turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GERİCİDEN PROFESÖR

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

17 OCAK 2016

Burhan Kuzu'yu tanımayanımız var mı? O, AKP'nin gediklilerinden ve de Recep Tayyip Erdoğan'ın bir dediğini iki etmeyecek cinslerdendir. Başkanlık konusunda da özgün düşünceleri olduğunu iyi biliyoruz. Recep Tayyip Erdoğan'ın başkan olması için çırpına çırpına bütün tüylerini döken kuş örneği bir adamdır. İşte bu adam CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'a diktatör demesini ele almış ve demiş ki; "Diktatörlük varsa sizin tutuklanmanız lazım."

İşte; Prof ünvanlı bir kişi diktatörlüğü böyle anlıyor. Hani bir de kalaklı kulaklı bir tarifi olsa anlayacağız ama işin o faslına girmiyor. Böyle diyerek demokratız demeye getiriyor sözü. Ancak; Burhan Kuzu'nun söylediğinin çok ötesine geçmiştir Türkiye'de işler. İnsanlar bildiri yayınladı diye Recep Tayyip Erdoğan yargıya talimat yağdırır, akademisyenleri hedef gösterirse, polisler sabahın erken saatlerinde akademisyenlerin kapısına dayanıp onları gözaltına alırsa, savcılar hukukun üstünlüğünü başat almaz ve de talimatlarla hareket ederse, yargı yürütmenin gözünün içine bakarsa o ülkede demokrasinin kırıntısından bile söz etmenin olanağı kalmamış demektir.

Yine bir ülkede işçiler, emekçiler kısaca tüm çalışanlar hak istemleri ile harekete geçtiklerinde polis onları gaz ve basınçlı suya boğar, sopadan geçirirse o ülkede ne haktan, hukuktan ne de eşitlikten ve özgürlükten söz edilebilir. Yine bir sabah uyandığımızda çalışanların maaşına %5'lik bir zammı bile çok görenler; ekmeğe %33,5 zam bindirirlerse, ülkede temel gereksinmelerin tümüne %30 ile %50 arasında zam geliyor da ülkede kimse sesini çıkaramıyorsa kabul edelim ki o ülkede de ancak diktatörlükle yığınlar susturulmuş demektir. Yoksa demokratik bir ülkede böyle iktidarların tepesine gök kubbesini geçirirler gök kubbesini.

İşte bu gerçeği bilen iktidarlar ise, ülkeyi olağan koşullarda yönetemeyecekleri için yasaları değiştirirler, polise görülmemiş yetkiler vererek kim sesini çıkarırsa tepesine binmesini sağlarlar. Daha da önemlisi; yığınların başını kaldırmaması için ülkede sürekli olarak korku ve savaş ortamı yaratırlar ki, kaos böylesi iktidarların beslenme kaynağı olur.

Şimdi soralım; 13 yıldır iktidarda olan partinizin marifetlerini gözden geçirdiğiniz zaman nereden nereye geldiğimiz konusunda zorlanmayacaksınız Sayın Kuzu. Onca antidemokratik yasalar sizlerin sayesinde çıktı. Polis salahiyetleri ve iç güvenlikle ilgili çıkardığınız yasalarla öylesine çizmeyi aştınız ki, Hitlere bile rahmet okutacak konuma geldiniz.

Sizin iktidarınız sırasında bir sürü haramzade çalıp çırptı köşeyi döndü. Olup bitenler öylesine apaçık ortada ki, yargı bile bu kimseleri kolundan tutup hesap soramıyor. Sormaya kalksa ortada ne yargı bırakıyorsunuz ne de hukuk. Yargıya tepeden tırnağa çektiğiniz operasyonu isterseniz bir gözünüzün önüne getirin. İnanıyorum ki, yargının nasıl sıkıp suyunu çıkardığınızı siz de görmekte zorlanmayacaksınız. Hani üstelik siz bir de üstüne üstlük öğretim üyeliğinden gelmesiniz. Ünvanınızın başında da Anayasa Profesörü bulunuyor. Gerçekten bu bilgiler ve böylesi gerici ve sapkın düşüncelerle üniversitelerde ders mi verebileceğinizi sanıyorsunuz siz? Sizi üniversiteye yeni başlamış bir hukuk öğrencisi bile dinlemez Sayın Kuzu…

Hani derler ya takke düştü, kel göründü diye, siz ve sizin gibilerin gerçek durumu da bu. Artık takkeniz göründü ve altından da İslam soslu faşizm çıktı faşizm.

İslam soslu dediğimiz için biliyorum birileri celallenip İslam bu değil diye hop oturup hop kalacak ama ne yapalım biraz da böyleleri tepinsin. Eğer böyle olmasaydı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi 6 bakanlığın bütçesine denk olmazdı. Bu bütçe ile diyanet halkın gözüne kül üfürüp onları gericileştirmek için her yol mubah deyip onca çam devirerek göz boyamaya kalkmazdı. Tantana ve şaşayı bir yaşam biçimi olarak seçip o mersedes olmadı bu mersedes olsun deyip milletin kanını sülük gibi emmeye kalkmaktan biraz olsun arlanır hicap duyardı.

Ya peki, örtülü ödenekten herhangi bir payı olmaması gereken Recep Tayyip Erdoğan'ın harcamalarına ne buyuruyorsunuz. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin geçen ay örtülü ödenekten harcadığı para tavan yaptı tavan. Hiç demokratik bir ülkede denetimsiz ve keyfi para harcaması yapılabilir mi? Diyeceksiniz ki, başka ülkelerde de aynısı var. Tamam var da, bizim ülkedeki örtülü ödeneğin nereye harcandığını bir bilen var mıdır acaba? Ya da şöyle soralım; ülke yararına harcanmış mıdır acaba?

Diktatörlük dediğiniz şey daha nasıl olabilir ki, ülke kaynaklarını istediğiniz gibi har vurup harman savurmak sizde, Soygun, hırsızlık, adam kayırma, sınavlarda hile, insanları keyfi olarak hak ve özgürlüklerinden etme, milyonları açlık ve yoksullukla terbiyeye kalkışma, baskı zulüm ne arasanız sizin iktidarınızın hüneri.

Sayın Kuzu velhasılı çok hünerlisiniz çok da, bu hünerlerinizin de gün gelip boynunuza bir urgan gibi dolanabileceğini aklınızdan hiç çıkarmayın olmaz mı hiç…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA