine getirin!.. VERİN ALLAH VERİN! VERİN ALLAH VERİN! Ama bu ülkenin sahipsiz olmadığını da unutmadan verin....
|