turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLARDA OYUN ÇOK!

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

20 OCAK 2016

AKP iktidarı çalışma yaşamını düzenleme çalışmalarının sonuna gelmiş. Yakında hazırladığı yasa taslağını meclise getirecek ve yasayı geçirecekmiş. Geçirecekmiş diyoruz çünkü nasıl olsa geçirecek çoğunluğu elinde bulunduruyor.

Yeni düzenlemeye göre; çalışma yaşamında iki önemli fiili durumla karşı karşıya kalacağız. Birincisi çalışanlar için ortada işgüvencesi diye bir şey kalmayacak. İkincisi ise kurulan köle pazarlarında işçiler istenilen ücrete yani asgari ücretinde altında bir ücretle çalıştırılacak. İşte bu andan başlayarak sarısıyla, ala renklisiyle ve kendisine devrimciyim diyen sendikasıyla sendikalar büyük ölçüde ayazda kalacaklar. Zaten işlevsizler ya daha da işlevsizleşip sözüm ona demokrasinin ayaklarından biriymiş gibi aksesuarlaşıp işleri bitirilecek.

Gerçekler bu olunca ister istemez insan kendi kendine soruyor, "nasıl oluyor da böylesine fiil bir durum karşısında sendikaların gıkı bile çıkmıyor" diye. Oysa sendikaların yeri yerinden oynatması, çalışma yaşamının hepten durması için harekete geçmesi gerekmez miydi? Gerekirdi, gerekirdi de her ne hikmetse bu konuyu doğru dürüst dillendirip işçileri, emekçileri uyarmak gereği bile duyulmuyor.

Oysa uzak değil, daha kısa bir süre önce 'Barış' isteği ile sözüm ona genel grev çağrısı yapıp ülkenin birçok yerinde çağrısı genel grev olsa da kimsenin takmadığı bir eylem yapılmamış mıydı?

Burada bir noktaya parmak basmak istiyorum. Bugün özellikle de DİSK niçin iki de bir genel grev çağrısı yapar da komik duruma düşer bir türlü anlamış değilim. Bir sendika düşünün ki, gerçek konumunu doğru dürüst hesap bile etmiyor ve işçileri greve çağırıyor. Sonra bir de bakıp görüyorsunuz ki, bu çağrıya sendika yöneticileri bile kulak asıp katılmamışlar. Yani çağrının ayakları havada kalmış. Bırakalım ülke genelinde harekete geçmeyi herhangi bir fabrikada bile iş durdurulamamış. İşçiler hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam etmişler.

Bizler bu sözleri; Türk-İş, Hak-İş gibi sendikalara zaten söylüyor değiliz. Çünkü onların patron yanlısı sarı sendika olduklarını zaten iyi biliyoruz. Bu yüzden de DİSK'i uyarmayı bir görev sayıyoruz. Çünkü gerçekte genel grevle yakından uzaktan ilgisi bulunmayan çağrılar yaparak DİSK'i kimse yalancı çoban konumuna düşürmemelidir. DİSK gibi bir sendika öncelikli olarak üyelerini doğru dürüst eğitmeli ve kendisi için sınıf olduğunun bilincine varmalarını sağlamalı ki, egemen güçlerin emeğe saldırısı karşısında daltaban kalıp çaresizliğe düşmemelidir.

Daha açık konuşalım, DİSK; DİSK olarak asli görevini öncelikle yerine getirmeli ki, ülke sorunları ile ilgili söz söyleyecekse ve de etkili olmasını istiyorsa eşyanın tabiatına uygun davranarak kendisini böyle bir varlık olarak ifade etmelidir. Aksi takdirde kendisini Kürt sorununa kilitlemiş olan KESK vb yapılarla giriştiği eylemler ne eyleme benzer ne de bu eylemler yığınlar tarafından destek görür. Aksine; sağ ve faşizan eğilimli gruplar tarafından provoke edilerek DİSK gözden düşürülmeye çalışılır.

Görüldüğü gibi AKP Anayasa değişikliğinden söz ederken demokrasi sözcüğünü bir türlü dilinden düşürmüyor. 12 Eylül 2010 yılında AKP'nin anayasa değişikliği halkoylamasına gidip kabul edildiğinde bile işçiler için önemli değişiklikler getirildiği söylenmekte ve işçilerin genel grev ve dayanışma grevleri yapabilecekleri söylenmekteydi. O günden bugüne bırakalım genel grevi falan bir tek dayanışma grevine ve hatta bir tek başarıya ulaşmış greve bile tanık değilsek oturup düşünmeliyiz. Dedik ya, bunlarda oyun çok. İşte AKP'nin çalışma yaşamı ile getirdiği yeni düzenleme ile işçilerin ve emekçilerin soluğu iyice kesilecek, bir adım sonrasında kamu çalışanlarını da içine alacak şekilde değişiklikler yapılıp çalışma yaşamı tam anlamıyla köleliğe dönüştürülecektir. AKP'nin yasalaştırmak için gündeme getirdiği gerçekler bunlardır. İşçiler adına sendika kuran ve sözüm ona işçilerin haklarını savunan sendikalar bu durumda niye bu kadar suskundur dersiniz?

Sözü uzatmayalım; işçi ve emekçilerin sendikal haklarını savunmak bugüne kadar ne sarı sendikaların işi olmuştur ne de sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışını terk ederek, sosyalist kafa ile düşünmeyip sadece ve sadece solculuk yapanların işi olmuştur. İşte bu yüzden birileri hep yel değirmeniyle dövüşmeyi işaret etmeyi ihmal etmezken en basit görevi bile yerine getirmekten uzak durmuştur. Yoksa bugün AKP'nin getirmek istediği kölelik sistemi karşısında yer yerinden oynamalıydı yer yerinden ki, kimse diktatörlük hevesine kapılmaya cüret bile edemesin…

Ama söylüyoruz; AKP'nin kazdığı her çukur kendisi için birer cehennem çukuruna dönüşecek, emek güçleri karşısında AKP'nin borusunun öttürülemeyeceğini hep birlikte göreceğiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA