turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İZ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

19 OCAK 2016

Medyanın bir silaha dönüştüğü dünyamızda birçokları var ki, birer aslan parçasıymış gibi ortalıkta dolanıyorlar. Bizler birçoklarının fırsat olsa medyada burunlarını yere sürteceğiz de medya bizi öylesine yok sayıyor ki, bir de bakmışsınız ki keleğinden en keleği kim varsa her konuda uzman olup kendilerine birer sıfat uydurmuş ahkam üstüne ahkam kesiyorlar.

Bizler, yaşamımız boyu çok dönek, teslimiyetçi ve ikiyüzlü tandık. Yenileri karşımıza çıktığı zaman hiç mi hiç şaşırmıyoruz. Hani, kimileri için söylemeye söz bile bulamıyoruz. Örneğin, Recep Tayyip Erdoğan'la atışması kısa süren Kelkit yiğidi Aydın Doğan var ya; öyle inişli çıkışlı bir yol izledi ki, kim bir daha dönüp de bu adamın sözlerine değer verir?

Nasıl oldu bilemiyorum Şirin Payzın'ın 'Ne Oluyor' programına katıldım. Karşımda her fırsatta televizyonlarda boy gösteren Ertuğrul Kürkçü, Bülent Uluer, Bekir Ağrıdır, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nden bir Eş sözcü Bayan, (Neyse eş sözcülük) Bir Ermeni yurttaş ve Erol Kızılelma. Hak verirsiniz ki bu kadar çok insanın içinde bana söz süresi kısıtlıydı. Ama biliyorum ki, o programda hiç de istedikleri olmadı. Bana göre özellikle Ertuğrul Kürkçü, Bülent Uluer ve Bekir Ağrıdır'ın devreleri yandı. İşte o programdan sonra bana başka programlara da çağrılacağım söylendiyse de bir daha çağrılmadığım gibi sözü geçen program YouTube'tan bile kaldırıldı. Yani sizin anlayacağınız değerli dostlar; medyayı bize yasak kıldılar. Şirin Payzın'ın YouTube'ta bulunan tüm programlarının aksine sadece benim katıldığım programı kaldırmışlar. Ama olsun, bir söz vardır herkes bilir. Su akar yolunu bulur. Yandan çarklılar ve yandan motorlular ise erinde gecinde gerçeğin o bilinen affetmez yüzüyle karşı karşıya kalırlar.

Hani hiç değil ,bende o kadar sık olmasa da interneti kullanmaya çalışıyorum. Benim yazdıklarımdan o kadar aklı başından gidenler var ki, bunların çoğu bana küfürler savuruyor. Olmuyor içlerinde belden aşağı yazıp çizenler de çıkıyor. Bu tiplerin zavallılıklarını bilmeyen insan değilim, ama insan kendisini herkesten daha iyi tanımaz mı? Bu tipler acaba hiç mi kendilerini gerçeğin yanılmaz terazisi ile tartmazlar da sallama sözlerle güya beni inciteceklerini ve de kendi seviyelerine düşüreceklerini sanırlar anlayamıyorum.

Sanırım bu tür davranışların karşılığını yazarken bu tür bataklık heyulalarına önem mi vermiş oluyorum ne? Oysa özverileri benim özverimin yanından geçmez. Yürekli insanlar desek hiç de öyle değiller. En iyisi ne yapmalı, onları kendi pislikleriyle başbaşa bırakıp bir akrep gibi kendilerini sokmalarını seyretmeli.

Uzun zamandır şu Vatan Partisi için bir şey yazmadım. Aslında yazmayı da hak ediyor değiller ama neyse. İşte bu parti ki, bu partinin gerçekte neyi savunduğu nerede durduğu hiç mi ama hiç belli değil. Bir süredir Ulusal Kanal'dan izlediğim kadarıyla bu parti neredeyse AKP'nin ikizi bir parti olup çıkmış. Olaylara bakışı, yorumlayışı Recepgillerle hiç mi hiç farklı değil. Tek farkı ise kendisini Kemalist sayması. Oysa bu partinin Kemalistlikle de yakından uzaktan ilişkisi yok. Bu parti Kemalistliği sadece ve sadece CHP'nin tabanındaki memnuniyetsizleri partisine çekmek için kullanıyor. Vatan'a sahip çıkmak adına işi öyle noktalara taşıdı ki, Yargıtay'a HDP'nin kapatılması için başvurmak bile bu partiye düşmüş. Gerçeklerden uzak, nasyonalist yani faşist bir politika izliyor.

Burada belirtmek isterim ki, PKK ve HDP ve benzer partilerin politikalarını bizler de eleştiriyoruz. Ancak bizim eleştirimiz emek eksenli ve sosyalizan öz taşıyor. Yaptığımız analizlerle de eşit yurttaşlık ortak vatan görüşünü savunuyoruz. Ne özyönetim ne federal yapı, ne de ayrılmadan yana değiliz. Bu üç anlayışı da burjuvazinin dünya görüşleri içinde değerlendiriyor bölge, ülke ve işçi sınıfı ve sosyalizmin çıkarları açısından yerinde bulmuyoruz. Daha da önemlisi, kendimizi burjuva anlayışların vücut bulması için çırpınan bir tarafta da görmemeye özen gösteriyoruz. Son olaylarda PKK'nın yakalattığı silah ve mühimmatın menşeinin emperyalist dünya olduğunu iyi biliyoruz ve emperyalist/kapitalist dünya ile organik bağ kurarak yol alacaklarını düşünenlerle de asla ama asla işimiz olmaz.

Vatan Partisi iki ayrı bloktan oluşuyormuş, sağ kanat ve sol kanat. Bu değerlendirim bize ait değil, arada sırada bizimle tartışmaya giren Vatan Partililer söylüyor.

Bitirirken bir konuya değinmenin yararına inanıyorum. Hani Ankara Başsavcısı Kılıçdaroğlu ile ilgili bir soruşturma başlattı ya, arkasından da Recep Tayyip Erdoğan tazminat isteği ile yargıya başvuracakmış ya işte; bu konuyu gözardı etmeyelim.

Unutmayalım ki, devran döndüğünde gerçekler işlerlik kazandığında bazıları durdukları adalet koltuğunda olmayacaklar.

Tıpkı Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve benzerleri gibi…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA